Bir Bilen Anlatsın, Bu Nasıl İştir?
Uzmanların ve dirsek teması bulunduğu bilinenlerin terör örgütünün sonunun yaklaşmakta olduğunu ifade etmeye başladıkları görülüyor. Nitekim, defalarca bombardıman edilen Kandil Dağı’nda hayatta kalabilen Murat Karayılan, kendisiyle görüşen Milliyet köşe yazarı Hasan Cemal’e, bazı haklar elde ettiklerini ima ile “Soruna üniter devlet yapısı içinde çözüm bulabiliriz! Gidin İmralı’daki ile görüşün, onu kabul etmiyorsanız DTP ile görüşün. Onları da kabul etmiyorsanız âkil insanlar heyeti oluşturup, onların aracılığıyla konuşun” diyebiliyor. Son günlerde Kürt sorununda bazı gelişmeler olabileceğinin resmi ağızlarca ifade edilmesi insanın aklına Karayılan’ın sözlerinde haklılık payı olabileceği ihtimâlini getiriyor. Tabii, bu konudaki gelişmeleri bekleyip göreceğiz.
Benim üzerinde durduğum başka bir nokta, örgütün dağ kadrosunu sevk ve idare eden Karayılan ve Bayık ile eli silahlı onca teröristin, zaman zaman jetlerin bombalayıp, taş üstünde taş bırakmadıkları belirtilen Kandil Dağı’nda halâ nasıl barınabildikleri. Ne vakit bir PKK ile çatışmasında birkaç şehit vermiş olsak, herhalde milletçe duyulan acıyı hafifletmek ve şehit ailelerinin yanan yüreğini biraz olsun serinletmek için olacak, ekranlara yansıtılan uçaktan çekilen bombalanmış hedef görüntüleri eşliğinde “Jetlerimiz Kandil Dağı’ndaki terör yuvalarını bombardıman ederek, taş üstünde taş bırakmayıp, terör örgütüne çok ağır bir darbe indirdiler” şeklindeki birbirinin benzeri ifadelerin yer aldığı Genelkurmay’ın bildirisi getirilir. Ancak nedense hiçbir zaman bombalarla yerle bir edilen barınak ve binaların yakın plan görüntüleri yayınlanmaz. Örgütün yuvalandığı Kandil Dağı’nın ya da diğer dağların tepesindeki kamplar ve teröristlerin barındığı binalar iddia edildiği gibi tepelerine inen bombalarla darmadağın edildiği hâlde teröristler oralarda nasıl ve nerede barınmaya devam ediyor? Sakın yıkılan binaların yerine 1-2 günde yenileri yapılıyor olmasın!
Benim anlayamadığım husus, arazi vitesli arabalara atlayanlar soluğu Kandil Dağı’nda Cemil Bayık ya da Murat Karayılan’ın yanında alıp, röportaj yapabildikleri hâlde, ABD’nin istihbari bilgi yardımı yaptığı ve hedeflerin koordinatlarını verdiği ifade edilmesine rağmen, jetlerimiz tarafından yerlerinin niçin tesbit edilemediğidir. Acaba diyorum, önceki Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın ileri sürdüğü gibi, PKK kamplarının biri bizi gözetliyor evi gibi yakından takip edilmesi noktasında ABD bizi aldatıp, dağı taşı işaret ediyor olmasın? Yıllar önce bir gazetede dönemin Şırnak Tugay Komutanı Tuğgeneral Mete Sayar, kendisi ile yapılmış bir röportajda, Abdullah Öcalan’ın ele geçirilmeden önce Suriye’nin başkenti Şam’da barındığı binanın yerinin bilindiğini ve hangi saatte balkona çıktığından bile haberdar olduklarını en ince detayına kadar anlatarak, “İstesek, istediğimiz anda vurabiliriz, ancak terör bitmez, yerine yeni Apo’lar gelir” demişti. O zaman ABD’nin istihbarat açısından herhangi bir yardımı bile söz konusu değildi. Buna rağmen, Apo’nun hangi binada yaşadığından ve PKK’nın Suriye’deki eğitim kamplarından haberdar olunabilirken, bugün imkânlar daha geliştiği hâlde terörle mücadele acaba niçin sonlandırılamıyor diye düşünüyorum.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.