Büyüklerimin eski kışları özlediğini bu günlerde sürekli duyar oldum. Derin bir iç çekmeyle birlikte "nerede o eski kışlar?" dediklerini sizlerde duyuyor ya da özlüyorsunuzdur. Günümüzde ise sadece kışın değil birçok şeyin özlemini çeker olduk. Eski bayramların, eski komşulukların, eski akrabalıkların... Bunlara her gün biraz daha özlem duyarken gün geçtikçe bu değerlerden daha da uzaklaşıyoruz.
Sahi ne vardı şu eski kışlarda, kış gecelerinde. Bir an içimdeki ses "ne yoktu ki" diyor. Evet çocuklar kar yağdığında büyük mutluluk ve sevinçle dışarı çıkar kardan adam yapar, nasıl çocukluğunu yaşayacağını bilirlerdi. Şimdilerde ise sanal ortamlarda dolaşmayı, sanal arkadaşlıklar kurmayı tercih ediyorlar. Bu sebeple de çevre ve ailesiyle iletişimi olmayan bir nesil yetişiyor. Önceleri kış gecelerinde evlerinde yakınlarıyla oturup sohbet eden, sobada kestane pişiren, meyveler yiyip masallar dinleyen çocuklar değil miydik? Portakal kokan odalarda yapılan koyu ve samimi sohbetler yerine samimiyetsiz ve soğuk sohbetlerin olduğu, insanların yakınlarıyla bile mesafeli görüştükleri bir çağdayız. Değişen neydi zaman mı yoksa biz mi? Her gün teknoloji bir adım daha ilerlerken insan ilişkileri de o kadar gerilemektedir. Aynı evde bile eşlerin, çocukların birbirlerinden habersiz olduğunu ve bağlarının kopuk olduğunu görüyoruz.
Çocukların da şimdilerde ailelerine karşı yakınlığı azalmakta, saygısızlığı ise artmaktadır. Bu da okulda arkadaşlarına ve öğretmenlerine yansımaktadır. Yapılan bu saygısızlıklar öğretmenlere bile haddinden fazlasıyla yapılmaktadır. Cep telefonları, internet gibi kitle iletişim araçları çocukları sosyal yaşamdan tamamen koparmış durumda. Bununla birlikte yeni arkadaşlıklar kurmakta, oyun oynamada, grup bilinci oluşturmada zorluklar çeken çocuklar görmekteyiz." Daha sen kaç yaşındasın ki eski çocuklar diyorsun" dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız ama çocukluğunu doksanlarda yaşamış biri olarak söylüyorum. Çocuklara geçmişi, geleneklerimizi anlatıp öğretmeliyiz ki kuşaktan kuşağa aktarabilelim. Bizler de geçmişimizin tozlanmış yüzünü silmeli, özlem duymak yerine sevgiyle anıp yaşatmalıyız.
Bize geçmişimizi unutturmaya çalışan her şeye bir dur demenin zamanı gelmedi mi? Şimdi kar taneleri altında ki sıcak yuvamıza ve dostlarımıza dönüş zamanı...
Bembeyaz oldu ortalık
Kışın da başka tadı var
Hava bir parça karanlık
Her yanda buz tutmuş sular
Gel biz de şöyle kocaman
Bir kardan adam yapalım
Eğer düşmekten korkmazsan
Buzun üstünde kayalım.
(Vasfi M. KOCATÜRK)

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.