Gerçek Çehreleri Meydana Çıkıyor!

Ekranlara ve internet sitelerine sık sık “Ergenekon örgütü” ile ilgili nice telefon görüşmeleri, darbe planları, toprağa gömülmüş olan silah ve mühimmatların yerlerini gösteren krokiler, fişleme listeleri ve derde devadan gayri ilginç şeyler yansıyor. Son olarak İşçi Partisine yakınlığıyla bilinen İbrahim Belli isimli şahsın çiftliğinde düzenlenen “Mangal partisi”nin görüntüleri yayınlandı. Ergenekon örgütü soruşturması kapsamında halen Silivri Cezaevi’nde bulunan İşçi Partisi Ggenel Başkanı Doğu Perinçek, İstanbul Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, aynı cezaevinde yatan ekranlardan tanıdığımız ulusalcı Doçent Dr. Emin Gürses, deprem konusunda her söz açılışında boy gösteren Prof. Ahmet Ercan’ın yanısıra, birçok profesör, doçent ve İP yöneticisinin eşleriyle katıldığı ziyafette bol bol rakı ve şarap tüketildiği belirtiliyor.

Davetliler arasında aslen Konyalı ve Gazi Mustafa Kemal İlkokulu’nun eski müdürlerinden Sabit Günbay’ın oğlu olan, “Çocuklar duymasın” dizisinde Halûk rolündeki Tamer Karadağlı’nın babası ve “Havuç”un dedesi olarak tanıdığımız Altan Günbay ile eşinin de bulunması dikkat çekti. Son derece neş’eli görünen kadınlı erkekli İşçi Partisi üyesi ve yandaşlarının müzik eşliğinde göbek atıp, “Gel gel yanıma keklik” ve “Uzun olur gemilerin direği” türküsünü söyledikleri, Perinçek’in de zaman zaman coşarak sesini yükselttiği görüldü. Aralık 2007’de çekildiği anons edilen görüntülerin Ergenekon örgütü’nün içkili toplantılarından birisi olduğu ileri sürülürken, İşçi Partisi’nin avukatı bunun siyasi bir toplantı değil, özel bir davet olduğunu iddia etmesine rağmen, “Ulusalcılar” adı verilen ve “Cumhuriyet mitingleri” nde boy göstererek, “Ordu göreve” çağrısı yapanların kimler olduğu ve İP’in çevresinde birleştikleri gözler önüne serildi.

Evleri, işyerleri ve bürolarında yapılan aramalarda kanunen yasak olduğu ileri sürülen birçok belge ve bilgi bulunduğu için haklarında soruşturma açılarak, mahkeme tarafından tutuklanan birçok kişi Ergenekon adı verilen örgütle ilişkilerinin bulunmadığını savunarak uygulamaya eleştiri getirmeyi sürdürürken yandaşları da boş durmayıp, savcıları etkilemek için yoğun çaba gösteriyor. Son olarak 3 eski rektör ve Prof. Erol Manisalı ile birlikte gözaltına alınan Başkent Üniversitesi Rektörü ve Başkent Hastanelerinin sahibi Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın tutuklanması üzerine sanki yer yerinden oynadı. Üniversite ve hastane personeli ile öğrenciler sokaklara döküldü. “Haberal gibi dünya çapında bir ilim adamı nasıl olur da tutuklanır?” diye yüksek perdeden sorgulamalar başladı.

İstanbul eski Büyükşehir Belediye Başkanı Bedrettin Dalan’ın başkanı olduğu İstek Vakfı’na ait arazide başlatılan kazılarda ele geçirilen çok sayıda lav silahı, el bombası, patlayıcı madde, binlerce mermi ve çeşitli mühimmatla ilgili olarak muvazzaf ve emekli subayların tutuklanması bile örgütün suçlanması için yeterli olmadı. Ergenekon operasyonu sırasında tutuklanacağını haber alarak ülkeyi terk edip, Amerika’ya giden Dalan, demek ki başına gelecekleri biliyormuş! Sâdece Dalan mı? Daha nice sözde aydınlar ve memleketin seçkin evlâtlarının Ergenekon’a bulaştığı anlaşılıyor. Hâl böyle iken, kimse suçluluk duygusu taşımıyor. Sayıları 200’ü bulan zanlılardan bir kısmı yolunu bularak hastaneye yatıp, hapisten kurtuluyor. Bir yandan Silivri Cezaevi’nde oluşturulan özel mahkemede duruşmalar devam ederken, diğer yandan yeni aramalar ve göz altılarla ilgili iddianameler yazılıyor.

Savcıların ifade aldıktan sonra hakim önüne çıkarılan zanlılara isnad edilen suçlar, ele geçirilen silah ve mühimmatın ortaya koyduğu görüntünün çok vahim olduğu, halkın oyu ile iktidara gelen Ak Parti’yi içlerine sindiremeyenlerin gizli gizli darbe hazırlığı içinde olduklarının artık iyiden iyiye su yüzüne çıktığı ifade ediliyor. Buna rağmen, başta CHP lideri Deniz Baykal olmak üzere, bir kısım siyasiler, medya mensupları gözaltına alınan, ya da tutuklananları savunma huyundan vazgeçmiyor. Böylelerine, “Niçin benim, ya da bir çoğumuzun kapısını çalmıyorlar da memleketin seçkin ilim adamları ve aydınlarının (!) şafakta evlerini, bürolarını basıp, arama yaparak çuvallar dolusu belgeye el koyuyorlar” diye sormak gerekmez mi? Atalarımız boşuna “İşkilli (vesveseli, kuruntulu) insan dingilder” dememiş. Ergenekon operasyonunu kulağına fısıldanınca soluğu yurt dışında alan bazıları “Lisan kursuna devam ediyorum. Hastalığımı tedavi ettiriyorum. Eşimin dişine dolgu yapılıyor, en kısa zamanda döneceğim” demelerine rağmen, bugüne kadar dönmeyişi bu deyimi haklı çıkarıyor.

Sâde vatandaşları adam yerine koymayıp, “Ülkeyi, halk dediğin câhil cühelâ değil, biz yönetiriz” zihniyetinde olan darbe heveslileri suçlu iseler ceremesini çekmelidir. Sarımsak yemediği için ağzı kokmayanların ise elbette adaletin yerini bulacağından şüpheleri olmamalıdır. Bu bakımdan dava ile ilgili savcıların ve mahkemenin işi hiç de kolay değil.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi