Divlekci'nin eseri iki uç arasında denge kuruyor
Kur’ân kıssaları üzerine yapılan çalışmalar genellikle ya klasik tefsir birikiminin tekrarıyla sınırlı kalmakta ya da modern yorum arayışları içinde metnin kök bağlamından uzaklaşabiliyor. Yazar Doç. Dr. Celalettin Divlekci’nin “Yusuf’un Rüyasını Yeniden Görmek / Klasik Tefsirler Işığında Yusuf Kıssasını Yeniden Okumak” adlı eseri, bu iki uç arasında bir denge kurma iddiasıyla kaleme alınmış bir çalışma olarak dikkat çekiyor.
Eser, Yusuf kıssasını sadece içerik bakımından değil, özellikle üslûp, anlatım teknikleri ve yapı bütünlüğü açısından ele almayı hedefliyor. Bu yönüyle çalışma, klasik tefsirlerin çoğunlukla geri planda bıraktığı bir alana, yani metnin “nasıl anlatıldığı” meselesine yoğunlaşıyor. Nitekim giriş bölümünde kıssanın “film karesi” benzeri kesitlerle ilerleyen yapısına dikkat çekilmesi, bu yaklaşımın somut bir örneği olarak öne çıkıyor.
Kitabın temel yaklaşımı, yazarın ifadesiyle, bir yandan klasik tefsir birikiminden azami derecede istifade etmek, diğer yandan da yeni yorum imkânları aramak. Bu çerçevede eser, “keşf-i kadîm” ile “vaz-ı cedîd” arasında bir yerde konumlanıyor. Ancak bu yeni söylem arayışı, iddialı olmakla birlikte yer yer seçilmiş örnekler ve yorum farklılıkları üzerinden ilerlemekte; dolayısıyla sistematik bir metodoloji inşasından ziyade metin içi gözlemler ve tercihlerin öne çıktığı bir okuma niteliği taşıyor.

Yazar Doç. Dr. Celalettin Divlekci’nin “Yusuf’un Rüyasını Yeniden Görmek / Klasik Tefsirler Işığında Yusuf Kıssasını Yeniden Okumak” adlı eserle ilgili olarak yapılan açıklamada şu değerlendirmeler yapıldı: " Eserde dikkat çeken bir diğer husus, anlatım tekniklerinin tespiti konusundaki ısrardır. Geriye dönüş, diyalog ve iç çözümleme gibi modern anlatı teorisinde kullanılan kavramların Yusuf kıssasına uygulanması, çalışmanın özgün taraflarından biridir. Bununla birlikte, bu tür kavramların Kur’ân metnine uygulanmasının ne ölçüde metodolojik bir çerçeveye oturduğu, okuyucu tarafından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olarak durmaktadır. Kitap, sadece akademik bir inceleme olmayı hedeflememekte; aynı zamanda yeni bir din dili arayışı da taşımaktadır. Yazarın ifadesiyle bu dil, “muhatap üzerinde tahakküm kurmayan, şehirli ve zarif bir dil” olmalıdır. Bu çaba metnin genelinde hissedilmekte; akademik dil ile edebî anlatım arasında bir denge kurulmaya çalışılmaktadır. Ancak bu denge, bazı bölümlerde edebî vurgunun öne çıkmasına, bazı yerlerde ise akademik tonun ağır basmasına yol açmaktadır. Eserin güçlü yönlerinden biri, Yusuf kıssasını ahlâkî değerler ekseninde yeniden görünür kılmasıdır. İffet, ihsan, sabır, affetme ve vefa gibi kavramlar, kıssanın merkezinde yer alan değerler olarak işlenmekte ve günümüz insanı için anlamlı bir çerçeveye taşınmaktadır. Bu yönüyle kitap, sadece bir tefsir çalışması değil, aynı zamanda bir değerler okuması olarak da değerlendirilebilir. Bununla birlikte eser, didaktik bir anlatımdan bilinçli olarak kaçınmakta ve okuyucuyu doğrudan yönlendirmek yerine kıssa ile baş başa bırakmayı tercih etmektedir. Bu tercih, metnin akıcılığını artırmakla birlikte, bazı okuyucular açısından çıkarımların daha açık şekilde ortaya konulmasını zorlaştırabilir."

Değerlendirmenin sonuç bölümü ise şöyle: "Yusuf’un Rüyasını Yeniden Görmek, klasik tefsir mirasını tamamen terk etmeyen, ancak onu yeni bir okuma biçimiyle buluşturmayı deneyen bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Özellikle Kur’ân kıssalarını edebî ve yapısal açıdan okumaya ilgi duyanlar için dikkat çekici bir deneme niteliği taşımaktadır."
Kaynak:Muharrem Dursun





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.