Dolu dolu geçen 8 yıl
Görevi bırakmasına günler kala sorularımızı yanıtlayan Konya Sanayi Odası (KSO) Başkanı Tahir Büyükhelvacigil, 8 yıllık Konya Sanayi Odası serüvenini anlattı. Ekonomiden, sanayiye kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Büyükhelvacigil, özel hayatı noktasında da bilinmeyen yönlerini Merhaba’ya anlattı. Konya Sanayi Odası’nda dolu dolu bir 8 yıl geçirdiğini ifade eden Tahir Büyükhelvacigil, “8 yıllık süre zarfında bir şeyleri başardıkça mutlu oldum” diyor…
*Tahir Büyükhelvacıgil kimdir?
1958 yılında Konya'da doğan Tahir Büyükhelvacıgil, Selçuk Üniversitesi Yabancı Diller Y.O. İngilizce Bölümü’nden mezun oldu. 1993-1996 yılları arası MÜSİAD Başkan Vekilliği, 1986-1996 yılları arasında Konya Ticaret Odası Meclis Üyeliği, 1996-2000 yılları arasında Konya Ticaret Odası Meclis Başkanlığı, 2005 yılında da Konya Sanayi Odası Başkanlığı’na seçilen Büyükhelvacıgil, TSE Yönetim Kurulu Üyeliği ve başkanlığı, Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu (OSBÜK) Yönetim Kurulu Üyeliği, TOBB Yatırım Promosyonu ve Doğrudan Yabancı Yatırım mevzuatı Çalışma Grubu Başkanlığı, Private Label Derneği, Türkiye Bitkisel Yağ Sanayi Derneği üyeliklerinin yanı sıra KOSGEB Genel Kurul Delegeliği görevleri bulunmaktadır. Sektöründe dünyanın en ileri teknolojisi kullanılarak üretim yapılan ZADE tesislerinin sahibi olan Büyükhelvacıgil, aile şirketi olan Helvacızade A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini de yürütmektedir. İyi derecede İngilizce bilen Büyükhelvacıgil, evli ve 3 çocuk babasıdır.
*Bize biraz kendinizden bahsedebilir misininiz, siz Tahir Büyükhelvacigil’i nasıl tanımlarsınız?
-Kendimi tanımlarken anneme ve babama sonsuz teşekkür ederek söze başlamak istiyorum. Ben 6 yaşında ticaret hayatına başlamış biriyim. Çalışmayı öğrendim. Abi demeyi öğrendim. Para kazanmayı değil, hizmet etmeyi öğrendim. Hayatım iş, okul ve ev ile geçti. Başka bir şey bilmedim. 15 yaşıma geldiğimde arkadaşlarımı babam seçti ve beni babam yönetti. İş hayatımızda çok çalışmanın meyvelerini gördük. Allah güzel şeyler lutfetti. Şehre bir marka hediye ettik. Bir yandan da tasavvuf yönüme ağırlık verdim. Tasavvuf hakikaten müthiş bir olay. İnanılmaz bir güzellik ve edep. Onun biraz tozu bulaştı diye düşünüyorum. Tasavvufun himayesinde kalmak bize birçok güzellikler kattı. Hiçbir zaman ben demedim. Biz dedim. Hayatım boyu nefsimi hiç öne çıkarmadım. Allah’tan hep korktum. Mesela Hacıveyiszade’nin kardeşine sormuşlar hanginiz daha büyük diye, o da 'benim kardeşim benden o kadar büyük ki ben ondan 3 yıl önce doğmuşum' demiş. Benim kardeşimde benden o kadar büyük ki ben ondan 3 yıl önce doğmuşum. Allah nazardan saklasın. Allah uzun ömürler versin, şehre 2 marka hediye etti. Birinci marka Zade, ikinci markası da Zade Vital oldu. İnanılmaz güzellikler yaşattı. Birlik beraberliğe önem gösterdik. Laf olsun diye iş yapmamayı öğrendik. 8 yılda büyük şeyler öğrendim. İlk göreve geldiğim gün ki Tahir ile bugün ki Tahir farklı. İnanılmaz tecrübeler kazandım. İnsanı tanıdım. İnsanı tanımak önemli bir iş. TSE Başkanlığı nasip oldu o görevi yürüttüm. O göreve başladığımda birileri ‘ya o adama çok büyük gelir orası’ demiş. Ama insanı tanıdım. Benim bakışım şöyleydi; birileri bana niye kötülük yapsın diye düşündüm. Pozitif ve olumlu baktım. Hiç sıkıntıya gelmedim. Çünkü haksızlık yapmadım, haksızlığa uğramaktan da sıkıldım. Allah’ın verdiği iradeyi kullanmaya özen gösterdim. Kadere sonuna kadar inandım. Allah’tan korkarken bir yandan da ümitle yaşadım. Dolu dolu bir hayat yaşadım. 1 saniyem bile boşa geçmedi. Çalışmaktan yorulmadım. Hiçbir zaman bir şeye talip olmadım. Verilen görevleri yapmaya çalıştım. İnşallah örnek olmuşumdur.
*Helvacızade ailesinin mensubu olarak farklı duygularınız var mı?
-Benim ailemin bir takım prensipleri vardı. Mesela ailem asla imza atmazdı. Babam, 'oğlum imzamız haysiyetimizdir, sözümüz senettir' der. Faize bulaşmadık. Ben 18’e girmeden babam, kardeşimle bana tam yetki verdi. Babamı eleştirirlerdi 'çocuğa yetki mi' verilir diye. Babam benim çocuklarımız ne yapacaklarını bilir diye bize güvenirdi. Her anımı şerefli yaşadım. Kıvırmayı bilmedim. En nefret ettiğimiz şey yalandı. Bizim ailemiz yalan söylemez. Sapına kadar dimdik bir aileyiz. Benimle kalbim her an aynı oldu. Hiç ayrı olmadı. Paradan çok korktum. Hiçbir yerden harcırah almadım. TSE’de çalıştığım dönemde her şeyin tek tek hesabı tutuldu. Sanayi Odası’nın masrafıyla iki defa seyahate gittim. Hiç harcırah almadım. Her şeyi kendi paramla yapmaya çalıştım. Karnımız ve gözümüz toktu.
ALLAH, BU ŞEHİRDEN İSLAM’I ALMASIN
*Bir başkan ve bir sanayici olarak Konya sanayisini ve Konya’yı görmek istediğiniz yer neresi?
-Öncelikle aynı sektördeki sanayicilerimizin birleşip ortak akılda hareket etmelerini arzu ediyorum. Aynı sektördeki insanlar bir birine rakip olmazda, dünyada marka olmak için yarışırlarsa hiçbiri kaybolmayacaktır. Bir de bu İslam’i hassasiyetlere düşkün, güzellik, hoşgörü şehrini, kız çocuklarının rahatlıkla gönderilebileceği bu şehrin özellikleri zedelenmesin. Allah bunları bizden almasın. Allah bu şehre, kıyamete kadar İslam’ın yaşandığı, huzur şehri olarak kalmayı nasip etsin. Benim görmek istediğim ve dua ettiğim şey bunlar.
*8 yıllık süre zarfında iyi ki başkan olmuşum ya da keşke bu görevde olmasaydım dediğiniz anlar oldu mu?
Bir iki defa üzüldüğüm anlar oldu. Özellikle son 3 ay içinde bazı şeylere baktım bu anlamsızmış dedim. Bunu yapmamam lazımmış dediğim anlar oldu. Bir laf var ya iyilik yap da denize at, balık bilmezse yaradan bilir diye. Bu düstur ile çalıştım. Bir şeylere şahit olunca bazı şeylere üzülüyorsunuz. Ama hiçbir zaman kin gütmedim. Huzursuz gözükmedim. Başardıkça mutlu oldum. İnce şeylere dikkat ettim. Görevimden şikayetçi olmadım. Özellikle geçtiğimiz hafta 1,5 gün içinde gerçekleştirdiğim ziyaretler bana her şeyi unutturdu. Başkan olarak değil de, bir vatandaş olarak gönüllerde yer bulduğuma inandım. İnsanlar bizi kapıya kadar uğurladılar güler yüzle karşıladılar. Herkesle muhabbetli oldum. Hiçbir meclis ve yönetim kurulu üyesini masada oturarak karşılamadım. Herkesi aracına kadar uğurladım. Hocalarım var danışma kurulunda, onlara çok değer verdim. Çok onurlar yaşadım. Yönetim kurulu üyelerimi ziyaret ettim, bir eksiğim var mı, bir problemimin var mı diye herkese sordum. Sarılıp ağlayanlar oldu, ‘biz senden memnunuz’ diye.
*Artık yeni dönemde aday olmayacağım dediğinizde başta çalışma arkadaşlarınız ve yönetim kurulunuz olmak üzere çevrenizdekilerin tepkisi nasıl oldu?
-Tabi üzülenler çok oldu. Olgunlukla karşılayanlarda oldu. Herkesle 2-3 defa helalleştim. Çok kişi, ‘gitmemeliydiniz, bırakmamalıydınız’ dedi. Yetkili yerlerden ısrar edenler oldu 1 dönem daha yap diyenler oldu. Babamda 'olum emek verdin, projelerini bitir' dedi. Yok dedim. Emek verdin şunu yap, bunu yap diyorsunuz, hiç yoruldun mu demiyorsunuz dedim. Allah herkesten razı olsun.
*Bu süreçten sonra, yeni dönemde Tahir Büyükhelvacıgil ne yapacak, neler düşünüyorsunuz?
Hayır işlerinde gücüm yettiği sürece devam edeceğim. İşime sarılacağım. 8 yıldır müşterilerimi ziyaret etmemiştim, bayilerimi ve müşterilerimi ziyaret etmek istiyorum. Almanya’da bir projemiz var onları gerçekleştireceğim. Gana’da bir bayimiz varmış meşhur, özellikle o bayiyi ziyaret edip, işleri geliştirmeye çalışacağız. Biz gönüllerde yer bulduk bunun gururu ile yaşıyoruz. Kaldıramayacağım yüklere ve hiçbir göreve talip olmadım olmamda. O yüzden bizden bir şey istenirse yapmaya gayret edeceğiz.
ODAYI YENİLEMEK İSTERDİM
*Başkanlık süresince hayalleriniz oldu mu?
-Tek hayalim vardı odanın binasını yenilemekti. Bunu çok istedim. Odaya OSB’den 80 bin metrekare yer ayırttım. Çok değişik bir mimari ile toplantı salonları, fitness salonu olduğu, sanayicinin dinlenebileceği bir yapıyı yapmayı hayal ettim. İnşallah benden sonrakiler yapar. Ben dolu dolu bir 8 yıl geçirdim. İnşallah diğer kardeşlerimizde aynı duyguyla görevlerini yaparlar.
RÖPÖRTAJ: İBRAHİM ÇİÇEKÇİ





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.