Erbakan, Reis-ül Ulemaydı

Erbakan, Reis-ül Ulemaydı

40 yıl Erbakan Hocayla siyaset yapan Ahmet Akçael, bütün yönleriyle Erbakan Hocanın hayatını anlattı

Akçael, “Erbakan, Reis-ül Ulema’ydı” diyerek Hoca’nın liderlik vasfına vurgu yaptı

 

 

Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde bu hafta konu vefatı nedeniyle Prof. Dr. Necmettin Erbakan oldu. Milli Selamet Partisi döneminde milletvekilliği yapmış olan ve Erbakan Hoca’yla yaklaşık 40 yıllık mazisi olan Ahmet Akçael, ‘Tanımaya Çalıştığım Erbakan’ konu başlığı altında tüm yönleriyle Erbakan Hoca’yı anlattı.

KARA DEDİYSE, KAPKARA DİYECEKSİN

 

Erbakan Hoca’yı ciddi bir şekilde tanımanın çok zor olduğunu ifade eden eski milletvekili Ahmet Akçael, “Hoca, çok derinlemesine bir insan. 40 yıl siyasette beraber olduk. 4 sene milletvekili oldum. 4 sene mecliste Hoca’ya muhalefet ettim. Tabi bunlar Hoca’nın şahsına değildi. Bunlara rağmen Hoca benden hiçbir zaman kopmadı. Ancak 1977 seçiminden sonra Hoca bana küs kaldı. 10 sene sonra özel bir arabayla beni makamına davet etti, Hoca’yla barıştık. O gün 1987 seçimleri için çalışma yapılıyordu. Orada da Hoca bir konuşma yaptı, yine Hoca’yı tenkit ettim. Genel başkan bir şeye kara dediyse, sen kapkara diyeceksin. Alaca dediysen yandın, ben de hep kapkara dedim. Ama zaman zaman Hoca’nın bazı icraatlarını tenkit ettim, milletvekilliğim bitti” diye konuştu.

DAHA İLKOKULDAYKEN TEMSİLİ DEVLET KURMUŞ

 

Erbakan Hoca’nın emek harcamadan hiçbir yere gelinemeyeceği inancında olduğunu söyleyen Ahmet Akçael, liseyi birincilikle bitirdiği için üniversite sınavına girmeden üniversiteye alınacak olmasına rağmen kendisinin üniversite sınavına girdiğini bildirdi. Hoca’nın yakın çevresindekilerin anlattıklarını aktaran Akçael, “Hoca, daha ilkokul yıllarındayken siyasetle, ekonomiyle ve devlet yapısıyla ilgilenmeye başlamış. Kendi kafasında hayali bir devlet düzeni oluşturmuş ve bu enflasyon karşısında erimeyen bir para sistemi kurmuş. Üniversite hayatında ise ibadet konusunda çok hassas olmuş. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde derece elde ettiği için isteği geri çevrilmiş ve burada bir mescit yaptırılmış” dedi.

DEVRİM OTOMOBİLLERİNİN MUCİDİ

 

Erbakan Hoca’nın İTÜ’yü 1.’likle bitirdikten sonra asistan olarak Almanya’ya gittiğini ve burada da ağır sanayi ile ilgili ciddi çalışalar yaptığını bildiren Akçael, “Hoca’nın yaptığı çalışmalar dönemin motor devi Deutz fabrikasının sahibinin dikkatini çekmiş. Erbakan Hoca’nın dizel motorların daha az yakıt yakmasına yönelik tezi büyük beğeni toplamış. Ardından askerliğini yapmak için Türkiye’ye geri dönmüş. Astsubay olarak yaptığı askerliği sırasında da dikkat çeken çalışmalara imza atmış. Askerliğin ardından verdiği bir konferans yine askerlerin dikkatini çekmiş. O dönemde desteklenmiş ve Devrim adını verdiği bir otomobil üretmiş. Yine dış mihraklar bu konuya da el atmış. Sizin ürettiklerinizin maliyeti çok yüksek, üretmeyin, biz size hesaplı bir şekilde verelim demişler. Sanayimizin gelişmesini engellemek için ellerinden geleni yapmışlar. Bir zamanlar uçak üreten ülkemiz, bugün montaj sanayi haline gelmiş” diye konuştu.

HOCA, REİS-ÜL ULEMA’YDI

 

Hoca’nın manevi, ilmi, siyasi ve ekonomik yönlerini tüm boyutları ile anlatan Ahmet Akçael, hoca için söylenebilecek en güzel tabirin Reis-ül Ulema olduğunu vurguladı. Akçael, Hoca’yı Osmanlı hakanlarından Abdülhamit Han’a benzeterek, “Terazinin bir kefesinde Sultan Abdülhamit Han varsa, diğer kefesinde de Prof. Dr. Necmettin Erbakan vardır. Erbakan Hoca da tıpkı Abdülhamit Han gibi dinine sonuna kadar bağlıdır, hak bildiğinden asla vazgeçmemiştir. Fakat Hoca’nın benim gördüğüm kadarıyla bir zaafı vardır. Hoca’ya planlamayı yaptıracaksın, projeyi yaptıracaksın ama uygulamayı yaptırmayacaksın. Şu arkadaş da uygulamasını yapsın diyeceksin. Ben Hocayı 40 yıldır tanıyorum ve Hoca da bunu gördüm” diyerek sözlerini tamamladı.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.