Çevre savaşını kaybettik! En büyük tatlı su gölünü koruyamadık
Konya’da yer alan ve ‘Türkiye'nin en büyük tatlı su gölü’ unvanını taşıyan Beyşehir Gölü kuraklıkla boğuşuyor. Gölü besleyen kaynakların kuruması, iklim değişikliği karşısında yeterli önlemin alınamaması Beyşehir Gölü’nü zayıf kıldı. Göl, kuraklığı en derinine kadar hissetti. Bir zaman kayıkların turladığı gölde su çekildi, insanlar gölün üzerinde yürümeye başladı. Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Pınar, Merhabahaber'e yaptığı açıklamada, Beyşehir Gölü gibi önemli su kaynaklarını korumak için önlem alınması gerektiğini vurguladı.
‘DAĞLARDA BİLE KAR YAĞIŞI GÖRÜLMÜYOR’
“Evimizdeki musluk suyunu kullanırken bile Beyşehir Gölü’nü düşünmemiz gerekiyor” diyen Prof. Dr. Pınar, “Yağış düzensizliği ve yağışın niteliğinde değişme yaşanmasıyla eskiden çok yoğun kar yağışı alan bölgeler maalesef günümüzde kar yağışının son derece az olduğu veya hiç düşmediği yerler haline geldi. Geçmişte Konya merkeze bakıldığı zaman yer yer 20-30 santimetreyi aşan kar yağışları gözlemlenirken şimdi ise çevresindeki dağlarda bile kar yağışı görülmüyor” şeklinde konuştu.

GÖLETLER GÖLDEKİ ÇEKİLMEYE NEDEN OLDU!
Prof. Dr. Adnan Pınar, ayrıca şunları söyledi: “Beyşehir Gölü’nü besleyen ve gölün batısında yer alan Anamas Dağları, çok kar yağışı alan bir alan. Karların erimesiyle göle akan çok sayıda dere ve akarsu var. Şu ana bakıldığında dağda kar olmadığı gibi 8-10 yıldır giderek azalan bir yağış periyodu var. Yağmur ara ara oluyor, vatandaşlar seviniyor ama bu yeterli değil. Yağmur ile kar yağışı arasında fark var. Yeraltı suyunu beslemesi açısından kar yağışı daha etkili oluyor. Beyşehir Gölü’nü besleyen kaynaklar şu an itibarıyla kurumuş durumda. Göl tabanından, kenarından çıkan çok sayıda kaynak var. Bunların çoğu kurudu ve yağışın azlığını konuşmanın yanı sıra Beyşehir’de sulak alanları besleyen en küçük derelerin üzerine bile küçük göletler yapılıyor ve bu suların göl ortamına ulaşmasını engelliyoruz. Bunu devlet olarak yapıyoruz. Konya ili sınırları içerisinde yüzerce gölet var. Buradaki amaç, küçük tarım arazilerinde bile sulu tarım yapmak. Bu çok yanlıştır. Türkiye’de öncelikli olarak incelenmesi gereken bir konu bu. Göletlerde tutulan su, havalar ısınınca buharlaşmayla göl yüzeyinden büyük ölçüde kayıp verilmesine neden oluyor. Konya Ovası’nın bugün en büyük problemi bu.”
‘VAR OLANI KORUMA YOLUNU ARAŞTIRMALIYIZ’
Yağış miktarında değişimler yaşandığına dikkat çeken Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Pınar, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Yağışlarda çok büyük bir anormalleşme var. Önceden kırkikindi yağmurları olurdu şimdilerde ise bu yağış türünü pek göremiyoruz. Kış yağışları artık kar getirmiyor. Dağda kar birikmediği içinde karın eriyip gölleri beslemesi de beklenmez. Beyşehir Gölü gibi Eğirdir Gölü’nde de aynı dram var. Gölün tabanından sızma var, üstten de beslenmiyor. Bu nedenle de kuraklık kaçınılmaz oluyor. Özellikle Beyşehir Gölü’nün Isparta yoluna bakan yamaçları derinliğin az olduğu bölgeler olduğu için çekilmeler net bir şekilde belirgin. Çok büyük bir çevre dramı yaşıyoruz. Elimizdeki gölleri koruyamadık. Yeraltı suyunu büyük ölçüde tüketiyoruz. Konya çevresindeki tarıma bakıldığı zaman yılda sık sık sulama ihtiyacı olan şeker pancarı, ayçiçeği, mısır gibi ürünler devlet eliyle ektiriliyor. Bu ürünlerin sulanması için on binlerce kuyu yeraltı suyunu kullanıyor. Her sene yeraltı suyumuz da bu nedenle çekiliyor. Doğal olumsuzluklar var ama bu topaklarda yaşayan insanlar, kullanıcılar olarak yanlış politikalarla kötü bir seviyeye ilerliyoruz. Var olanı koruma yolunda çok ciddi adımlar atmamız lazım.”
Kaynak:Muharrem Dursun





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.