Haram Lokmanın Rolü Yok mu?

Uzağa gitmeye gerek yok. Son günlerde meydana gelen olaylarla başlayalım! İstanbul’da bir gencin kız arkadaşını öldürüp, başını gövdesinden ayırarak sokaktaki çöp sandığına attıktan sonra ortadan kaybolduğunu duymayan kalmadı. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde bir öğrenci kendisine “Lâubali olma” dediği için okutmanı kalbinden bıçaklayıp öldürdü. Seydişehir’de 3 kişi evde yalnız olan yaşlı kadını döverek bileziğini alıp kaçtı. Beyşehir’de hırsızlık yapan bir kişi 3 yıl 9 ay hapse mahkûm oldu. İstanbul’dan Konya’ya satmak için eroin ve uyuşturucu hap getiren bir kişi yakalandı. Bursa’da hastalıktan ölen eşek ve at leşlerini dana eti diye kasap ve yemek fabrikalarına satan 14 kişi yakalandı. Hakkari’de Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğü’nde görevli 6 memurun, eczane ve özel poliklinik sahiplerinin yardımıyla Millî Eğitim ve Sağlık Müdürlüklerine ait tedavi giderlerinden zimmetlerine yüklü miktarda para geçirdikleri için tutuklandıkları bildiriliyor. Şehrimizde geçtiğimiz günlerde çok sayıda logar kapağının çalındığını belirtilirken, birkaç gün önce de iş vermek vaadiyle yabancı kadınları fuhuşa yönlendiren bir grubun ele geçirildiği bildirildi.

Günah, helâl-haram tanımayanların, Allah’ın (c.c) yasakladığı, Peygamberimizin (s.a.v) kaçınmamız gerektiğini bildirdiği daha nice kanunsuzluk ve insanlık dışı olay ki saymakla bitmez, üstelik giderek artıyor. Bir kısım insanların şîrazesi o kadar bozuldu ki, düzelecek gibi görünmüyor. Kolay yoldan para kazanmak için ne gerekiyorsa yapılıyor. Sabahtan akşama kadar sokaklarda aylak aylak dolaşıp, bir paket sigara ve bir kutu bira için hırsızlık yapan, taksi şoförlerini gasbedenlerin, yaşı küçüklerin yolunu kesip ellerinden cep telefonunu alanların, hatta bu uğurda cana kıymaktan çekinmeyenlerin haddi hesabı yok. Kimsesiz kadının bileziğini almak, ihtiyar adamı soymak, uyuşturucu satıp, fuhuş yaptırarak kazanç sağlamak, market sahibini öldürmek, daha da ileriye giderek para vermediği için annesini babasını dövmek gibi izahı mümkün olmayan yöntemlere başvuranların insan olduğundan bahsetmek mümkün mü?
Sayılamayacak kadar izahı yapılamayacak çok çeşitli olaylara şâhit oluyoruz. Lâf açılınca bu ülkede yaşayan insanların yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğundan bahsederiz. Peki, bir Müslüman Allah’ın menettiği şeyleri yapar mı? Müslüman maddî menfaat için bırakın can almayı, kılına zarar verebilir mi? Müslüman 18 yaşında bîgünâh bir kızı katledebilir mi? Buna tek kelime ile vahşet denilmez mi? Bunlara verilecek cevabın “Hayır” olduğunu söylemeye gerek yok, fakat icraat hiç de öyle olmuyor. İslâm’ın asla kabul etmeyeceği işleri yapmaktan çekinmeyenler ne yazık ki mahşer gününde hesabını nasıl vereceklerini hatırlarına bile getirmiyorlar. Zâten kimsenin kimseye yardım edecek hâlde olamayacağını bilseler böyle şeyler yapamazlar. Bu nedenle, Yüce Mevlâ’nın “Eşref-i mahlûkat” olarak yarattığını bildirdiği insanla, hem dünya hem de âhiretlerini zindan eden bunların hiçbir benzerliği olamaz. İnsan içine çıkmaya yüzü olmayan böyle tiplerin Fahr-ı kâinatın huzuruna nasıl çıkacaklarını merak ediyorum. Demek ki câniler, hırsızlar, arsızlar, yüzsüzler için önemli olan tek şey dünyavî menfaatten ibaret.
İnsanlık için kötü örnek teşkil eden olayların temelinde sosyal yönümüzün istenilen düzeye olmayışı, insanî ilişkilerden bîhaber olmamız ve küçük yaştan itibaren yeterli İslâmî eğitim alamayışımızın yattığını düşünüyorum. İster yaşlı ister genç olsun, İslâmî şuurdan yoksun bir insandan her zaman olumsuz bir davranış beklenebileceğini söylemek herhalde yanlış olmaz. Geçenlerde bir televizyon kanalında yayınlanan dinî programa telefonla katılan bir kadının “Namaz kılmıyordum. Bir gün Allah’ın namaz konusundaki emrine karşı gelmenin büyük bir günah olduğunun idrâkine varınca uyuyamadım ve Allah’ıma söz vererek namaza başladım. Şimdi namazı geciktirince bile huzursuz oluyorum” şeklindeki sözleri, böyle birisinin her türlü günahtan kaçınacağına bundan büyük işaret olur mu?
Nasıl ki Allah’ın verdiği canla bahar gelince kuru ağaçlar yeşerip, zamanı gelince meyve veriyorsa, insanlık âlemi de ilâhî kudret ile süratle İslâmiyet’e yöneliyor. İnşallah, iyilikten nâsibini almamış olanların da huylarını değiştirmeleri için Allahü teâlâ bir sebep halkedecektir. Bunun için insanoğlu da iyiye yönelmenin gereğini yerine getirmelidir. Bunun yolu da önce ilkokuldan başlayıp, çocuklara İslâmiyet’i öğretmekten geçer. İlköğretimi bitirmeden Kur’an okuyup, İslâmiyet’i öğrenmeyi yasak edip, buna karşılık türlü yayın araçlarıyla zararlı şeyleri öğrenmenin yolu açılırsa, besmele çekmeyi, ecdadının ruhuna fatiha okumayı bilmeyen bir nesil yetiştirilmiş olur. Hâl böyle olunca da midesine giren lokmanın haramlığından bîhaber kimseden her şey beklenir. Acaba kafa koparan, para için her yolu mubah sayan, ana babasına âsi olan bir neslin meydana gelmesinde “Haram lokmanın rolü var mı?” diye hiç düşündük mü?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi