Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

Erivan ve Bakü Krizi

Erivan ve Bakü krizi derinleşiyor. Bu kriz daha da derinleşecek ve su aka aka yatağını bulacak.1. Dünya Savaşı sonucu galip gelen İtilaf devletleri tarafından cetvelle çizilen sınırlar, suni sınırlar olduğu için suyun akış istikameti aksine çevrilmiş, su bir türlü yatağını bulamıyor.

Bu sebeple Osmanlının sahip olduğu üç kıtada (Asya, Avrupa ve Afrika’da) kriz devam etmektedir. Yarın Erivan ve Bakü krizi gibi diğer Kafkas ülkelerinde ve Balkanlarda da derinleşebilir. Bu kriz, Fransa’nın sömürgeleştirip kanını sülük gibi emdiği ahtapot gibi çullandığı mazlum Afrika’ya da sıçrayabilir. Çünkü su yatağını bulmazsa nereye akacağı ve nereden kaynayacağı belli olmaz.

Bildiğim kadarıyla tarihte Lübnan, Ürdün ve Kuveyt gibi devletçikler yoktu. 1 Dünya savaşı. sonucu bu ülkeler yapay olarak kuruldu…

Böl ve yönet politikası, 19. yüzyıldan beri sömürge devletlerin uyguladığı bir politikadır. Asya, Avrupa ve Afrika ‘da yaşayan toplulukları ırk, din ve mezhep çerçevesinde birbirine düşman ederek sömürülerini devam ettiren emperyalistler, aynı politika ile yollarına devam etmek istemektedirler.

Bu zalim politika ilanihaye sürüp gidemez. Çünkü hiçbir şey bulunduğu hal üzere devam etmemektedir. Her şey, bir değişim ve dönüşüm içindedir.

Suyun yatağını bulmasını ne kadar önleyebilirsiniz ki su bir gün yatağını mutlaka bulacaktır. Su öteden beri bunun için çağlamakta ve bunun için dağları, taşları ve karşısına çıkan bentleri yıkmaktadır.

Su çağlaya çağlaya, dağları, taşları aşa aşa ve karşısına çıkan bentleri yıka yıka elbet bir gün yatağını bulacaktır. Sünnetullah’ın (tabiat kanunun) önünde durmak mümkün mü? Emperyalistler, bu hakikat karşısında bir gün kendilerini denizlerin ve Okyanusların derinliklerinde bulacağını bildikleri halde bu şekilde davranmalarının sebebi, istidatlarının gereği olduğu içindir.

Bu bağlamda Erivan ve Bakü krizini değerlendirmek gerekir. Fırtına günden güne artmaktadır. Yarın kasırga, tayfun ve hortum yeri ve göğü kaplayabilir! İnsan bir metre önünü görmez olabilir! O günlere doğru gidiyoruz. Çünkü su yatağını arıyor…

Ermenistan, 1988 / 1994 tarihleri arasında Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ’ı işgal etmiştir. Hocalı ’da Azerbaycan'ın resmî açıklamasına göre, saldırıda 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 masum insan şehid edilmiştir.

Erivan bununla yetinmedi. Temmuz 2020’de Tovuz baskını ile çok sayıda üst rütbeli subayı şehit etmiştir. 27 Eylül’de Ermenistan, ağabeylerine güvenerek tekrar Azerbaycan’a saldırıyor. Azerbaycan’da bıçak kemiğe dayandığı için karşılık veriyor. Dün saat 900 sularında klavyemin başına oturduğumda Azerbaycan ordusu işgal altındaki Dağlık Karabağ bölgesinde Fuzuli-Cebrayil bölgesinde kritik noktaları ele geçirmeye devam ediyordu.

İnşallah işgal altındaki Dağlık Karabağ azad edilir. Nahçivan Bakü ile birleşerek Erivan’dan İran’a açılan koridor kapanır…

Suni sınırlar yüzünden yalnız bakü diken üzerinde değil; Osmanlının egemen olduğu üç kıta da diken üzerindedir. Her an patlamaya hazır. Çünkü su yatağını aramaktadır. Böl ve yönet politikası ile Osmanlı toprakları üzerindeki ülkeler, maddi sıkıntı içerisindedir. Fakirlikten sırtları toprakla bir olmuştur.

Su yatağını bulduğu zaman Osmanlının egemen olduğu üç kıta azad edilmiş olacaktır. İşte Erivan’ın başı şimdi buna vurgu yapmaktadır.” Bize yardım etmezseniz Türkler Viyana kapılarına dayanır.”

Ecdadımız, böl yönet politikası uygulayarak sınırları cetvelle çizip Viyana kapılarına dayanmamıştır. Hak ve adaleti hâkim kılmak ve i’lay-ı kelimetulllah’ı yüceltmek için Viyana kapılarına kadar dayanmıştır.

Bu sebeple bizim, “misak-ı milli” sınırlarımız şu andaki sınırlarımızdan ibaret değildir. Osmanlı’nın 1699 Karlofça anlaşmasından önceki sınırlarımızdır. Oralar bizim öz topraklarımızdır. Osmanlının öz toprağıdır. Dedelerimizin, ayakları zincire vurulmuş, boynuna bukağı geçirilmiş toprakları azad edilmeyi bekliyor.

Azerbaycan farkında mı bilmiyorum; öz toprağı olan Dağlık Karabağ’da Ermenistan ile mübareze ederken üç kıtanın azad edilme fitilini yakmıştır. Hoşça kalın.

 

 

 


 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum