Dolandırıcılık hâlâ geçer meslek!
Çeşitli tv kanallarında öylesine ilginç haberler yayınlanıyor ki, insan hayret içinde kalıyor. Bir misâl vermek gerekirse; yıllardır hâlâ bohçacı kadınların kapısını çaldıkları evlerde fala bakıp, bir şekilde altın ve ziynetleri alarak ortadan kayboldukları, ev sahibi kadının dolandırıldığını sonradan anlayıp, şikâyette bulunduğunu işitir dururuz. Son örneği birkaç gün önce yaşanmış. Geçmişte gündüz aile reisinin olmadığını bilen kişilerin evleri dolaşarak, kendilerini belediye görevlisi olarak tanıtıp, kontrol edileceğini söyledikleri su sayaçlarını yerine bir boru takarak söküp, götürdüklerine şâhit olurduk. Bu arada evlerde telefon bulunmadığı, bu nedenle doğruluk derecesini araştırma imkânı olmadığı için inandırıcılık yüzdesi yüksek olan yöntemlerin uygulandığı devirlerde adını ve mesleğini öğrendikleri esnafların evlerine gidip, eşine “Ahmet Ağa İstanbul’a deri almaya gidecek. Kişilik elbiselerini (Ancak bayramlar, düğünler ve özel günlerde giyilen takım elbise) vereceksiniz” diyerek alıp götürenler eksik olmazdı. Bir defa da kayınvalidem “Mehmet ağa Karabük’e demir almaya gidecek. Takım elbisesini vereceksiniz” diyen bir delikanlıya merhum kayınpederimin takım elbisesini teslim etmiş, durum ancak kayınpeder akşam eve gelince anlaşılmıştı. Son yıllarda ise foyaları meydana çıktığı hâlde bazı kişiler telefon kontörü ve bankamatik dolandırıcılarının tuzağına düşmeye, bazılarının banka hesaplarından internet kanalıyla para çekilmeye devam ediyor.
Ne şekilde olursa olsun, haram kazanan dünyasına da, ahiretine de yazık etmiş demektir. Temelinde haram olan kazanç buz gibi eriyip gitmeye mahkûmdur. “Paranın nereden geldiğini görmek için nereye gittiğine bakmak kâfidir” gibi son derece ibret verici sözler mevcuttur. Büyükler “Eski insanlar kazançlarında şüphe olmaması için zekâtın dışında, elde ettikleri mahsûlden bir de öşür verirlerdi” derlerdi. Bizim nesil, yaşlı kimselerin son derece kanaatkâr olup, Allah’ın takdir ettiği ile iktifa ettiklerine, fakir fukarayı güçleri yettiği kadar koruyup kolladıklarına yakından şâhit olmuştur. Bazan; bir kısım insanlarda müşâhede edebildiğimiz kadarıyla gönül zenginliğinin mal ve servet zenginliğinden çok öte mükemmel bir özellik olduğunu düşünür, Yüce Mevlâ’dan cümlemizin ahlâkını düzeltmesini, gönül zenginliği vermesini, doğru yoldan ayırmamasını niyaz ederim.
Nedendir bilmiyorum, bugün de içimden bunları satırlara dökmek geldi, galiba da iyi oldu.
NOT: Yarın (1 Ağustos 2009) saat 16-18 arasında Gençlik FM’de sohbetim var. Dinlemeyi arzu edenlere duyururum.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.