Eğitimde Ceza

Eğitimde her zaman disiplinle ceza karıştırılmış disiplin deyince akla ceza gelmiş. Disiplin ve ceza farklı olan kavramlardır. Disiplin, kazandırmak istediğimiz davranış kurallarının yekûnudur. Ceza ise çocuğa kazandırmak istediğimiz davranış ve kurallara uymadığı zaman ödeyeceği bedeldir.  Çocuğa bazen istendik davranışları yapmadığında, kabahat işlediğinde, ceza verilir. Ya da istenilmeyen davranışların pekiştirilmesini önlemek için cezaya bazen başvurulur. Ama bu cezanın içinde kesinlikle fiziki şiddet kullanılmamalıdır. Biz burada ceza deyince kesinlikle fiziki ya da ağır söz söyleyerek çocuğu aşağılayıcı ve rencide edici söz ve tutumdan bahsedemeyiz. Şiddet uygulayarak ya da sözle onur ve gururunu rencide ederek cezayı kesinlikle düşünemeyiz. Anne ve baba şefkat ve merhamet demektir.

Ceza vermede de kurallar vardır. Cezalar disiplin kurallarını destekleyeceği özellikte olmalıdır. Çocuğumuz duygularını göz ardı edemeyiz. Onu anladığımızı sevdiğimizi bizim için çok önemli olduğunu anlatmalıyız. Onu bu konuda kaç defa uyardığımızı söylemeliyiz. Birde sinirli halimizle ona ceza vermemeliyiz. Ceza verirken de başka çare bırakmadığını ona anlayacağı dille anlatmalıyız. Bir kere suç ile ceza ilişkili olmalıdır. Suça uygun cezalar verilmelidir. Ayaklarını yıkamadan salonda oturan çocuğa herhalde yarın dışarı çıkamama ya da bisiklet sürme cezası verilmez. Çocuk yerinden kaldırılır ayakları yıkatılır ve sonra salonda oturmasına izni verilir.

Ev ödevlerini yapmamayı alışkanlık haline getiren, bir çocuğun yanına oturup, ev ödevlerini bitirene kadar yanından ayrılmamak gibi cezalar. Yoksa ona bisiklet sürme cezası vermemeliyiz. Genelde çocuklar el yüz yıkamasını yemekten önce ve sonra kendilerine yük sayarlar. Yemekten önce ve sonra el yüz yıkanmadıysa alıp lavaboya kadar götürüp elini yüzünü yıkatmaktır. Ya da duvarı kalemle çizen çocuğa onu sildirmek gibi cezalardır.

Cezalar kabahatle uygun olmalı cezayı verirken suç ile orantılı ve denge kurmalı. Kabahat büyük ise ceza az ise çocuk ne olacak yine işlerim, diyecektir. Burada çok iyi denge kurulmalı. Ya da kardeşler arasında anne ve baba genelde küçüklerin tarafını tutar burada daha dikkatli olmalıdır. Sonu kıskançlığa gider. Bazen kabahat küçük ceza büyük ise çocuk ceza verene düşman olacaktır. Bu anne baba öğretmen olması bir şeyi değiştirmez. Ben bu kadar cezayı hak etmemiştim ceza veren benden intikam alıyor hissine kapılacaktır. Bir daha senin görmediğin yerde bu işleri yaparım diyecektir. Genelde bu okullarda okuyan öğrenciler bir birinle tartışır ya da dövüşür. Öğretmen suçluyu tam ayırt edemediği durumlarda çok olur.

Yıllar önce iki öğrenci kavga etmişlerdi ben barışmalarını istedim. Fakat barışmadılar bende ikisine birden o gün teneffüse çıkmama cezası verdim. Biri gerçekten suçlu değilmiş. Top oynarken kasıtlı gol atmasın diye diğeri düşürmüş. Burada bende sabırlı olamadım ikisine de aynı cezayı verdim. Çıkışta suçsuz olan ‘öğretmen senin tarafını tutuyor’ diye diğerine yükseksek sesle bağırıyordu. Burada anladım ceza suçsuz olana ağır gelmiş verilen cezanın ağırlığı kendi suçunu unutturmuş. Kendi suçu önemini yitirmiş benim kendisine kötülük yaptığımı hatta benim kötü biri olduğumu benden korkmasa söyleyecek.

Suç cezaya göre hafif olursa, çocuk suç işlemeye devam eder. Yine yıllar öncesi çocuğun biri arkadaşına küfür etmiş çocuğu uyardım bir daha yapma dedim arkadaşından özür dile diyerek konuyu kapattım. Burada aklıma geldi çocukluğumdan bir anekdot anlatayım; Köyde küfür edenlerin ağzına acı biber atılırdı çok kişiye rastladım, çocukken böyle olaya. Çocuklar nasıl ağlardı gözlerinden bulgur bulgur yaşlar dökerek. Aslına bakılırsa çocuk suçu kabahati bilmez büyüklerden öğrenir. Çocuk küfür etmenin kabahat olduğunuda bilmez, duymuştur, söylemiştir. Sakın böyle ceza vermeye kalkamayın.

Yine ikinci gün sınıftan biri geldi arkadaşlarının küfür ettiğini söyledi. Çocuğa hiçbir şey demedim. Sen lavaboya git yüzünü yıka, gel dedim. Sınıfa bu arkadaşınızla iki ders kimse konuşmasın diye sıkı sıkı tembihledim. Küfür eden çocuğa hiç bir şey söylemeyin. Çocuk üçüncü dersin sonunda öğretmenim ben bir daha küfür etmeyeceğim diye yanıma geldi. Evet, çocuklar arkadaşınız bir daha küfür etmeyecekmiş dedim. Onunla konuşa bilirsiniz, diye sınıfa söyledim. Bir daha o çocuktan bana öyle bir şikâyet gelmedi. Bunu evde anne ve baba küsme, konuşmama gibi çocuğa cezalar vererek yanlış davranışı doğru davranışa dönüştüre bilirsiniz.

Çocuk istenmedik davranışları devam ettirirse Yine çocukla ceza konusunda pazarlık yapıla bilir. Bazen çocukla da konuşmalı sen anne olsan ben çocuk olsam ya da ben öğrenci olsan sen öğretmen olsan ne ceza verirdin bana? Bu yaptığın kabahate çocuk sizin vereceğiniz cezalardan daha ağır cezaları size önere bilir. Ama ben sana kıyamam o kadar ağır cezayı veremem vicdanım sızlar burada yine siz kazanacaksınız. Çocuk annem babam öğretmenim ne kadar merhametliymiş diyecek.

Sınıftayım derste çocuklar bir birine kâğıt atıyorlar. Sinirlendim baktım çocuğa’ kalk ayağa öğretmen sensin’ dedim. ‘dersi sen anlat ben öğrenciyim’. Kâğıt atmaya ben başladım sınıf alt üst oldu. Çocuk ders anlatmadan gözleri doldu’ dinlemiyorlar öğretmenim’ demeye başladı. ‘Anladın mı suçunu diyerekten, dinlemesini öğrenin’ dedim.

Veremeyeceğin cezayı dillendirmemeli, anne baba kulağını çekerim demektedir sonra kıyamaz ve cezayı kaldırır. İşte burada otorite sarsılır. Bunu demektense görmemek daha iyidir. Çocuğun kabahatini bazen görmezden gelivermek, yapamayacağın cezayı söylemektense görmezden gelmek daha iyidir. Burada da sürekli görmemezlikten gelmek ana ve balık görevini tam anlamıyla yapmamış oluruz. Çünkü çocuklar bize yaratıcının birer emanetidir. Onu yaratıcının emrine göre yetiştirmek bizim en büyük vazifemizdir.

Ötelenmiş cezalar ve birleştirilen cezalar çocuk için işkence her davranışından sonra hep böyle cezamı alacam kaygı ve endişesini taşır.

Kabahat işlediğinde beynimizde ötelenmiş cezaları gündeme getirip sen giden günde şu kabahati işlemiştin deyip çocuğa ceza vermek. Ötelenmiş cezanın tekrar gündeme getirilmesi çocukta endişeyi arttırır ve ebeveyn güveni sarsar.

Çocuklara ödül ve ceza ile neler kazandırabilir. Anneler genellikle çocuklarının ders çalışmadığında onlara ödüller alacağını ya da çocuk kabahat işlediğinde oyuncaklarını elinden alma gibi ödül ve ceza vermektedirler. Maneviyatın yerine anne baba sevgisinin ve başarının hazzı ve insanlığa hizmet etmenin yerine maddeyi koymaktadırlar. İşte böyle durumlarda başarının hazzını öğrenmenin verdiği hazzı anne baba sevgisi yerine maddeyi ön plana çıkarınca çocuk materyalist cimri olmaktadır. Her şeyi madde ile değerlendirecek ileride aç gözlü hırslı egoist çıkarcı bencil cimri hatta insanlığın değer ölçüsünün para olduğunu öğrenecek ulvi yüce dünyaya geliş insanlığa hizmet amaçlarını unutacak o dünyada sevgiden üstün bir şeyin olmadığını öğrenemeyecektir. Yaradılış gayesini unutacak ya da biz unutturacağız ileride maddeye doyumsuz kanaatkâr olmayan bireylerin bir topluma hatta ülkelere ve dünyaya ne bedeller ödettiğini tarihin tozlu sayfalarında binlerce örneklerini okumuşuzdur. Hayatı boyunca sevginin insanlığın paylaşmanın yaratıcıya kul olmanın yerini madde alacaktır. Bu durumda çocuğumuza iyilik yapalım derken kötülük yapmış olacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi