Gazze Mahkemesi Nihai Kararı Konya'dan dünyaya ulaştırılacak
İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) Başkanı Taha Ayhan, Gazze'de devam eden ağır insan hakları ihlallerine ve soykırım suçlarına ilişkin hazırlanan Gazze Mahkemesi (Gaza Tribunal) Nihai Kararı'nı gelecek haftadan itibaren bir sivil toplum hareketlenmesi olarak tüm dünyadaki paydaşlara göndereceklerini belirtti.
Ayhan, Konya'nın 2026 İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Başkenti ilan edilmesine ilişkin düzenlenen programa katılmak üzere geldiği kentte, yaptığı açıklamada, Gençlik Başkenti seçilen Konya'da yıl boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştireceklerini bildirdi.
Bu etkinliklerle Filistin meselesine de dikkati çekeceklerini anlatan Ayhan, dünyada artan bir çatışma ortamının olduğuna dikkati çekti.
"FİLİSTİN VE GAZZE SORUNUNUN ASLINDA İŞİN MERKEZİNDE OLDUĞU KANAATİNDEYİM"
Ayhan, hem çatışma sayısının hem çatışma derinliğinin hem de çatışmaların coğrafi yaygınlığının arttığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Bu, maalesef dünya siyaset dengesinin gittikçe daha kırılgan ve büyük çatışmalara evrilmeye müsait olduğunu gösteriyor. Bu noktada Filistin ve Gazze sorununun aslında işin merkezinde olduğu kanaatindeyim. Biz Filistin sorununu, Filistin'deki insan haklarını, hukuk ihlalini çözmediğimiz, bununla alakalı sistemli bir cevap vermediğimiz sürece, orada yapılan haksızlıkların karşılıksız kaldığını gören, haksızlık yapanlar başka yerlerde de bunu yapacak."

"DÜNYANIN ÖNDE GELEN 100'DEN FAZLA HUKUKÇUSUYLA BU KONUYU TARTIŞTIK"
Hak ihlallerinin çözümsüz ve cevapsız kalmaması gerektiğini dile getiren Ayhan, şöyle devam etti: "Gazze Mahkemesi taslağını hazırladık. Dünyanın önde gelen 100'den fazla entelektüeliyle, akademisyeniyle, hukukçusuyla bu konuyu tartıştık. Saraybosna'da, Londra'da ve en son İstanbul'da ve 1000 küsur sayfalık bir karar taslağına dönüştürdük. Şimdi bu kararı yükleyip internetimizde de paylaştık. Gelecek haftadan itibaren bir sivil toplum hareketlenmesi olarak tüm dünyadaki paydaşlarımıza bunu gönderip, kendi ülkelerinde bir mahkeme kararı olarak görüp başvurularını yapmalarını isteyeceğiz. 3 binden fazla STK'mize ulaştıracağız ve önümüzdeki 4-5 ay içerisinde dünyanın tüm ülkelerinden 300 binden, 400 binden fazla dilekçenin verilmesini bekliyoruz."
GAZZE MAHKEMESİ SÜRECİ
Gazze Mahkemesi, başkanlığını uluslararası hukuk profesörü Richard Falk'ın yürüttüğü, uluslararası hukukun Gazze bağlamında etkin biçimde uygulanamaması ve cezasızlığın derinleşmesi karşısında küresel sivil toplum tarafından başlatılmış bağımsız bir halk mahkemesi girişimi olarak Kasım 2024'te Londra'da kuruldu.
Gazze Mahkemesinin yürütme ve danışma komitelerinde, saygın uluslararası profesörler, önde gelen uluslararası hukukçular ile sivil toplum ve dayanışma hareketlerinden tanınmış isimler yer alıyor.
Mahkeme süreci kapsamında 26-29 Mayıs 2025'te Saraybosna'da ilk ana duruşmalar düzenlendi. 4 gün süren bu oturumlara yaklaşık 800 kişi katıldı. Bu çerçevede önde gelen 55 hukukçu, akademisyen, uzman ve mağdur tanık, Gazze'de yaşanan ihlallere ilişkin sunumlar yaptı. Saraybosna oturumları, Gazze Mahkemesi'nin etik, hukuki ve metodolojik çerçevesinin oluşturulduğu temel aşama oldu.
23-26 Ekim 2025 tarihlerinde İstanbul'da Gazze Mahkemesi'nin nihai oturumu düzenlendi. İstanbul Üniversitesi ev sahipliğinde yapılan 4 günlük oturumlara yaklaşık 3 bin kişi katıldı. Bu süreçte 70 uzman ve mağdur tanık, yüz yüze ve çevrim içi oturumlarda dinlendi, tanıklıklar canlı yayınlar ve kayıtlı oturumlarla uluslararası kamuoyuna ulaştırıldı.
Gazze Mahkemesi sürecinde ayrıca, Witness Eye platformu tarafından yürütülen belgeleme çalışmaları kapsamında toplanan görsel ve yazılı tanıklıklar ile deliller de mahkeme kayıtlarına dahil edildi.
Witness Eye aracılığıyla toplamda 100'den fazla mağdur tanık ve uzman, Gazze'de yaşanan ihlallere ilişkin kapsamlı delil ve tanıklığı bu süreçte sundu.
26 Ekim 2025'te İstanbul'da açıklanan Gazze Mahkemesi Vicdan Jürisi nihai kararı, İsrail'in Gazze'de Filistin halkına karşı soykırım uyguladığını, açlığı silah olarak kullandığını ve apartheid (ırk ayrımcılığı) rejimi yürüttüğünü hükme bağladı.
Kararda özellikle "açlığın silah olarak kullanılması, ekokırım (doğanın sistematik biçimde tahribi), konutların ve yaşam alanlarının yok edilmesi (domicide), sağlık altyapısı ve sağlık çalışanlarının hedef alınması, gazeteciler ve eğitim kurumlarına yönelik saldırılar, sivil yaşamın sistematik biçimde ortadan kaldırılması" gibi fiillerin uluslararası hukuka göre ağır suçlar teşkil ettiği vurgulandı.
Vicdani nitelikteki bu kararla Batı ve ABD suç ortaklığıyla suçlanarak, sorumluların yasal yollarla sorgulanması talep edildi.
Kaynak:Anadolu Ajansı





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.