Dünya sevgisi

Yamadık dünyamızı yırtarak dinimizden
Sonunda din de gitti, dünya da gitti elimizden
Rabbini tercih eden kula müjdeler olsun
Dünyaya karşı koydu ki sonu isteğine kavuşma olsun. 
Hz. Ali (k.v.) der ki : "Dünya şu altı şeyden ibarettir:
Yenilen şeyler
İçilen şeyler
Giyilen şeyler 
Binekler
Nikâhlanılanlar
Güzel kokularYiyeceklerin en değerlisi baldır. Hâlbuki o bir sineğin dışkısıdır. İçeceklerin en değerlisi sudur. Ama onu iyi kötü herkes içer. Giyeceklerin en değerlisi ipektir. Hâlbuki o da bir böcek dokumasıdır. Bineklerin en değerlisi attır. Onun da üzerinde adamlar öldürülür. Nikâhlanan en değerli varlık kadındır. Hâlbuki o işeme yeri içinde işeme yeridir. Kadın en güzel yerlerini süsler ama yine de onun en çirkin yeri arzulanır. Güzel kokular içinde en seçkini misktir. O ise (ceylandan elde edilen) kandır."(1)

Hz. Ali bir, birgün hutbesinde şöyle demiştir: 

"Sizler ölülersiniz. Ölümden sonra dirileceksiniz. Yaptığınız amellerin durumuna göre karşılık göreceksiniz. Sakın ola ki, dünya yaşamı sizi aldatmasın. Çünkü o imtihanlarla sarılmıştır. Yok olması için de ne varsa hepsi yok olmaya mahkûmdur. O dünyalılar arasında birinden diğerine geçer. İstikrarsız durumlara sahiptir.

**
İnsanlar onun kötülüğünden emin olamazlar...
Ey Allah'ın kulları! İyi biliniz ki, sizler ve içinde bulunduğunuz dünya, sizden önce yaşamış olanlardan farklı değildir. Hatta onlar sizden daha uzun yaşamışlar, sizden daha güçlü hâkimiyetler kurmuşlar, daha modern ülkeler tesis etmişler, eserlerini daha uzun süre dayanacak şekilde yapmışlardır.

**
Buna rağmen uzun süre devam eden eserleri yok oldu, sesleri kesildi, cesetleri çürüdü, muhteşem köşkleri çardakları harabeye döndü, izleri silindi. Etrafı surlarla çevrili köşklerden, ipekli yataklardan, koltuk yastıkları arasından ayrılarak, lahıd ile örtülü, üzeri taşlar ile kapatılmış zemini çakıllı mezarlara götürüldüler. Mezarlıkları eski konaklarına yakındır. Ama içindekiler güzel binalarda oturanlara yabancıdırlar ve yapayalnızdırlar.

**

Yeni sakinler onları düşünemeyecek kadar meşguldürler. Komşuları ile sevgi bağı kuramazlar. Aralarında kardeşler ve komşular gibi karşılıklı gidip gelme yoktur. Hâlbuki onlar yakın yerde otururlar. Aralarında nasıl karşılıklı ilişkiler olabilir ki? Onları geçen günlerin değirmen taşı un gibi öğütmüş, böcekler ve toprak vücutlarını yemiştir. Yaşamdan sonra artık ölüdürler.  Yaşamın parlaklığından sonra kupkuru kaldılar. Şimdi onlar dostlarını bırakıp dostlarının sakinleri oldular. Geri döneceklerini zannediyorlar. Heyhat! Heyhat! Nafile. (2)

Kaynak:  Mukaşefetü’l Kulub,İmam Gazali,s.154(1), s.158 (2)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi