Geleceği planlamak lazım
Yayınlanma:
Konya trafik yükü ile özellikle okullar açıldıktan sonra içinden çıkılmaz bir hal aldı. Nereye kadar böyle gider bilinmez ama gün gelip tamamen tıkanacağı kesin. Özellikle akşam saatlerinde Alaaddin çevresini dolaşmak, inşaatı bir türlü bitmeyen fuar yanından geçmek artık bayağı bir mücadele ister oldu. Hele Ankara yolundan gelirken büyük çile çekiyor insanlar. Düşünün trilyonlarca lira harcandı alt geçitler yapıldı Ankara yoluna. Gel gör ki akşam saatlerinde işinden çıkıp evine gidecek olan insanlar o güzel altgeçitlerden akıp geliyor ama Belh kavşağında başlıyor çileye. İster Ankara yolundan ister Nalçacı istikametinden gelmeye çalışın geçmeniz mümkün değil çarşı istikametine. Belli bir saatte yaşanan yoğunluk ister istemez gelecekte nasıl olacak acaba sorusunu sorduruyor hepimize. Öyle ya bugün böyle ise her geçen gün artan nüfus ve araç sayısı da göz önünde bulundurulursa örneğin bir 10 yıl sonra nasıl olur acaba? Kısacası şehrin planını yapanlar günlük düşünüyor sanırım. Tamam bir sürü alt geçitler üstgeçitler yapıldı, çoğu da tartışmaya açık icraatlar ne var ki ana caddelerden şehre girişler daha bugünden tıkanıyorsa yatırımın ne anlamı kaldı ki?..
Sağlıklı
yaşamak zor
Sağlıklı kalmak günümüzde hiç de kolay değil gerçekten.
Havasıyla, suyuyla nerde o eski günler derler ya hani büyükler, gerçekten de doğru.
Bakıyorum da eskiden öyle güzel tadlar vardı ki hepsi de geçti gitti. Üzümler kaynatılır pekmez yapılır, kışa girerken hemen her Konya evinde kurutmalar yapılır asılırdı. Hiç unutmam, bağevimizde neredeyse oda büyüklüğünde bir kazanı sürükleye sürükleye getirir, altına kocaman bir ateş yakarlar, kaynatırlardı pekmezi. Meşhur susam çiçeğinin yaprağını koparır, kaynarken oluşan o nefis pekmez köpüğünü susam yaprağıyla afiyetle yerdik. O kadar sağlıklıydı ki şifa kaynağı derlerdi büyüklerimiz. Şimdi pekmezin de tadı yok ki…
Eskiden yağı, yoğurdu herkes evinde yapardı, katkısız. Hatta kendi yetiştirdiği eliyle büyüttüğü baktığı hayvanı keser etlik yaparlardı. Şimdi etin de tadı yok ki…
Daha genç yaşta hastanelerden çıkmaz oldu millet. Kısacası orta yaşlarda çökmeye başladık. Bunun tek bir sebebi var büyüklere göre: Yediğin-içtiğin…
Uzmanlara göre sağlıklı beslenme önerileri var. İnanın büyüklere şöyle yapmalı, böyle yemeli diyoruz kahkaha ile gülüyorlar. Hepimizin büyüğü de aynıdır sanırım. Şahsen benim dedem hala tereyağı, balsız kahvaltı yapmaz, içinde kuyrukyağı olmayan yemeğe kaşığı uzatmaz. Oturdu mu koca bir ekmeği afiyetle indirir mideye. Hani maşallahı var benden de sağlamdır bu arada. Dedik ya onlar gibi sağlıklı kalmak bugünlerde imkansız değil mi size göre de? Mide ağrısı, romatizması, kalp ağrısı daha orta yaşta vuruyor hepimizi. İşin kötüsü az hastayız desek hemen de zılgıt çekerler, ‘Bir de genç olacaksınız’ derler…
Sağlıktan konu açılmışken, eskiden Pazar filesi olurdu, günümüzde artık yerini naylon poşetler aldı. Uzmanlar onu da özellikle belirtiyorlar sağlık açısından son derece zararlı olduğunu, uzun yıllar toprak altında dahi kalsa tabiatı yok edip kendisinin yok olmadığını vurguluyorlar. Peki tüm bu kötülüğüne rağmen neden pazarda markette hala naylon poşet kullanılır? Naylon poşet kullanımını yasaklamak bu kadar mı zor. Dikkatinizi çekiyor mu bilmem; yabancı filmlerde genelde gözüm takılır market alışverişinde kesekağıdı kullanılıyor. Eskiden bakkal amcamız kullanırdı kesekağıdı. Yıllar önce olduğu gibi pazarda file veya kese kullanılsa ne olur ki? Bu hiç de zor bir uygulama değil. Mesele sağlıksa son derece de zorunlu olmalı. Özellikle sıvıların günümüzde kullanılan pet şişe yerine cam şişede olmasının daha sağlıklı olduğu vurgulanıyor. Zaten ekmeğimizden, içtiğimiz meyve suyuna, hatta ayranımızdan yoğurdumuza hemen her şey türlü kimyasal katkı maddeleri ile üretiliyor. Bir de üstüne üstlük bu naylon ve pet türü kaplar bizi bizden ediyor haberimiz bile olmadan.
Sağlıklı günler dileğiyle…
Sağlıklı
yaşamak zor
Sağlıklı kalmak günümüzde hiç de kolay değil gerçekten.
Havasıyla, suyuyla nerde o eski günler derler ya hani büyükler, gerçekten de doğru.
Bakıyorum da eskiden öyle güzel tadlar vardı ki hepsi de geçti gitti. Üzümler kaynatılır pekmez yapılır, kışa girerken hemen her Konya evinde kurutmalar yapılır asılırdı. Hiç unutmam, bağevimizde neredeyse oda büyüklüğünde bir kazanı sürükleye sürükleye getirir, altına kocaman bir ateş yakarlar, kaynatırlardı pekmezi. Meşhur susam çiçeğinin yaprağını koparır, kaynarken oluşan o nefis pekmez köpüğünü susam yaprağıyla afiyetle yerdik. O kadar sağlıklıydı ki şifa kaynağı derlerdi büyüklerimiz. Şimdi pekmezin de tadı yok ki…
Eskiden yağı, yoğurdu herkes evinde yapardı, katkısız. Hatta kendi yetiştirdiği eliyle büyüttüğü baktığı hayvanı keser etlik yaparlardı. Şimdi etin de tadı yok ki…
Daha genç yaşta hastanelerden çıkmaz oldu millet. Kısacası orta yaşlarda çökmeye başladık. Bunun tek bir sebebi var büyüklere göre: Yediğin-içtiğin…
Uzmanlara göre sağlıklı beslenme önerileri var. İnanın büyüklere şöyle yapmalı, böyle yemeli diyoruz kahkaha ile gülüyorlar. Hepimizin büyüğü de aynıdır sanırım. Şahsen benim dedem hala tereyağı, balsız kahvaltı yapmaz, içinde kuyrukyağı olmayan yemeğe kaşığı uzatmaz. Oturdu mu koca bir ekmeği afiyetle indirir mideye. Hani maşallahı var benden de sağlamdır bu arada. Dedik ya onlar gibi sağlıklı kalmak bugünlerde imkansız değil mi size göre de? Mide ağrısı, romatizması, kalp ağrısı daha orta yaşta vuruyor hepimizi. İşin kötüsü az hastayız desek hemen de zılgıt çekerler, ‘Bir de genç olacaksınız’ derler…
Sağlıktan konu açılmışken, eskiden Pazar filesi olurdu, günümüzde artık yerini naylon poşetler aldı. Uzmanlar onu da özellikle belirtiyorlar sağlık açısından son derece zararlı olduğunu, uzun yıllar toprak altında dahi kalsa tabiatı yok edip kendisinin yok olmadığını vurguluyorlar. Peki tüm bu kötülüğüne rağmen neden pazarda markette hala naylon poşet kullanılır? Naylon poşet kullanımını yasaklamak bu kadar mı zor. Dikkatinizi çekiyor mu bilmem; yabancı filmlerde genelde gözüm takılır market alışverişinde kesekağıdı kullanılıyor. Eskiden bakkal amcamız kullanırdı kesekağıdı. Yıllar önce olduğu gibi pazarda file veya kese kullanılsa ne olur ki? Bu hiç de zor bir uygulama değil. Mesele sağlıksa son derece de zorunlu olmalı. Özellikle sıvıların günümüzde kullanılan pet şişe yerine cam şişede olmasının daha sağlıklı olduğu vurgulanıyor. Zaten ekmeğimizden, içtiğimiz meyve suyuna, hatta ayranımızdan yoğurdumuza hemen her şey türlü kimyasal katkı maddeleri ile üretiliyor. Bir de üstüne üstlük bu naylon ve pet türü kaplar bizi bizden ediyor haberimiz bile olmadan.
Sağlıklı günler dileğiyle…





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.