Bu İş Siyasetle Olmaz!

Halk olarak benimsediğimiz kalıplaşmış anlamlar vardır. Ağzınla kuş tutsan değiştiremeyeceğin türden. Misal; siyaset soğuktur bulaşılmaz, ama oy verilir ve yorum yapılır. Siyasiler yalancıdır ama vaatlerine inanılır. Kuş kadar maaşa karınca kadar zam gelir ama başbakan ballandırırsa ooo harika neyine yetmiyor kıvamına gelir. Gençler siyaset yapamaz ama yöneticilerin genç olması önemlidir ve talep edilir. Aslana göre bu iş siyasetle olmaz, asıp vurup yıkmak gerekir ama süt dökersen miyavlayan kedi olur. Vs vs…

Hâsılı bir dediğimizi biliriz maalesef birde yediğimizi. Gerisi akıp giden zamana göre değişir. Kabullenilen anlamları bir kenara alıp baştan başlamak istiyorum. En baştan…

Siyaset ilk bakışta; fazlasıyla soğuk, diktatör, sevimsiz ve mesafeli durulması gereken anlayışa sahip bir kelimedir. Gerçek sözcük anlamı ise; yönetimle uygulanacak olan devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel anlayış ve görüştür. Yani kendine özgü siyasetle belirlenen görüşler ve duruşlar,  yönetim denilen mekanizmayla hayat bulur. Ve aslında siyaset belli bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir, yolsuzu yollandırmamak yanlışa göz yummamaktır. Bu uzlaştırma faaliyeti ise yönetim erkinin elde bulunması ile gerçekleşir.

Siyaset tarihine bakıldığında insanlığın doğuşu ile birlikte siyaset; yönetim sanatı da sahnede yerini almış ve binlerce yıl yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi ile yönetsel gücün elde tutulması davranışlarına yön vermiştir.

Siyaset görüş belirlemek ve yönetim ile hayata uygulayana kadar mücadele etmektir demiştik ya, gelelim bunu karanlık geceden güneş ışığına çıkarmaya. Kimi Amerika der, kimi Siyonizm der, kimi İslam der, kimi yumuşatılabilir der, kimi serttir ama birden kırılacak fikirler geliştirir. Kimi bunlara destekçi görüşü benimser kimi ise doğrunun doğruluğunu ve yanlışın yanlışlığını aktarmayı kendine şiar edinir. Birileri doğruya doğru der ve yalansız doğru siyaseti benimser, kimileri ise doğruyu yanlış tarafa çekip herkesi doğru olduğuna inandırma mücadelesi ile geçen bir siyasi akımı kabul eder. Ve işte ta ilk insandan başlayıp gelen bir mücadele gün yüzünde böylece görünmeye başlar. Siyaset öyle bir iki günlük değil geçmişi çok derinlere uzanan bir yaşam mecburiyetidir. Ama o günden buyana değişmeyen tek şey “hak ile batıl mücadelesidir.” Siyaset fikir belirlemek yönetimle uygulamak demiştik hani, hak yolunda siyaset yapmak sizi yönetimde de doğru yolda ilerletir. Lakin batılı benimseyen bir siyasi yön belirlemek yavaş yavaş gizlice gidilen yanlış yolun adımlarıdır. Hak ve batıl mücadelesi işte budur.

Neticede siyaset korkulup çoluğu çocuğu uzak tutmak için gayret edilecek bir durum değil. Yeter ki bizler doğru ile yanlışı iyi belirleyip hakkı batıldan ayırt edebilelim. Zira siyasetten istenilse de uzak durulamaz zaten, çünkü kendi görüşünü belirleyip oy kullanmak en büyük siyasi adımdır. Siyasetçi olmak için hak uğruna aday, ya da koltuk sevdası uğruna aday adayının adayı olmaya gerek yok. Menfaati uğruna belirlenmiş rantçı siyasi akımlara oy vermek demek “bende bunlardanım” demektir. Çünkü oy vermek onay vermektir. Doğruya verilen onay cennet nafakası, yanlışa verilen onay ise tevbe bekleyen bir kara lekedir ecir hanelerimizde.

Hakkı kabul etmek yeterli bir siyasi mücadele değildir elbette. Nasıl batılın sinsi ve ince ince işlenmiş planları var ise Hak tarafının da güçlü idealleri olmalıdır. Bunların en önemlisi de; iyiliği emreden kötülükten men eden olmaktır. Siyasilerin bu siyaseti benimsemeleri, bir gün mutlaka tüm yanlışlardan arınmış yeni bir dünyanın kurulacağı anlamına gelir.

Karınca ateşe su taşır, bilir gücü yetmez buna ama şunu da bilir ki; o ateşi yaktığı gibi söndürmeye de muktedir olan Yaradan onun bu ağzındaki suyu da attığı adımı da görendir bilendir. Ateş yanar ve söner karınca ölür sular durulur. Rabbi karıncadan da haberdardır, onu küçük görenlerden de!

Çünkü Rabbimiz ayetlerinde şöyle buyurur;

“İçinizden iyiliği emredip kötülüğü men eden bir topluluk olsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”
Âl-i İmran: 104

“Onlar, Allah’a ve Ahiret gününe iman ederler, iyiliği emredip kötülüğü men eder ve hayır işlerinde yarışırlar. İşte onlar Salihlerdendir.”

Âl-i İmran: 114

“Mümin erkekler, mümin kadınlar, birbirlerinin velisidir. İyiliği emreder kötülüğü men ederler...”

Tevbe: 71

“Sizden önceki nesillerden akıllı kimselerin, insanları yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan men etmeleri gerekmez miydi? Fakat onlardan ancak kendilerini kurtardığımız çok az kişi böyle yaptı...”

Hud: 116

Sonuç olarak;

bu iş siyasetle olmaz

diyenlere

diyoruz ki;

“bu iş siyasetle olur arkadaş. Ama bu görüp izlediğiniz figüranımsı, kuklamsı yapıyormuş gibimsi siyasetle değil. Bu iş gerçek bir görüşe sahip köklü ve yapacağı işi yürekten ve hak dava diyerek yapanlarla olur. Amerika’yı göz ardı edemeyenlerle değil, meclis kürsüsüne Allah’ın selamıyla çıkıp “bana ne Amerika’dan, ben bunları Allah rızası için yapıyorum bana oy versinler diye değil” diyebilenlerle olur!

Vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi