Fatiha Süresi’nin Yüceliği

"Resulullah'tan rivayetle;

Allah (cc) diyor ki: Fatiha Suresi’ni kendimle kulum arasında paylaştırdım.

Fatiha'nın yarısı benim ve yarısı da kulumundur. Kulumun istediği kendisine verilecektir. Kul, 'Bismillahirrahmanirrahim' dediği zaman, yüce Allah, 'Kulum benim adımı anarak başladı. Bu yüzden onun işlerini eksiksiz olarak sonuçlandırmam, durumunu bereketlendirmem gerekli oldu.' der. Kul, 'Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a özgüdür.' dediği zaman, yüce Allah, 'Kulum beni övdü, elindeki nimetlerin benim katımdan olduğunu ve kendisine yönelen belâların benim lütfumla savıldığını bildi. Ben dünya nimetlerine ek olarak, ona ahiret nimetlerini de vereceğim ve dünya musibetlerini başından savdığım gibi, ahiret musibetlerini de başından savacağım.' der. Kul, 'Rahmandır, Rahimdir.' dediği zaman, yüce Allah, 'Kulum benim Rahman ve Rahim olduğuma tanıklık etti. Ben rahmetimden onun payına düşen kısmı genişleteceğim, ona yönelik bağışlarımı arttıracağım.' der. Kul, 'Din (karşılık) gününün sahibidir.' dediği zaman, yüce Allah, 'Nasıl ki o, benim 'din (karşılık) gününün sahibi' olduğumu itiraf etti,  ben de hesap günü onun hesabını kolaylaştıracağım, onun iyiliklerini kabul edeceğim, işlediği kötülükleri sileceğim.' der. Kul, 'Yalnız sana ibadet ederiz.' dediği zaman, yüce Allah, 'Kulum doğru söyledi, sadece bana ibadet ediyor, bu ibadetine karşılık ona öyle bir sevap vereceğim ki, bana yönelik ibadetinde ona ters düşen herkes, ona gıpta edecektir.' der. Kul, 'Ve yalnız senden yardım dileriz.' dediği zaman, yüce Allah, 'Kulum benden yardım istedi ve bana sığındı, işinde ona yardım edeceğim, dara düştüğü zamanlarda imdadına yetişeceğim, felâketlere uğradığı zaman elinden tutacağım.' der. Kul, 'Bizi doğru yola hidayet et.' diye surenin sonuna kadar okuduğu zaman, yüce Allah, 'İşte bu, kulumun hakkıdır, onun istediği verilecektir. Kulumun duasını kabul ettim ve onun arzuladıklarını verdim. Korktuğu şeyden güvene kavuşturdum.' der."  

Bu sure kulluk makamının ve Allah'a yönelik övgü ve ibadetin ifadesidir. Şu hâlde, bu sure ibadet için indirilmiş bir suredir ve bu hususta Kur'ân-ı Kerim'de ona benzer bir başka sure yoktur.

1- Bu sure baştan sona kadar, yüce Allah tarafından dile getirilen kulların sözlerinden ibarettir. Kullar, kendilerini kulluk makamına koyup O'nun Rablık makamına yöneldikleri zaman bu sözleri ifade etsinler diye.

2- Bu sure iki kısımdır; bir kısmı Allah'a, bir kısmı da kula aittir.

3- Bu sure Kur'ân'ın içerdiği bilgileri kısaca ve özet olarak kapsamaktadır.

Çünkü Kur'ân-ı Kerim'in temel bilgiler ve bunlara bina edilen ahlâk, hukuk, ibadet, insanlar arası ilişkiler, siyaset, toplumsal ilişkiler, vaat ve tehditler, kıssa ve ibret tabloları ile ilgili akıllara durgunluk veren kapsamlılığı, bütünüyle tevhide, peygamberliğe, ahirete ve bunların ayrıntılı açıklamasına, kulların dünya ve ahiretleri için elverişli olan yola iletilmesine dönüktür.

Görüldüğü gibi bu sure, söz konusu gerçekleri öz, ama derin anlamlı ifadelerle içermektedir.

Dilersen yüce Allah'ın Müslümanların namazlarında okumalarını emrettiği bu surenin güzelliğini, Hıristiyanların ibadetlerinde okudukları ve Matta İncili'nde yer alan şu sözlerle karşılaştırabilirsin: "Ey gökteki babamız, ismin kutsansın, egemenliğin gerçekleşsin, göklerde olduğu gibi yerde de senin iraden yürürlükte olsun. Bizim azığımız ekmeğimizdir, bugün bize ver. Nasıl ki biz, bize karşı suç işleyenleri bağışlıyoruz, sen de bizim günahımızı bağışla, bizi denemeye tâbi tutma, bizi kötülüklerden koru. Amin!" [Matta İncili: Bap: 6 : 9-13]

Semavî olduğu ve kulluk tavrını içerdiği iddia edilen şu sözler üzerinde biraz durduğumuzda karşımıza şu sonuçlar çıkıyor. Birincisi: Babaları (hâşâ, bununla yüce Allah'ı kastediyorlar) göklerdedir! Sonra, babanın hakkında adının kutsanması, egemenliğinin gerçekleşmesi ve göklerde olduğu gibi iradesinin yerde de yürürlüğe girmesi için dua ediliyor. Fakat daha çok siyasal partilerin sloganlarına benzeyen bu duayı kim kabul edecektir?! Ardından yüce Allah'tan bugünün ekmeği ve bağışlamanın karşılığı bağışlama isteniyor, bir hakkı görmezlikten gelme, bir diğer hakkı görmezlikten gelmenin karşılığı olarak öngörülüyor. Eğer Allah onlara böyle bir hak vermezse, onların ne gibi bir hakları olabilir ki?! Ayrıca burada, kendilerini sınamaması ve kötülüklerden kurtarması isteniyor. Bu ise, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir istektir. Çünkü dünya imtihan yurdudur, eksikliklerin giderileceği yerdir. Bu karşılaştırmayı yaptıktan sonra Batılı bilginlerden bazı oryantalistlerin ve onlara uyan bazı sözde Müslüman bilginlerin şu sözlerine şaşmadan edemeyeceksin: "Temel bilgiler konusunda İslâm'ın diğer dinlere herhangi bir üstünlüğü yoktur. Çünkü Allah'tan gelen bütün şeriatlar tevhide ve nefsi güzel ahlâk ve Salih amel ile arındırmaya çağırıyorlar. Dinler arasındaki tek üstünlük toplumsal meyvelerinin kökleşmesinden ileri gelir." (!!)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi