Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa-6
Ben cenneti küfür ehline haram kıldım. Niye ve niçin?
Hz. Peygamber (sav) den, Ebu Hureyre (ra) rivayet etmiştir; “ Hz. İbrahim, babasını mahşerde toz toprak içinde gördü. Babasına, ben seni dünyada iken, bana iman et, karşı gelme demedim mi? Babası, bugün sana uyacağım.
Hz. İbrahim, Ya Rabbi, Sen, insanların diriltileceği günde beni utandırmayacağına söz verdin. Bugün babamın halinden, utanırım. Babamın bu hali, senin rahmetinden uzak olmasından daha utanılacak ne olabilir?”
Allah (cc); “ Ben, cenneti küfür ehline haram kıldım.”
Bu konuşmadan ne anlıyoruz, İslam da önce kalp ile iman, dil ile ikrar, azalar ile amel. İmansız, amel olmaz. Amelsiz de, iman eksiktir. Her an küfre düşme tehlikesi vardır. Allah (cc) hepimizi korusun. Âmin.
Hz. Ali’nin (ra) tövbe konusunda sorana cevabı; Bir kişi Hz. Ali’ye (ra) geldi ve sordu. Günah işledim. Tövbe ettim. Yine günah işledim. Yine tövbe ettim. Ne yapayım? Hz. Ali Efendimiz (ra), tövbeye devam et. Adam dedi ki, ne zamana kadar? Hz. Ali Efendimiz (ra), gerçek tövbeye ulaşıncaya kadar devam.
Ümitsizlik yok. Pişmanlık tövbedir. Çok istiğfar edip, günaha düşmemek için, Allah (cc) den yardım isteyelim.
Ayrıca, tövbe ettim, kabul edilmedi demek te yoktur. Çünkü kul tövbe edince, 3 hal olur; 1-Günahları silinir. 2- Amel defterine sevaplar yazılır. 3- Dünyada verilir veya ahirete bırakılır. Orada ecri verilir, ama tövbe mutlaka işlem görür. Onun için acele etmeyip, tövbeye devam edelim. Nerede, ne zaman, nasıl olacağını şüphesiz Allah (cc) bizden çok daha iyi bilir. Hepimizin tövbesinin, duasının kabul olması dileğiyle. Âmin.
Zikir yaptım. Huzur bulamadım diyenlere işte reçete;
Zikre devam et. Çünkü zikir (Allah’ı (cc) anmak) yapmamak büyük bir beladır. Zamanla, gaflet içinde yaptığımız zikir, feyizli bir ibadete dönüşür. Allah (cc) her şeye kadirdir.
Büyük Veli Şeyh Ebu-l Vefa (ra) ve benzeri sufiler demişler ki; “İnsan zikirdeki zevki bilselerdi, sultanlar saltanatını terk eder, her şeylerini bu uğurda verirlerdi.” Bu konuyla ilgili olarak, tarih kitaplarında şu hatıra anlatılır: “ Fatih Sultan Mehmet han veziri ile zamanın velisi Şeyh Ebu-l Vefayı (ra) ziyaret etmek ister. Şeyh Ebu-l Vefanın (ra) kapısına gelir, girmek için izin ister, ancak içeriden ret cevabı gelir. Fatih Sultan Mehmet han vezirine dönerek, bak lala İstanbul’u fethettik ama bir velinin kapısından içeri giremiyoruz ve görüşmeden geri döndüler. İçeride Şeyh Ebu-l Vefa (ra) ağlıyordu. Talebesi sordu, hem kabul etmediniz? Hem ağlıyorsunuz. Cevap, o bu kapıdaki zevki aldığı zaman, devlet işlerini aksatır.
Bu şartlarda görüşmemiz uygun değildir. Onunla görüşmemiz ahirettedir. Bizler Leşker-i Dua (dua ordusuyuz), onlar, Leşker-i Gaza (cihat ordusudur).” Hakikaten Fatih, dünya gözüyle Şeyh Ebu-l Vefa (ra) ile görüşemedi. Fatih Sultan Mehmet han vefat edince, cenaze namazını Şeyh Ebu-l Vefa (ra) hz.leri kıldırdı. Allah (cc) İslam yolunda cihat eden ecdadımıza ve onlara bu yolda destek veren Evliyaullah’a selam olsun. Âmin.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.