Eksiklik mi, Üstünlük mü?

Erkek kardeşlerimden biri solaktı. Babam boksta rakibe karşı bunun bir avantaj olduğunu söylerdi. Tıpkı futbolda sol ayağını kullanmanın, basketbol veya tenis gibi bazı sporlarda ise sol kolunu kullanmanın avantaja dönüştüğü gibi...

**

Çoğu insan eksik düşündüğü yönlerini başkalarına göstermek istemez. Esasen telafisi için uğraşmak veya iyiye yönlendirmek yerine eksikliklerini saklamaya çalışmanın daha büyük bir eksiklik olduğunu anlamaz. Peki hayatımızda eksiklik olarak gördüğümüz şeyler zamanla üstünlüğe dönüşebilir mi? Yakın zamanda okuduğum bir hikâye bu sorunun cevabı niteliğinde idi:

**

Dokuz yaşında bir Japon çocuğun en büyük hayali günün birinde çok iyi bir judocu olmaktır. Fakat talihsiz bir trafik kazası sonucu sol kolunu tamamıyla kaybeder. Büyük bir yıkım yaşayan ailesi sırf çocuk oyalansın diye, ona meşhur bir judo hocasından ders aldırmaya başlar. Hoca derhal kolları sıvar ve çocuğa tek kolla yapabileceği nadir bir fırlatma hareketi öğretir. Gece gündüz çocuğa bu hareketi çalıştırarak adeta ezberletir. Çocuk sıkılıp yeni teknikler öğrenmek istese de, hocası bu hareketi dünyada en hızlı yapan kişi olana dek çalışmasını ve ona başka hamleler öğretmeyeceğini söyler.

**

Bir müddet sonra çocuk hareketi yıldırım hızıyla yapmaya alışır. Bunun üzerine hoca, çocuğa artık bir turnuvaya katılma zamanının geldiğini söyler. Tek kollu bir judocunun tek hareketle turnuvaya katılması olacak şey değildir! Çocuk itiraz etse de, hocası kendinden gayet emin görünmektedir. Ve çocuk bütün turları rahatlıkla geçerek nihayet finale gelir. Dev cüsseli rakibini görünce korksa da hocasının "Kendi oyununu yap yeter!" sözleri kulağında yankılanmaktadır. Hızlı hamlelerle rakibini yener ve tek kolu ile şampiyon olur.

**

Kendisinin bile inanamadığı bu zaferin sırrını hocasına sorduğunda şu cevabı alır: "Bu zaferin iki sırrı var oğlum! Birincisi, judonun en güç hareketlerinden birini çok iyi yapabilmendir! İkincisi, bu harekete karşı tek bir savunma vardır. O da hareketi yapanın sol kolunu tutmak!"

Demek ki, insan isterse hayata bazen farklı yönlerden de bakabiliyor. Eksik veya olumsuz görünen yönlerinin çaba göstererek geliştirilebileceğini anlıyor. Bir başka deyişle, "İnanıyorsanız, üstünsünüz" sırrınca kişi imkânsız gibi görünen şeyleri bile başarabiliyor.

**

Bazen hayatı burnunu tuvale yapıştırıp resim yapmaya benzetiyorum. Her gün bir şeyler çiziyor, boyuyoruz ama belki de çok yakından baktığımız için tam olarak ne yaptığımızı idrak edemiyoruz. Biraz geriden baktığımızda hayal kırıklığı içinde o narin tuvali mahvettiğimizi anlıyoruz. "Hayret! Yakından ne kadar canlı, ne kadar umut vaat edici gözüküyordu oysa!" diyerek sızlanmaya başlıyoruz. Aslında yaşamımızdaki olayların gidişatını hayata karşı kendi duruşumuz belirliyor.

Eksikliğini hissettiğiniz yönlerinizin zamanla üstünlüğe dönüşmesi dileğiyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi