Herkes kendi içine baksın

Bir bardak düşünün dolu ağzına kadar. Bir damla yarısı düşse taşacak. O bir bardaktan taşan belki de bir avuç su birçok kişiye sel olacak. Söylenecek çok şey var. Dertleşelim biraz. Bazen insanlığımın yorulduğunu hissediyorum. Hep güzel ve iyi şeyler düşünmek yıpratıyor bir yerde. Neden mi? Çünkü karşındaki insanlar senin gibi düşünmüyor. Düşünmek zorunda da değiller yargılamıyorum. Ama keşke saygı duysalar, insanı yoran bu aslında saygı bekleyip görememek… Hakkımdır diye düşünüyorum bu beklentinin.

**

İnsanlar o kadar çok konuşuyor ki bir süre sonra duyduğun tek şey rahatsız edici bir uğultu, hatta gürültüye dönüşüyor. Sevginin, dostluğun ezgisini arıyor kulaklarımız ama o kadar uzakta ki duyulmuyor bile. Oralarda bir yerde olduğunu biliyorum. Bazı diyarlarda kimse kimsenin hayatına karışmıyor mesela. Düş de olsa umudu yetiyor bu saf düşüncenin. İnsanlar başkalarının hayatını incelemekten kendi hayatını kaçırıyor. Hiçbir işte başarılı olamamanın nedeni bu: Kendimize harcayacağımız enerjiyi başkalarının hayatını gözlemlemek için harcamak. İnsanlar kendi eksikliklerini, hatalarını kabullenmek yerine örtbas etmek istiyorlar. Bu örtüyü de başkalarının hayatını kullanarak elde ediyorlar.

**

Üzülüyorsun, yıkılmak yerine dik duruyorsun dik duruşun rahatsız ediyor. Hiçbir iddian yok, kimseye muhtaç değilsin, dilediğin gibi yaşıyorsun, umursamıyorsun bu özgürlüğünü kıskanıyorlar. Çünkü onlar başkalarının hayatını konuşmaya, başkalarının hayatını yaşamaya mahkûmlar. “Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim.

**

Kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. Kimse için ‘en’ değilim, 'daha’ değilim. Bu devasa iddiasızlığın verdiği özgürlüğün hastasıyım…” diyen Frida Kahlo bu günlerde seni öyle iyi anlıyorum ki. Allah herkese akıl, irade, bir yaşam vermiş. İyiyi ve kötüyü seçme şansını sana bırakmış. Rabbimiz bile kullarını kendi tercihlerini yaşama konusunda özgür bırakırken sen ne sıfatla karışabiliyorsun? Bu gerçek bir soru.

**

Maviyi seversin neden sevdiğin sorgulanır. Evlenmek istersin sorgulanır, yalnız kalmak istersin sorgulanır. Çocuk sahibi olmak istemezsin sorgulanır. Kilo sorgulanır, saç rengin sorgulanır, cinsiyetin bile sorgulanır. Ama kimse içinde taşıdığın nedenleri bilmez. Sorgular, yargılar, hüküm verirler. Nedenler nasıllar umurlarında olmaz. Hele bir de kadınsan. Attığın her adım iki kez eleştirilir. Değişir mi değişmez. Düzelir mi düzelmez.

**

Ne diyoruz Allah bilsin içimizi, biliyor da nitekim. Kula laf anlatılmaz. Kul laftan anlasaydı Allah’ın Kelamını anlardı. Bazen bunalıyoruz ama sonra ötelerde kıyıya vuran okyanusun dalgalarının serinliği içimizi ferahlatıyor. Bırakalım insanlar çölde vaha peşinde koşsunlar.

**

Bardaktan taşan bir damla suda boğulacaklarından habersiz konuşmaya devam etsinler. Kendilerini görmezden gelip senin hakkında konuşsunlar. Zamanında yanlışa müdahale eden Cahit Zarifoğlu’na işgüzarın biri çıkıp “herkes kendi işine baksın “demiş. Üstad kalır mı bu lafın altında. Kendine has üslubuyla şu yanıtı vermiş; “herkes kendi içine baksın.” MONAROZA

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar