Hizmet boşluğu doğar

Hizmet boşluğu doğar
Prof. Dr. Nazmi Zengin, 112, acil servis ve yoğun bakımda görev yapan pratisyenlerin aile hekimliğine geçmesi ile boşluk oluştuğunu, bunun sağlıkta hizmetin yavaşlamasına ve kalitenin düşmesine yol açabileceğini belirtti
Aile Hekimliği uygulaması ile birlikte 112 hastanelerin acil servisleri, diyaliz ve yoğun bakım ünitelerinde yaşanan ‘pratisyen hekim açığı’nın sağlık sisteminde çeşitli sorunlara yol açabileceği belirtildi. Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Zengin, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın en önemli basmaklarından biri olan Aile Hekimliği’nin halk ve hekimler nezdinde büyük ilgi uyandırdığını söyledi. Halkın ilgisinin yeniye rağbet ve Aile Hekimliği’nin sağlık hizmetlerinde yıllardır yaşanan sorunları çözebilecek bir umut olarak görülmesinden kaynaklandığını vurgulayan Prof. Dr. Nazmi Zengin, hekimlerin ilgisinin de pratisyen hekimlikte yaşanan kimlik kaybının ortadan kalkması maddi avantaja dayandığını ifade etti.

HİZMET YAVAŞLA, KALİTE DÜŞER!

Prof. Dr. Nazmi Zengin şunları söyledi: “112, acil servis ve yoğun bakımlarda görev yapan hekimlerimizin aile hekimliğine rağbeti konusunda özel nedenler de vardır. Bunları da; çalışma şartlarının ağırlığı, vardiya uygulamaları, malpraktis (yanlış, özensiz tedavi) ve şikayet edilme ihtimalinin yüksekliği olarak sıralayabiliriz. 112, acil servis ve yoğun bakımlarda nitelikli eleman sıkıntısı vardır. Buralarda çalışan hekimler çeşitli kurslara katılarak ve yıllar içinde oluşan tecrübe ve birikimlerini kullanarak hastalara en iyi hizmeti vermeye çalışıyorlardı. Onlar aile hekimliğine geçince yerlerinde kolay doldurulamayacak bir boşluk oluşmuştur. Bu boşluk hizmetin yavaşlaması ve kalitesinin düşmesi biçiminde kendini gösterecektir.”

SAĞLIK OCAĞI TABANLI DÜZENLEME YAPILABİLİRDİ

Sağlık reformunun gerekli olduğunu vurgulayan Zengin, “Adı ne olursa olsun ülkemizde bir sağlık reformu gerekiyordu. Kanaatimizce sağlık ocaklarının ıslahı ile hekimlerin nüfus tabanlı olarak görevlendirilmesi ve sevk zincirinin işletilmesi ile bu reform yerli kaynaklarımız kullanılarak gerçekleştirilebilirdi. Ama her konuda olduğu gibi sağlık konusunda da küresel güçlerin ülkelere, hükümetlere sunduğu hazır paketler vardır. Bizim hükümetimiz de “aile hekimliği” adını verdikleri modeli paket halinde tercih etmiştir” diye konuştu. Yakından bakıldığında bu modelin birinci basamak hizmetlerinin kamu-özel işbirliği biçiminde yürütülmesini amaçladığını dile getiren Prof. Dr. Nazmi Zengin, “Bu modelde hekim ailenin değil bireyin hekimidir, aile hekimliği terimi halkımızda iyi çağrışımları olduğu için tercih edilmiştir” değerlendirmesini yaptı.

Aile hekimliği uygulanan yerlerde sistemden memnuniyet oranının yüksek olduğunu kaydeden Zengin, değerlendirmelerini şöyle tamamladı: “Ancak bu memnuniyet yüksekliğinin kısmen de olsa halkımızın hekimlerden sadece tedavi edici hizmetleri beklemesine bağlı olduğunu söylemek mümkündür. İkinci bir husus da aile hekimi başına düşen kişi sayısının çokluğudur. Bir hekimin 3500 civarında kişiye gerçek anlamda aile hekimliği hizmeti vermesi bilimsel olarak mümkün görünmemektedir.”

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.