Bölükbaşı: Türkiye'nin hakiki sorunu yönetim sistemi
Saadet Partisi İl Divan Toplantısı parti binasında gerçekleşti.
Toplantıya Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Demirel, Saadet Partisi Konya İl Sorumlusu Ali Mücevher, Sarayönü eski Belediye Başkanı Salih Ülker, Esnaf ve Sanaatkarlar Derneği (ESDER) Konya Şube Başkanı Latif Işık, ÖĞDER Konya Temsilcisi Yavuz Aydın, İMG Uluslararası Milli Görüş Yardım Organizasyonu Konya Temsilcisi Abdullah Uyar ve çok sayıda partili katıldı.
Türkiye’nin köklü bir reform sürecine ihtiyacı olduğunu vurgulayan Saadet Partisi Başkanlık Divanı Üyesi Yılmaz Bölükbaşı, adaletten ekonomiye ve dış politikadan kamu yönetimine kadar birçok alanda mevcut iktidarı sert sözlerle eleştirdi.

'SİSTEM REVIZYONU DEĞIL, KÖKLÜ BIR SİSTEM REFORMU ŞART'
Türkiye’nin öncelikli meselesinin mevcut yönetim sistemi olduğunu belirten Yılmaz Bölükbaşı, Partili Cumhurbaşkanlığı uygulamasının ülkeye ağır bedeller ödettiğini ifade etti. Bölükbaşı, "Cumhurbaşkanlığı makamının 85 milyonun tamamını kucaklayan tarafsız bir yapıya bürünmesi gerekiyor. Türkiye’nin temel problemi yönetim sistemidir. Mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin makyajlanarak veya küçük revizyonlarla düzeltilmesi mümkün değildir; köklü bir değişikliğe, gerçek bir reforma ihtiyaç vardır. Güçlü bir Türkiye için kuvvetler ayrılığı yeniden sarsılmaz bir biçimde tesis edilmelidir. TBMM, sadece saraydan gelen kararları onaylayan bir makam olmaktan çıkarılmalı, asli yasama ve denetim işlevine dönmelidir. Biz, tarafsız bir Cumhurbaşkanı, güçlü bir Meclis ve tam bağımsız bir yargı anlayışıyla iktidarın bu yönde atacağı her ciddi adımı müzakere etmeye hazırız" ifadelerini kullandı.

'KAMU MAKAMLARI KİMSENIN GANİMETİ DEĞİL, BİRER EMANETTİR'
Kamu yönetiminde yaşanan yozlaşmaya dikkat çeken ve Milli Görüş’ün "Önce Ahlak ve Maneviyat" ilkesine değinen Bölükbaşı, iktidara geldiklerinde kamudaki şeffaflığı ve denetimi en üst seviyeye çıkaracaklarını ilan etti. İktidar değişiminde ilk atılacak adımlardan birinin "Yolsuzlukla Mücadele Bakanlığı" kurmak olduğunu dile getiren Bölükbaşı, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü: "Hukukta, sanayide, ticarette ve kamu yönetiminde öngörülebilir bir ülke inşa etmek istiyorsak, yönetim ahlakını baştan aşağı yenilemek zorundayız. Kamu makamları kimsenin şahsi ganimeti değil, millete ait kutsal birer emanettir. Allah'ın izniyle iktidara geldiğimizde; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi döneminde yapılan tüm kamu ihalelerini ve geçmiş dönem yöneticilerinin mal varlığı artışlarını hukuki çerçevede kılı kırk yararak denetleyeceğiz. Bunu asla bir 'intikam' hissiyle değil, raydan çıkarılan devleti yeniden adalet rayına oturtmak için gerçekleştireceğiz."

'ADALET İKTİDARIN KALKANI OLMAMALIDIR'
Ülkede derin bir adalet krizi yaşandığını ve halkın yargıya olan güveninin sarsıldığını söyleyen Yılmaz Bölükbaşı, "Yargının siyasi hesaplaşma aracı olarak kullanılmaması gerekiyor. Suç varsa sonuna kadar soruşturulmalı, yolsuzluk varsa üzerine tavizsiz gidilmelidir. Ancak hukuk, iktidarın siyasi rakiplerini tasfiye etmek için kullandığı bir kılıç haline gelmemelidir. Operasyonların yalnızca muhalif kesimlere yönelik olduğuna dair toplumda oluşan algı derhal silinmelidir. Hukuk, kişinin siyasi kimliğine veya konumuna göre değil, suçun bulunduğu yere bakmalıdır. Adaletin ışığı suç nerede varsa orayı aydınlatmalı; yargı mekanizması iktidarın kalkanı ya da muhalefetin giyotini olmamalıdır" diye konuştu.
'ENFLASYON EN BÜYÜK KUL HAKKIDIR: MİLLET '3 Y'DEN '13 Y'YE MAHKÛM EDİLDİ'
Ekonomik tablonun vatandaş üzerindeki yıkıcı etkilerine de geniş yer ayıran Saadet Partisi Başkanlık Divanı Üyesi Bölükbaşı, iktidarın ekonomi politikasını sert dille eleştirdi. Bölükbaşı, "AK Parti 24 yıllık iktidar yürüyüşünde '3 Y ile mücadele' vaadiyle yola çıktı ancak bugün ülkeyi '13 Y' felaketine sürükledi. Gelişini müjdeledikleri ekonomi modeli 'Enflasyon + Faiz + Vergi' üçgeninden ibarettir. Bu üçgenin tam ortasında ise ezilen, soyulan vatandaşımız var. Enflasyon vatandaşın alım gücünü yok ediyor, yüksek faiz üreticinin maliyetini artırıyor, ağır vergiler ise milletin cebinde kalan son kuruşa el koyuyor. Açıkça söylüyoruz: Enflasyon en büyük kul hakkıdır! Yıl başında yüzde 12 olarak açıklanan enflasyon tahminleri yüzde 28’e dayandı. 2026 yılı bütçesinde faize ayrılan para yaklaşık 2,7 trilyon TL. Yıllardır savaşın göbeğinde olan komşu ülkelerde bile enflasyon ve faiz tek hanelerdeyken, bizde niye böyle? Bu millet borç faiz sarmalıyla sömürülüyor. AK Parti iktidarı ülkeyi Yasaklar, Yoksulluk, Yolsuzluk, Yargıdaki adaletsizlik, Yandaşlık, Yanılgı, Yalan, Yüksek enflasyon, Yüksek faiz, Yüksek vergiler, Yıpranmışlık, Yönetememe ve Yok sayılma sarmalına hapsetmiştir" şeklinde konuştu.
41 MASTER PROJE VE MİLLİ FAİZSİZ KALKINMA BANKASI
Sadece eleştiren değil, ayakları yere basan çözüm projeleri sunan bir muhalefet anlayışına sahip olduklarını belirten Yılmaz Bölükbaşı, sözlerine şu ifadelerle devam etti: "Saadet Partisi olarak üretim odaklı bir finansal dönüşüm başlatacağız. Biz borçla değil, üretimle büyüyen bir Türkiye vaat ediyoruz. İktidara geldiğimizde hazırladığımız 41 'Master Proje' için hemen kolları sıvayacağız. Kuracağımız 'Milli Faizsiz Kalkınma Bankası' ile üretim ve yatırım süreçlerine doğrudan finansman sağlayacağız. 'Yatırım Planlama Teşkilatı' aracılığıyla hangi bölgemize hangi yatırımın yapılacağını merkezi ve adil bir haritayla belirleyeceğiz. Paradan para kazanan Rantiye düzeni yerine; üreticiyi, esnafı ve çalışanı destekleyen bir modeli hayata geçireceğiz. Bu projelerimizle tam 2,5 milyon gencimize istihdam olanağı sağlayacak, milli gelirimize 528 milyar dolar net katkı ekleyeceğiz."

'GENÇLERİMİZİ DOĞDUĞU YERDE DOYURACAĞIZ, BÖLGESEL ADALETİ SAĞLAYACAĞIZ'
Genç istihdamının sadece ekonomik değil, hayati bir sosyal mesele olduğunu ifade eden Bölükbaşı, "Beyin göçünü önlemek ve Anadolu’yu yeniden ihya etmek için çalışacağız Gençlerimize sadece nasihat veren değil, kendi memleketlerinde gelecek kurabilecekleri imkanları sunan bir anlayışı getireceğiz. Gençlerimizi doğdukları yerde doyuracağız. 81 ilimizin tamamına adil yatırım götüreceğiz. Katma değer nere üretiliyorsa orada kalacak. Hayvan Kars’ta yetişiyorsa, sanayisi ve işleme tesisi de Kars’ta olacak. Anadolu'nun ürettiği değerin başka şehirlerde erimesine müsaade etmeyeceğiz" dedi
'DÜNYA 5'TEN BÜYÜKTÜR SÖZÜNÜN GEREĞİ YAPILMALIDIR'
Dış politika ve bölgesel güvenlik konularındanda söz eden Yılmaz Bölükbaşı, Gazze’deki katliamlar, uluslararası sistemin çifte standartları ve Suriye sınırındaki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin küresel aktörler arasında taraf seçmek zorunda olmadığını vurgulayan Bölükbaşı, "Gazze’de insanlık ve uluslararası hukuk sınıfta kalmıştır. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin veto yetkisi derhal kaldırılmalı, 'Dünya 5’ten büyüktür' sözünün gereği lafta kalmayıp fiilen yerine getirilmelidir. İsrail'in Suriye'de, sınırlarımızın dibinde yürüttüğü saldırılar basit bir bölgesel gerilim değildir. Türkiye’nin milli güvenliğini doğrudan ilgilendiren bu tehdit karşısında TBMM acilen olağanüstü toplanmalı ve partiler üstü ortak bir iradeyle kırmızı çizgilerimiz tüm dünyaya ilan edilmelidir. Türkiye, başkalarının kurduğu masalarda sandalye arayan değil, şahsiyetli dış politikasıyla kendi masasını kuran tam bağımsız bir ülke olacaktır" ifadeleriyle, dış politikadaki hedeflerindende bahsetti.
GELECEK PARTİSİ'NE TEŞEKKÜR VE SİYASİ AHLAK MESAJI
Konuşmasının son bölümünde siyasi etikten ve Gelecek Partisi'nin feshedilmesi sürecinden bahseden Bölükbaşı, ortak grup dönemindeki mücadeleleri için Gelecek Partisi kadrolarına teşekkür etti. Siyasetin kâr kapısı veya ticari bir alan haline getirilmesini reddediklerini dile getiren Yılmaz Bölükbaşı, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Siyasetin kâr kapısı veya ticari bir alan haline getirilmesini reddediyoruz. Siyasete olan güveni yeniden tesis etmek adına 'onarıcı devlet' anlayışını benimsiyoruz. Bu vesileyle, TBMM çatısı altında ortak grup kurarak demokrasi mücadelesi verdiğimiz Gelecek Partisi’nin Türkiye siyasetine sunduğu katkıları saygıyla anıyor; başta Sayın Ahmet Davutoğlu olmak üzere tüm emek veren kardeşlerimize teşekkür ediyoruz. İttifak tartışmalarında 'Kim kazanır?' sığlığını değil, 'Türkiye nasıl kazanır?' ilkesini merkeze alıyoruz."
Kaynak:Süleyman Kuloğlu





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.