Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 141
SON NEFES ENDİŞESİ
Bir müminin en büyük endişesi, son nefesi, yani hayat yolculuğunu iyi kapatmak. İslam literatüründe buna ‘hüsn-ü hatime’ diyoruz. Allah (cc) hepimize nasip etsin. Ölüm var mı? Var ve gerçek bir hakikat. Gelen gidiyor. Kalan da yok.
Bir arife sordular, insanların ölüm sebebi nedir? Cevap;” Dünyaya gelmeleridir.” Özetle söylemek gerekirse, dünyaya imtihan için geldik. Sürekli bir zaman için değil. Doğum tarihimiz belli. Ölüm tarihi gizli. Bu gizlilikte Rabbimizden, ayrı bir nimet.
Hak dostları ölümü tarif ederken, ayrı ayrı ifade etseler de sonuç aynı. Diyorlar ki;” İndim pazara, bir kefen aldım, girdim mezara” Görevli melek geldiği zaman, Allah’ın (cc) emrini yerine getirir. Mühlet vermez. Ne zaman geleceği, nerede geleceği de bizce malum değil. Hak dostları hep bu son nefeste endişe etmişlerdir.
Nakşi Halifesi Hak dostu büyük veli Mevlâna Halid’i Bağdadi (ks) Hz.leri, mektûbat adlı eserinde şöyle diyor;” Allah’a (cc) and olsun ki, annem beni doğurduktan bugüne kadar, Rabbim katında makbul ve muteber olup, hesabı sorulmayacak bir tek hayır işlediğime inanmıyorum. (Allah’tan (cc) korkunun zirve yaptığı cümleler) Lakin Rabbimin merhametine sığınıyorum. “ Üstadımız, Allah (cc) ona rahmet etsin. Bizi çok ciddi bir tehlike ile uyarıyor 1-Ölüme hazır olun 2-Yaptığınız amellere güvenmeyin 3- Çare, Rabbimizin merhametine güvenmektir.
Üstadımız bir dostuna yazdığı mektubunda, son nefes hakkında şunları yazdı ;” Son nefeste lazım olacak amellerle meşgul olun. Sünnete uygun amel işleyin. Fani dünyaya itibar etmeyin. Bu fakir kula da (kendini kast ediyor) son nefes te imanla gitmesi için dualarınız da unutmayın.”
İbretli bir nükte ile devam edelim. Şehrin çıkış kapısında bir bakkal vardı. Ne zaman kapıdan bir cenaze çıksa, bir testiye bir meyve çekirdeği atardı. Bir ay sonunda çekirdekleri sayar ve bu ay şu kadar kişi testiye düştü derdi. Bir gün adam da öldü. Epey zaman geçti. Onun ölümünden habersiz bir dostu geldi. Onu bulamayınca sordu. Burada oturan bakkala ne oldu? Dediler ki, o da testiye düştü. Nihayet hepimiz ecel testisine düşeceğiz. Hayret olan o ki, insanlar etrafındakilerin birer birer dar-ı bekaya (ahirete) gittiklerini görür de kendine ölümü uzak görür. Bir kere daha hayret. Zaten dünya hayretten ibaret değil mi? Birbirimize, hüsn-ü hatime için dua edelim.
YEZİD B. HÂLİD’İN VASİYETİ
Tabiinden h. 128 Mısır’da vefat etti. Aslen Sudanlıdır. Büyük Tefsir, Fıkıh ve Hadis alimidir. Bir gün şehrin valisi ziyaretine geldi. Geçmiş olsun dedi ve sordu. Üzerinde pire kanı bulunan elbise ile namaz kılınır mı? Sırtını döndü, cevap vermedi. Israr edince;” Sen her gün nice masum insanları öldürüyorsun. Onların kanını sormuyorsun da pire kanıyla uğraşıyorsun. “ Dersini alan zalim vali, bu nasihatten o kadar etkilenmişti ki, zulmü terk edip adil olmaya çalıştı.
Bu zata Müslümanlık nedir diye sordular. Cevap ;” Allah’ın (cc) emir ve yasaklarına saygılı olmak ve onun mahluku olan her canlıya acımak.”
Yine sordular Müminin şiarı (özelliği) nedir. Cevap ;” Güler yüzlü, tatlı dilli olmak. Ancak münafıklar çatık kaşlı ve asık suratlı olurlar. “ Üstadımız bu vasiyeti ile bize, 1- Allah’ın (cc) emir ve yasaklarına saygılı olmayı 2- Diğer mahlukata (hayvanlara, bitkilere ve çevreye ) acımayı 3-Müslümanın özelliğinin güler yüzlü ve tatlı dilli olduğunu anlattı.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.