Çobanlıktan Yayıncılığa
Yayınlanma:
Kendi tabiri ile gariban Ramazan Uysal’ın, bana da imzalayarak lütfettiği 352 sayfalık hatıratını zevkle okudum. “Çobanlıktan Yayıncılığa, Yayıncılıkta 40 Yıl” ismi altında yayınlanan eser, orta boy 1. hamur kâğıda itina ile basılmış. Adına uygun bir kapak kompozisyonu ile de okurlarına sunulan eser, güzel tashih edilmiş ve yanlışsız yayınlanmıştır. Kitabın cazip şekil almasında yazarının tecrübeli bir yayıncı olmasının önemli rolü ve tesiri olmuştur. Çok yönüyle ibret almamıza ve kendimize hisse çıkarmamıza vesile olacak böyle bir hatırat kitabına Ramazan Uysal’ın kaleminden sahip olmamız, kanaatimce faydalı olmuştur.
Yazar önsözünde; “Bu hatıraları okurken fevkalâde bir hisse çıkaracağınız ve ibret alacağınız düşüncesinde değilim’’ diyor. Kitabın, dikkatle okunduğu takdirde ibret alınacak, teşebbüslere ve düşüncelere ışık tutacak birçok yönü var. Değerli hemşerim, dostum ve kısmen meslektaşım Ramazan Uysal, müsterih olsunlar bu kitap, boşuna yazılmamış veya çekilen emek boşa gitmemiştir.
Aslında Yazar, yukarıdaki cümlenin cevabını yine kendisi veriyor:
“Bu kitabı okuyup ta bu basit hayatı yazma cesaretini gösteren Ramazan Uysala, ben de çok daha saygın ve okunmaya değer hayatımı yazayım da okuyanlar ibret alsınlar, okunmaya değer bir hayat görsünler, diyen olursa, o zaman basitte olsa, benim hayatımı yazmamın bir faydasının olduğunu düşünür ve mutlu olurum.’’
Bu ifadelerde ince bir nükte ve teşvik gizlidir. Benim hatıratımın okunmaya değer bulunup bulunmadığını veya benim hatıratımı yazmış olmamın makul olup olmadığını düşünme yerine siz de yazın, demek istiyor.
Ramazan Uysal, hatırat kitabında özetle, şu konular üzerinde duruyor:
Önce kısaca köyünü ve köy hayatını özlem duyarak anlatıyor. Konya’nın tanınmış âlimlerinden, dinî konularda telif ve tercüme yayınlanmış eserlerin sahibi, Yörük Hoca lakabı ile meşhur ağabeyine, takdir ve saygı dolu ifadelerle genişçe yer veriyor. Köylerinden okuyanlardan ve yakın akrabalarından hayranlıkla bahsediyor.
Köyünden Elife Hanımla evlendiğini, gençliğinde çobanlık yaptığını, askerlikten sonra çalışmak niyetiyle Çumra’ya yerleştiğini, Çumra’da çok kalmayarak evini Konya’ya naklettiğini ve Konya’da bir fabrikada işçi olarak çalıştığını yazıyor. Devamında; 1966 yılında Konya’da kitapçılığa başladığını ve Uysal Yayınevini Konya’da kurduğunu ifade ediyor. Bu arada Hac ve Umre hatıraları ile Kahire seyahatine kitabında genişçe yer veriyor. Kitapçılık yaparken tanıştığı ve eserlerini yayınladığı yazar ve düşünürleri, değer vererek tatlı tatlı anlatıyor.
Yayıncılıkta çığır açanlardan kabul edebileceğimiz Ramazan Uysal’ın yurt içi ve yurt dışı seyahatleri oluyor. Bu seyahatleri yayıncılık açısından örnek alınabilecek bir takip ve çalışma ile değerlendiriyor ve kültürümüze yeni yeni eserler kazandırıyor.
Bu arada sağlığı bozuluyor ve iki ciddi ameliyat geçiriyor. Allah’tan gelen her şeye razı olduğunu sık sık dile getiren Ramazan Uysal, kalp ameliyatından sonra şeker hastalığından mütevellit bacağının birisi kesiliyor. Bacağı kesildikten sonra yayıncılığı çocuklarına bırakıyor ve kendisi evine kapanıyor.
Kendisini yakından tanıyanların kısa kısa hissiyat ve düşünceleri kitabın sonunda yer alıyor. Ve eser Ramazan Uysal’ın duası ile son buluyor. Bu paragrafı noktalamadan önce, bir husussa temas etmek istiyorum: Kitap bir hatırat olmakla beraber, aynı zamanda, bir helalleşme mecmuası özelliğini de taşıyor. Hatırşinas ve vefakâr bir dost olan Ramazan Uysal, kiminle iş ve yolculuk yapmışsa, dostluk kurmuşsa, yazar, düşünür, yayıncı, gazeteci, esnaf, komşu, hoca, muallim ve tüccar hepsine hakkını helal ettiğini açıklıyor ve kendisi de onlardan helallik istiyor.
Birçok kitapçıyı ve yayıncıyı tanıdığım gibi Ramazan Uysalı da 1966 yılında tanıdım. O zaman kitapçılığa yeni başlamıştı. Ağabeyi merhum Mustafa Uysal’ı, rahmetli babamın talebesi olduğu için tanıyor, hizmetlerini ve çalışmalarını takdir ediyordum. Zaman zaman babamı ziyarete gelirdi. Cidden Uysal Ailesi, hatırşinas ve kadirşinas örnek bir ailedir.
Ben İstanbul’da İrfan yayınevinin sahiplerindendim. Bir gün Cağaloğlu’ndaki yayınevine merhum Mustafa Uysal geldi. Beraberindeki gencin, kardeşi Ramazan Uysal olduğunu ve Konya’da kitapçılık yapacağını söyledi. Kendisine yardımcı olmamızı rica etti. Böylece kitapçılığa başlayan sonra yayıncılığa yükselen Ramazan Uysal, Türkiye çapında güzel hizmetlere vesile oldu. Yayıncılığa renk kattı ve seviye kazandırdı. Bu hatırat kitabını okuyanlar, bu hizmeti orada detayları ile görecekler ve şükranla karşılayacaklardır.
Hatıratına isim olarak da verdiği gibi Ramazan Uysal, 40 yıl kitapçılık ve yayıncılık yaptı. Sağlığı elverseydi daha da yapacaktı ve güzel eserlerin yayınlanmasına vesile olacaktı. Bu arada yayın listesine aldığı kitaplardan bazıları için 12 Eylülün getirdiği hava ile DGM. de zaman zaman sorguya da çekildi. Hepsinden de beraat etti. Beraat kararlarını kitabın sonunda göreceksiniz. Ramazan Uysal’ınki kadar olmasa da ben de 20 yılı aşkın yayıncılık yaptığım için, kendisi ile zaman zaman görüşmelerimiz oldu. Hatıratının iki yerinde ismim geçiyor, ama dostluğumuz o kadar sayılı değil. Ankara Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevim sırasında, ziyaretime sağ olsun gelirdi. Hem hemşerim, hem meslektaşım, hem gönüldaşım ve hem de komşum. Birbirimizin yaptığı işleri seven ve tasvip eden kimseleriz.
Örnek bir aile reisi olan Ramazan Uysal hatıratında, belki övünç vesilesi olur diye ailesini çok fazla anlatmamış. Ama benim muttali olduğum ve zaman zaman tanışma fırsatı bulduğum kadarı ile, Uysal ailesi, ilim erbabı, yazar, düşünür, mütercimlik yapan bir aile. Çocukları sırf ticaret yapmamışlar, ticaretle birlikte ilmin peşini de bırakmamışlar. Hemen hemen hepsi hanımlar dahil yüksek ilim ve ilâhiyat tahsili yapmış kimselerdir. Çobanlıktan kitapçılığa yükselen Ramazan Uysal’ın, belki kendisinin eksik kabul ettiği halleri aslında çocuklarında yoktur. Bunu hissederek çocuklarını ona göre yetiştirmiştir. Ramazan Uysal tamam demiş olmasına rağmen Uysal ailesinin daha da hizmete devam edeceğine ben inanıyorum
Çobanlık deyip geçmeyin. Ramazan Uysal başarılı ticaret ve yayıncılık hayatını, koyunların peşinde, dağlardaki asaleti, topraktaki zenginliği, görerek ve düşünerek plânlamıştır. Yine kitapçılıkla ayakta durabilmiş ve haline şükredebilmiştir. Biliyorsunuz ülkemizde çobanlıktan başbakanlığa bile yükselenler var. Ramazan Uysal hayatında çobanlık dahil hiçbir şeyi istismar etmemiştir. Bundan sonraki hayatını, moralini topladığı takdirde, huzurla geçireceğine samimiyetle inananlardanım. Sağlık ve afiyetler dilerim
Aslında Yazar, yukarıdaki cümlenin cevabını yine kendisi veriyor:
“Bu kitabı okuyup ta bu basit hayatı yazma cesaretini gösteren Ramazan Uysala, ben de çok daha saygın ve okunmaya değer hayatımı yazayım da okuyanlar ibret alsınlar, okunmaya değer bir hayat görsünler, diyen olursa, o zaman basitte olsa, benim hayatımı yazmamın bir faydasının olduğunu düşünür ve mutlu olurum.’’
Bu ifadelerde ince bir nükte ve teşvik gizlidir. Benim hatıratımın okunmaya değer bulunup bulunmadığını veya benim hatıratımı yazmış olmamın makul olup olmadığını düşünme yerine siz de yazın, demek istiyor.
Ramazan Uysal, hatırat kitabında özetle, şu konular üzerinde duruyor:
Önce kısaca köyünü ve köy hayatını özlem duyarak anlatıyor. Konya’nın tanınmış âlimlerinden, dinî konularda telif ve tercüme yayınlanmış eserlerin sahibi, Yörük Hoca lakabı ile meşhur ağabeyine, takdir ve saygı dolu ifadelerle genişçe yer veriyor. Köylerinden okuyanlardan ve yakın akrabalarından hayranlıkla bahsediyor.
Köyünden Elife Hanımla evlendiğini, gençliğinde çobanlık yaptığını, askerlikten sonra çalışmak niyetiyle Çumra’ya yerleştiğini, Çumra’da çok kalmayarak evini Konya’ya naklettiğini ve Konya’da bir fabrikada işçi olarak çalıştığını yazıyor. Devamında; 1966 yılında Konya’da kitapçılığa başladığını ve Uysal Yayınevini Konya’da kurduğunu ifade ediyor. Bu arada Hac ve Umre hatıraları ile Kahire seyahatine kitabında genişçe yer veriyor. Kitapçılık yaparken tanıştığı ve eserlerini yayınladığı yazar ve düşünürleri, değer vererek tatlı tatlı anlatıyor.
Yayıncılıkta çığır açanlardan kabul edebileceğimiz Ramazan Uysal’ın yurt içi ve yurt dışı seyahatleri oluyor. Bu seyahatleri yayıncılık açısından örnek alınabilecek bir takip ve çalışma ile değerlendiriyor ve kültürümüze yeni yeni eserler kazandırıyor.
Bu arada sağlığı bozuluyor ve iki ciddi ameliyat geçiriyor. Allah’tan gelen her şeye razı olduğunu sık sık dile getiren Ramazan Uysal, kalp ameliyatından sonra şeker hastalığından mütevellit bacağının birisi kesiliyor. Bacağı kesildikten sonra yayıncılığı çocuklarına bırakıyor ve kendisi evine kapanıyor.
Kendisini yakından tanıyanların kısa kısa hissiyat ve düşünceleri kitabın sonunda yer alıyor. Ve eser Ramazan Uysal’ın duası ile son buluyor. Bu paragrafı noktalamadan önce, bir husussa temas etmek istiyorum: Kitap bir hatırat olmakla beraber, aynı zamanda, bir helalleşme mecmuası özelliğini de taşıyor. Hatırşinas ve vefakâr bir dost olan Ramazan Uysal, kiminle iş ve yolculuk yapmışsa, dostluk kurmuşsa, yazar, düşünür, yayıncı, gazeteci, esnaf, komşu, hoca, muallim ve tüccar hepsine hakkını helal ettiğini açıklıyor ve kendisi de onlardan helallik istiyor.
Birçok kitapçıyı ve yayıncıyı tanıdığım gibi Ramazan Uysalı da 1966 yılında tanıdım. O zaman kitapçılığa yeni başlamıştı. Ağabeyi merhum Mustafa Uysal’ı, rahmetli babamın talebesi olduğu için tanıyor, hizmetlerini ve çalışmalarını takdir ediyordum. Zaman zaman babamı ziyarete gelirdi. Cidden Uysal Ailesi, hatırşinas ve kadirşinas örnek bir ailedir.
Ben İstanbul’da İrfan yayınevinin sahiplerindendim. Bir gün Cağaloğlu’ndaki yayınevine merhum Mustafa Uysal geldi. Beraberindeki gencin, kardeşi Ramazan Uysal olduğunu ve Konya’da kitapçılık yapacağını söyledi. Kendisine yardımcı olmamızı rica etti. Böylece kitapçılığa başlayan sonra yayıncılığa yükselen Ramazan Uysal, Türkiye çapında güzel hizmetlere vesile oldu. Yayıncılığa renk kattı ve seviye kazandırdı. Bu hatırat kitabını okuyanlar, bu hizmeti orada detayları ile görecekler ve şükranla karşılayacaklardır.
Hatıratına isim olarak da verdiği gibi Ramazan Uysal, 40 yıl kitapçılık ve yayıncılık yaptı. Sağlığı elverseydi daha da yapacaktı ve güzel eserlerin yayınlanmasına vesile olacaktı. Bu arada yayın listesine aldığı kitaplardan bazıları için 12 Eylülün getirdiği hava ile DGM. de zaman zaman sorguya da çekildi. Hepsinden de beraat etti. Beraat kararlarını kitabın sonunda göreceksiniz. Ramazan Uysal’ınki kadar olmasa da ben de 20 yılı aşkın yayıncılık yaptığım için, kendisi ile zaman zaman görüşmelerimiz oldu. Hatıratının iki yerinde ismim geçiyor, ama dostluğumuz o kadar sayılı değil. Ankara Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevim sırasında, ziyaretime sağ olsun gelirdi. Hem hemşerim, hem meslektaşım, hem gönüldaşım ve hem de komşum. Birbirimizin yaptığı işleri seven ve tasvip eden kimseleriz.
Örnek bir aile reisi olan Ramazan Uysal hatıratında, belki övünç vesilesi olur diye ailesini çok fazla anlatmamış. Ama benim muttali olduğum ve zaman zaman tanışma fırsatı bulduğum kadarı ile, Uysal ailesi, ilim erbabı, yazar, düşünür, mütercimlik yapan bir aile. Çocukları sırf ticaret yapmamışlar, ticaretle birlikte ilmin peşini de bırakmamışlar. Hemen hemen hepsi hanımlar dahil yüksek ilim ve ilâhiyat tahsili yapmış kimselerdir. Çobanlıktan kitapçılığa yükselen Ramazan Uysal’ın, belki kendisinin eksik kabul ettiği halleri aslında çocuklarında yoktur. Bunu hissederek çocuklarını ona göre yetiştirmiştir. Ramazan Uysal tamam demiş olmasına rağmen Uysal ailesinin daha da hizmete devam edeceğine ben inanıyorum
Çobanlık deyip geçmeyin. Ramazan Uysal başarılı ticaret ve yayıncılık hayatını, koyunların peşinde, dağlardaki asaleti, topraktaki zenginliği, görerek ve düşünerek plânlamıştır. Yine kitapçılıkla ayakta durabilmiş ve haline şükredebilmiştir. Biliyorsunuz ülkemizde çobanlıktan başbakanlığa bile yükselenler var. Ramazan Uysal hayatında çobanlık dahil hiçbir şeyi istismar etmemiştir. Bundan sonraki hayatını, moralini topladığı takdirde, huzurla geçireceğine samimiyetle inananlardanım. Sağlık ve afiyetler dilerim





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.