Botsa
Yayınlanma:
Botsa’yı gördünüz mü? Eğer görmediyseniz gidin görün önerisinde bulunmak isterim. Tabiat harikası bir yer. Buram buram yedi veren gülleri gibi tarih kokuyor, her köşesinden çağlayan pınarlar gibi tarih pınarları fışkırıyor Botsa’dan. Keşfedilmeye değer bir yöremiz Botsa. Ben bu sütunlarda Botsa ile ilgili ne kadar övgülü sözler söylesem azdır, gidilip görülmeye değer bir yerdir diyeyim tek kelime ile.
Meslek hayatımızın 42. yılını da geride bıraktık. Bu yıllar içerisinde bizde bir alışkanlık oldu. Nereye gitsem o yerin önce gazetesini, dergisini alır bakar, okurum. Özellikle de yöresel bir dergi çıkıyorsa benim ilgimi daha çok çeker. O yerin yöresel iklimini bize anlatır gitmeden de gitmiş gibi bizleri bilgilendirir ofset, renkli baskılar yapılmadığı zamanlarda fotoğraflar siyah-beyaz basılır onların da verdiği mesajlar ayrı bir özellik taşırdı. Şimdilerde ise son teknik baskı sistemi kullanılıyor. Pırıl pırıl baskı ile fotoğraflar canlı bir abide şeklinde incelememize de kolaylık sağlıyor fotoğraflar. Bir kara fotoğraf belki de bir sayfa yazıdan daha anlamlı kılıyor.
Botsalılar Derneği “BOTSA” isimli bir dergi çıkarmaya başladı. İkinci sayısı da yayınlandı, belki şu günlerde de üçüncü sayısının hazırlığı tamamlandı ve en yakın bir zamanda üçüncü sayısını da görme inceleme imkanı bulacağız. “Yaşayan Tarih Botsa’yı” bize en iyi şekilde anlatmaya çalışmışlar dergilerinde. Dergi kuşe kağıda da basıldığından içeriği gibi kendisi de pırıl pırıl albenisi ile bizlere cazip gelmektedir.
Botsa Dergisi’nin Botsalılar Kültür Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği adına Yönetim Kurulu Başkanı Celal Emiroğlu sahipliğini üstlenmiştir. Genel Yayın Yönetmenliğini İbrahim Çakır, Yazı İşleri Müdürlüğünü’de Mehmet Atabel, Yazı İşlerine Akif Uğurlu, Yusuf Fidan, Mevlüt Tutar, Reklam ve Halkla İlişkilerini İ. Berna Sert, grafik tasarımını da M. Fatih Özsoy yapmaktadır. Dergide bilim kurulu ve ayrıca da yayın kurulu oluşturmuşlar.
Botsa Dergisi’nin yayınlanmasında emeği geçenlere, yazı vererek katkıda bulunanlara teşekkür eder başarılar dilerim.
Botsalı değilim. Fakat şöyle bir hatırlamaya çalıştım ne zaman ilk kez Botsa’ya gittiğimi. Halk Eğitim Başkanı rahmetli dostum, ağabeyim Ali Sert bundan 35-36 yıl önce beni Botsa’ya götürdüğünü hatırladım. Ali Sert doğduğu ve yetiştiği Botsa’ya hizmet aşkıyla Halk Eğitim Kursu açmıştı. Kursun diploma törenine gitmiştim. Yıllar sonra birkaç kez daha gittiğimi hatırlarım Botsa’ya.
Geçtiğim günlerde Botsa Dergisi’nin sahipliğini yapan sevgili dostum Celal Emiroğlu ile kısa bir söyleşi yapmıştım ve Haziran’ın ilk haftasında yaylaya çıkışıyla ilgili olarak bir tören düzenleyeceklerini ifade etmişti. Yayla yollarına gidiş törenine katılmak için şimdiden kendimi planladım. Buradan sesleniyorum bütün Botsalılara sizlerle o gün Botsa’da buluşalım diye. Şimdiden Haziran ayının ilk pazarına hiçbir yere söz vermeyin. Botsa’ya ata yurdunuza, yaylaya çıkan büyüklerinize destek olmak için çocuklarınızı, torunlarınızı alın ve Botsa’ya gelin diyorum.
Botsa yazımı Osman Sarıer’in Bizim Köyümüz şiiriyle noktalamak istiyorum. Bizim söylemek istediğimizi Osman Sarıer mısralarıyla çok güzel anlatmış kendisini de tebrik ederim.
BİZİM KÖY
Bizim Köy de bir vadide kurulmuş
Üç tarafı kaya ile çevrilmiş
Her tarafı yeşilliğe bürünmüş
İşte o köy bizim köyümüz
Geriden bakınca görünür kale
Üzerine çıkıp baksan bir hele
Hastaysan kurtulun o anda bile
İşte o köy bizim köyümüz
Mavrasta yetişir üzümün türü
Yanından geçiyor Gilistra yolu
Ormanlık alandır hep sağı solu
İşte o köy bizim köyümüz
Koyunları merada yayılır
Kış gelince ağıllarda yayılır
Botsa Köyü her tarafta anılır
İşte o köy bizim köyümüz
Dar Belenden Evliya köyü görünür
Dere boyu yeşilliğe bürünür
Koyunları akan suda sulanır
İşte o köy bizim köyümüz
Biraz ileride Yükyük Yaylası
Alt yanında Avalama tarlası
Çok serindir oraların havası
İşte o köy bizim köyümüz
Hududumuz çatar Girvat ve Detse
Lezzetli suyumuz akıyor kisle
Gezdikçe insanlar alıyor hisse
İşte o köy bizim köyümüz
Yeter artık yazma bu kadar yeter
Yayla dağlarında keklik biter
Gavur Gölünde ördekler öter
İşte o köy bizim köyümüz
Osman Sarıer
Botsalılar Derneği “BOTSA” isimli bir dergi çıkarmaya başladı. İkinci sayısı da yayınlandı, belki şu günlerde de üçüncü sayısının hazırlığı tamamlandı ve en yakın bir zamanda üçüncü sayısını da görme inceleme imkanı bulacağız. “Yaşayan Tarih Botsa’yı” bize en iyi şekilde anlatmaya çalışmışlar dergilerinde. Dergi kuşe kağıda da basıldığından içeriği gibi kendisi de pırıl pırıl albenisi ile bizlere cazip gelmektedir.
Botsa Dergisi’nin Botsalılar Kültür Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği adına Yönetim Kurulu Başkanı Celal Emiroğlu sahipliğini üstlenmiştir. Genel Yayın Yönetmenliğini İbrahim Çakır, Yazı İşleri Müdürlüğünü’de Mehmet Atabel, Yazı İşlerine Akif Uğurlu, Yusuf Fidan, Mevlüt Tutar, Reklam ve Halkla İlişkilerini İ. Berna Sert, grafik tasarımını da M. Fatih Özsoy yapmaktadır. Dergide bilim kurulu ve ayrıca da yayın kurulu oluşturmuşlar.
Botsa Dergisi’nin yayınlanmasında emeği geçenlere, yazı vererek katkıda bulunanlara teşekkür eder başarılar dilerim.
Botsalı değilim. Fakat şöyle bir hatırlamaya çalıştım ne zaman ilk kez Botsa’ya gittiğimi. Halk Eğitim Başkanı rahmetli dostum, ağabeyim Ali Sert bundan 35-36 yıl önce beni Botsa’ya götürdüğünü hatırladım. Ali Sert doğduğu ve yetiştiği Botsa’ya hizmet aşkıyla Halk Eğitim Kursu açmıştı. Kursun diploma törenine gitmiştim. Yıllar sonra birkaç kez daha gittiğimi hatırlarım Botsa’ya.
Geçtiğim günlerde Botsa Dergisi’nin sahipliğini yapan sevgili dostum Celal Emiroğlu ile kısa bir söyleşi yapmıştım ve Haziran’ın ilk haftasında yaylaya çıkışıyla ilgili olarak bir tören düzenleyeceklerini ifade etmişti. Yayla yollarına gidiş törenine katılmak için şimdiden kendimi planladım. Buradan sesleniyorum bütün Botsalılara sizlerle o gün Botsa’da buluşalım diye. Şimdiden Haziran ayının ilk pazarına hiçbir yere söz vermeyin. Botsa’ya ata yurdunuza, yaylaya çıkan büyüklerinize destek olmak için çocuklarınızı, torunlarınızı alın ve Botsa’ya gelin diyorum.
Botsa yazımı Osman Sarıer’in Bizim Köyümüz şiiriyle noktalamak istiyorum. Bizim söylemek istediğimizi Osman Sarıer mısralarıyla çok güzel anlatmış kendisini de tebrik ederim.
BİZİM KÖY
Bizim Köy de bir vadide kurulmuş
Üç tarafı kaya ile çevrilmiş
Her tarafı yeşilliğe bürünmüş
İşte o köy bizim köyümüz
Geriden bakınca görünür kale
Üzerine çıkıp baksan bir hele
Hastaysan kurtulun o anda bile
İşte o köy bizim köyümüz
Mavrasta yetişir üzümün türü
Yanından geçiyor Gilistra yolu
Ormanlık alandır hep sağı solu
İşte o köy bizim köyümüz
Koyunları merada yayılır
Kış gelince ağıllarda yayılır
Botsa Köyü her tarafta anılır
İşte o köy bizim köyümüz
Dar Belenden Evliya köyü görünür
Dere boyu yeşilliğe bürünür
Koyunları akan suda sulanır
İşte o köy bizim köyümüz
Biraz ileride Yükyük Yaylası
Alt yanında Avalama tarlası
Çok serindir oraların havası
İşte o köy bizim köyümüz
Hududumuz çatar Girvat ve Detse
Lezzetli suyumuz akıyor kisle
Gezdikçe insanlar alıyor hisse
İşte o köy bizim köyümüz
Yeter artık yazma bu kadar yeter
Yayla dağlarında keklik biter
Gavur Gölünde ördekler öter
İşte o köy bizim köyümüz
Osman Sarıer





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.