Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 50
DÜNYALIK İÇİN TERK EDİLEN SOHBETİN CEZASI;
Hz. Peygamber (sav) Cuma günü hutbe okuyordu. Bu sırada, gıda yüklü bir kervan geldi. Cemaatten birçoğu kalktı, gitti. Kervanın başında toplandılar. Duruma Peygamber Efendimiz (sav) çok üzülmüştü. Hemen buyurdular; “ Muhammedin canı kudreti elinde olan Allah’a (cc) kasem ederim ki, kimse kalmadan herkes kalkıp gitseydi, Allah (cc) bu vadiyi, üzerlerine ateşle doldururdu .” (İbn-i Kesir)
Allah’ın (cc) ayetleri okunup, emir ve yasakları anlatılırken, dünyalık az bir menfaat için, hutbeyi terk etmek, cezayı muciptir. Rızkı verenin de Allah (cc) olduğuna göre, onun emirlerinin konuşulduğu yerde, onu terk etmenin felaket olduğunu anlıyoruz. Peygamberimizin (sav) hayatında yaşanan bu olayın kayıtlara geçme sebebi, bize ders içindir. Yani siz de böyle yapmayın. Ama bugün, ufacık bir menfaat için dini emirlerin ikinci plana alındığını görüyoruz. Allah (cc) hepimizi böyle halden uzak etsin. Âmin.
NİMETE DEĞİL NİMETİ VERENE BAK;
Hafız Şeyd Sadi Şirazi (ra) bu cümleyi bir misalle şöyle anlatır;
“ Sultan Mahmud askerleriyle bir seferde, dar bir geçitten geçiyordu. Bu sırada, devenin sırtındaki sandık düşmüş, içindeki mücevherler dağılmıştı. Sultan, alan alsın, yağmadır. Yanındakiler, toplamaya başladılar. Sultanın yanında, hizmetlisi Ayaz kalmış. Herkes gitmişti. Sultan, Ayaza, sevgili dostum sen ne getirdin? Ayaz, hiçbir şey. Ben onlara katılmadım. Mücevher de toplamadım. Ben sizin arkanızdan geliyorum. O ziynetler, beni size hizmetten alıkoymadı.”
Hizmetli, Sultanına böyle bağlı olup, ziynete iltifat etmezse, biz kulların, Rabbimizin huzurunda dünya ziyneti ile meşgul olup, Rabbimizi unutmak olabilir mi?
Asıl olan, nimet değil, nimete verene hizmette kulluk. Bizler, Ya Rabbi der, el açarız. O da, buyur kulum derse, amaç hâsıl olur. Biz, Ey Allah’ın Resulü, Yüce Peygamberimiz der, Resul Allah da (sav) bize, ümmetim dedi mi düğüm çözülür. Rabbimiz bizlere, Allah’a (cc) kul, Peygambere (sav) ümmet olma şerefini verdi. Kıymetini bilelim.
MECNUN NAMAZ KILAN BİRİNİN ÖNÜNDEN GEÇTİ. AMA NE OLDU?;
Birisi, namaz kılıyordu. Leylanın aşkıyla çöllere düşen Mecnun, namaz kılanın önünden geçti. Adam selam verince, hiddetle Mecnuna kızdı, söylendi. Mecnun, adama, ben Leylanın aşkından seni görmedim. Ya sen Allah’ın (cc) huzurunda iken, onun aşkından beni nasıl gördün?
Sufi büyüklerimiz demişler ki; “ Namazda bedenin kıblesi, Kâbe’dir. Kalbin kıblesi de Kâbe’nin Rabbi olan, Allah (cc) olmalıdır.” Burada, namazda huşu, anlatılmaktadır. Mecnunun cevabı, çok güzel ve yerinde. Bizim halimiz nice, bir de ona bakmak lazım.
Hz. Ali (ra) Efendimiz, bir gazâda vücuduna bir hançer saplanmıştı. Çok ıstırap veriyordu. Yanındakilere, ben namaza durayım, öyle çıkarın buyurdu. Abdest alıp, namaza durdu. Hançer çıkarılmıştı. Hz. Ali (ra) Efendimizin haberi olmamıştı. Sahabe-i Kiram, namaz kılarken öyle hareketsiz dururlardı ki, kendilerinden geçerler. Üzerlerine kuşlar konsa, haberleri olmazdı. Böyle güzel namaz kılmayı Allah (cc) hepimize nasip etsin. Âmin.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun. İçinizden biri. 12.03.2026





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.