Duyguları Doğru Algılama, Doğru Aktarma
Yayınlanma:
Çocuk küçük yaşta duyguları öğrenip adlarını bilmelidir. Adını koyduğumuz nesneyi ya da durumu daha iyi tanırız. Diğer nesnelerden ayırırız. Duyguların adını çocuk küçük yaşından itibaren, kelime dağarcığına bağlı olarak öğrenmeye başlarsa duyguların adını öğrenince onunla baş etmenin yollarını, örnek alarak öğrenecek ya da ebeveynin verdiği tepkiyle öğrenecektir.
Duyguları ifade edememenin cezasını midenin, reseptörler sonucu çektiğini öğrenmiştik. Duyguları ifade edemeyen çocukların, duyguların bastırılması sonucu ifadesi ile fiziksel sağlık arasında ilişki (Pennepaker 1995) duyguların kaygı, depresyon, davranış bozuklukları psikolojik bozukluklar arasındaki ilişki (Grosa ve Munoz 199 ),Fizyolojik, zihinsel ve davranış olarak ortaya çıkarır. Çocukta mide ağrısı, depresyon, bağırma, çağırma öfke ve saldırganlık olarak ortaya çıkar. Çocukta duygular baskı altına alındığında zihinsel olarak hiperaktivite, öğrenme güçlü ve dikkat dağınıklı olduğunu söylemektedir (s32) Çocuk olumlu ve olumsuz duygularını ifade edemediklerinde, duygu dürtüleri bilişsel becerilerinden güçlü ise çocuk saldırgan olduğu söylenir. Öfke ve saldırganlığın temelinde bastırılan duygular sonucu sürekli mutlu yaşamayı ya da sürekli korku endişe ve üzüntü yaşayan bir çocuk tek ayaküstünde yürüyen biri gibidir. Ve tek ayaküstünde yürüme sonucu yorulacaktır. Duyguların dengede olması gerekir. Çocuk ebeveyne korktuğunu söylemeli, yere düşünce ağlamalı ebeveyn ona erkek adam korkamaz büyük adam ağlar mı senin gibi büyük adamın ağlaması ayıptır. Erkekliğe yakışırımı erkekliğe sığar mı dememeli bu sözler çocukta duyguları körelttiği zaman; duyguları katılaşmış, acıya karşı kayıtsız kalmış bir çocuk karşımıza yarın dikilir. Bu yazıyı yazarken aklıma geldi. Adamın yakını ölmüş mezar kazarken adamda his ölmüş daha adam oğlunun aldığı arabasının modelin den bahsediyor. Cenaze merasimin arkasından giderken maç konuşuyor. Çünkü onun duyguları körelmiştir. Duyguları körelmiş bir insanın vücuduna jilet kendini jilet attığını görüyoruz, babasının, anasının cenazesine dahi gitmediğini duymuşuzdur şahit olmuşuzdur.
Okul bahçesinde birbirine horozlanan iki öğrenci gördüm. Anladım dövüşecekler. İkisini tutup ayrılmalarını ve ifadelerini almadan önce yüzlerini yıkayıp yanıma gelmelerini söyledim. Sempatik sinir sisteminin yükselttiği adrenalin böbrek üstü bezlerin gerekli organlara hormon salgılayıp amigdalayı harekete geçirip. (öfke, kızgınlık, kaslarının gerginliğini, kan akış hızını ve kalp atışları hızın hızını arttırmış) parasempatik sinir sistemini devreye sokarak, Gri maddenin harekete geçmesi ve kan akış hızını yavaşlatıp, kalp atışlarını yavaşlatılıp, kızgınlığının gitmesini ve öfkesinin yavaşlatılması için, duygularını, düşünceleri ile birleşmesini sağaldım. Daha sonra ifadelerini alamaya başladım. Eğer bende çocukların üzerine onlar gibi öfke yansıtsaydım. Çocuk burada davranış kazanamayacak öfkeye karşı öfke yansıtıldığını öğrenecekti. Ve yanlış bir davranış kazanacaktı. Çocuk öfkelendiğinde ebeveyn ona öfke ve kaşları çatık aynı duyguyu yansıtırsa, Çocuk burada eğitim deneyi kazanamamış olacak öfkesini kontrol etmeyi ebeveynden öğrenmemiş olacaktır. Çocuk duygularını tam olarak karşı tarafa yansıtamayacaktır. Çocuk yan duygulara yönelecek, öfkelenecek, kızacak küfür edecek ya da saldırganlaşıp karşı tarafı iteleme, tepikleme yumruklama ve kavgaya tutuşacak. Çocukları dinledim; sebep çok basit ‘attığımız golü saymıyorlar’ ‘diğeri de gol değildi kalecinin boyunun çok üstündeydi’ diye kendi kurallarına göre ikisi de haklı fakat dövüşmelerinde ikisi de haksız. ‘hakem yok mu dedim’ hakem gol saymamış ben öğrenci psikolojisi bildiğim için hakem olmadan kendi aralarında maç yaptırmam.
Duyguları düzenlemede beyin, duygu ve davranış, sosyal çevre, duyguları algılama ve ifade etme, konusunda çocuğunuzla konuşun ona zaman ayırın onu dinleyin.
Çocukların ikisi de öfke kontrolünü bilmiyorlar. Karşı tarafı doğru algılayamamış. Karşı tarafta duygularını tam olarak aktaramamış Golü sayılmayan taraf, zaten gol bakımından önde olan takım tarafından aşağılamış, dalga, geçmiş alaya almış, karşı taraf önceki gollerle karşı tarafı aşağılamış ve fazla sevinç gösterisi yapmış. Burada sevinç gösterisini abartmış.
İşte çocuk burada şunu düşüne bilse duygularla düşünceyi birleştirerek kendine’ yenilelim oynadığımız bir oyun yarın bakarsın o arkadaşlar benim takım arkadaşım olabilirler’. O zaman hiddet bitecek, kızgınlık bitecek kavgaya gerek kalmayacak. Yenme ve yenilme oyunda olacaktır. Bir tarafın kazanmasıyla biteceğini ve karşı tarafın neşe ve sevincini anlaması gerektiğini önceden ebeveyn ile yaptığı deneylerle bunu bilmelidir. Ama ebeveyn ne olursa olsun kazanacaksın mesajını çocuğa aşılamışsa, işte burada çocuk karşı tarafın sevincini kıskanmakta duygu harmanlaması yapamamaktadır. Olumlu ve olumsuz duyguları zihninde harmanlasa çocuk olumlu duyguya yönelecektir.
Kendi duygularını tanıyıp ifade edebilen ve başkalarının duygularını anlayan ve algılayan bir öğrencinin sosyal ilişki öğretmen ve sınıf arkadaşları ve çevreyle kuracağı sosyal ilişkiler daha sağlıklı olacaktır. Buda çocuğun evde ebeveyn ile yaptığı deneylerlere bağalıdır. Evde kurmuş olduğu sağlıklı iletişim ile duygularını karşı tarafa doğru aktaracak ve karşı tarafı da doğru algılayacaktır.
Kaynak; Dr Mary Polce Lynch Phd, Oğlunuzla Konuşmalar(s32) Çeviri Fikret Topallı
Arkadaş Yayın Evi 2003, Ankara
Duyguları ifade edememenin cezasını midenin, reseptörler sonucu çektiğini öğrenmiştik. Duyguları ifade edemeyen çocukların, duyguların bastırılması sonucu ifadesi ile fiziksel sağlık arasında ilişki (Pennepaker 1995) duyguların kaygı, depresyon, davranış bozuklukları psikolojik bozukluklar arasındaki ilişki (Grosa ve Munoz 199 ),Fizyolojik, zihinsel ve davranış olarak ortaya çıkarır. Çocukta mide ağrısı, depresyon, bağırma, çağırma öfke ve saldırganlık olarak ortaya çıkar. Çocukta duygular baskı altına alındığında zihinsel olarak hiperaktivite, öğrenme güçlü ve dikkat dağınıklı olduğunu söylemektedir (s32) Çocuk olumlu ve olumsuz duygularını ifade edemediklerinde, duygu dürtüleri bilişsel becerilerinden güçlü ise çocuk saldırgan olduğu söylenir. Öfke ve saldırganlığın temelinde bastırılan duygular sonucu sürekli mutlu yaşamayı ya da sürekli korku endişe ve üzüntü yaşayan bir çocuk tek ayaküstünde yürüyen biri gibidir. Ve tek ayaküstünde yürüme sonucu yorulacaktır. Duyguların dengede olması gerekir. Çocuk ebeveyne korktuğunu söylemeli, yere düşünce ağlamalı ebeveyn ona erkek adam korkamaz büyük adam ağlar mı senin gibi büyük adamın ağlaması ayıptır. Erkekliğe yakışırımı erkekliğe sığar mı dememeli bu sözler çocukta duyguları körelttiği zaman; duyguları katılaşmış, acıya karşı kayıtsız kalmış bir çocuk karşımıza yarın dikilir. Bu yazıyı yazarken aklıma geldi. Adamın yakını ölmüş mezar kazarken adamda his ölmüş daha adam oğlunun aldığı arabasının modelin den bahsediyor. Cenaze merasimin arkasından giderken maç konuşuyor. Çünkü onun duyguları körelmiştir. Duyguları körelmiş bir insanın vücuduna jilet kendini jilet attığını görüyoruz, babasının, anasının cenazesine dahi gitmediğini duymuşuzdur şahit olmuşuzdur.
Okul bahçesinde birbirine horozlanan iki öğrenci gördüm. Anladım dövüşecekler. İkisini tutup ayrılmalarını ve ifadelerini almadan önce yüzlerini yıkayıp yanıma gelmelerini söyledim. Sempatik sinir sisteminin yükselttiği adrenalin böbrek üstü bezlerin gerekli organlara hormon salgılayıp amigdalayı harekete geçirip. (öfke, kızgınlık, kaslarının gerginliğini, kan akış hızını ve kalp atışları hızın hızını arttırmış) parasempatik sinir sistemini devreye sokarak, Gri maddenin harekete geçmesi ve kan akış hızını yavaşlatıp, kalp atışlarını yavaşlatılıp, kızgınlığının gitmesini ve öfkesinin yavaşlatılması için, duygularını, düşünceleri ile birleşmesini sağaldım. Daha sonra ifadelerini alamaya başladım. Eğer bende çocukların üzerine onlar gibi öfke yansıtsaydım. Çocuk burada davranış kazanamayacak öfkeye karşı öfke yansıtıldığını öğrenecekti. Ve yanlış bir davranış kazanacaktı. Çocuk öfkelendiğinde ebeveyn ona öfke ve kaşları çatık aynı duyguyu yansıtırsa, Çocuk burada eğitim deneyi kazanamamış olacak öfkesini kontrol etmeyi ebeveynden öğrenmemiş olacaktır. Çocuk duygularını tam olarak karşı tarafa yansıtamayacaktır. Çocuk yan duygulara yönelecek, öfkelenecek, kızacak küfür edecek ya da saldırganlaşıp karşı tarafı iteleme, tepikleme yumruklama ve kavgaya tutuşacak. Çocukları dinledim; sebep çok basit ‘attığımız golü saymıyorlar’ ‘diğeri de gol değildi kalecinin boyunun çok üstündeydi’ diye kendi kurallarına göre ikisi de haklı fakat dövüşmelerinde ikisi de haksız. ‘hakem yok mu dedim’ hakem gol saymamış ben öğrenci psikolojisi bildiğim için hakem olmadan kendi aralarında maç yaptırmam.
Duyguları düzenlemede beyin, duygu ve davranış, sosyal çevre, duyguları algılama ve ifade etme, konusunda çocuğunuzla konuşun ona zaman ayırın onu dinleyin.
Çocukların ikisi de öfke kontrolünü bilmiyorlar. Karşı tarafı doğru algılayamamış. Karşı tarafta duygularını tam olarak aktaramamış Golü sayılmayan taraf, zaten gol bakımından önde olan takım tarafından aşağılamış, dalga, geçmiş alaya almış, karşı taraf önceki gollerle karşı tarafı aşağılamış ve fazla sevinç gösterisi yapmış. Burada sevinç gösterisini abartmış.
İşte çocuk burada şunu düşüne bilse duygularla düşünceyi birleştirerek kendine’ yenilelim oynadığımız bir oyun yarın bakarsın o arkadaşlar benim takım arkadaşım olabilirler’. O zaman hiddet bitecek, kızgınlık bitecek kavgaya gerek kalmayacak. Yenme ve yenilme oyunda olacaktır. Bir tarafın kazanmasıyla biteceğini ve karşı tarafın neşe ve sevincini anlaması gerektiğini önceden ebeveyn ile yaptığı deneylerle bunu bilmelidir. Ama ebeveyn ne olursa olsun kazanacaksın mesajını çocuğa aşılamışsa, işte burada çocuk karşı tarafın sevincini kıskanmakta duygu harmanlaması yapamamaktadır. Olumlu ve olumsuz duyguları zihninde harmanlasa çocuk olumlu duyguya yönelecektir.
Kendi duygularını tanıyıp ifade edebilen ve başkalarının duygularını anlayan ve algılayan bir öğrencinin sosyal ilişki öğretmen ve sınıf arkadaşları ve çevreyle kuracağı sosyal ilişkiler daha sağlıklı olacaktır. Buda çocuğun evde ebeveyn ile yaptığı deneylerlere bağalıdır. Evde kurmuş olduğu sağlıklı iletişim ile duygularını karşı tarafa doğru aktaracak ve karşı tarafı da doğru algılayacaktır.
Kaynak; Dr Mary Polce Lynch Phd, Oğlunuzla Konuşmalar(s32) Çeviri Fikret Topallı
Arkadaş Yayın Evi 2003, Ankara





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.