Bağışlamanın faydaları ve intikamın zararları
İnsanın kendisine kötülük eden birini affetmesi, kendisini “İnsani kemale” ulaştıran en büyük özelliklerden birisidir. Affetmek, Hak Teala’nın cemal sıfatlarından biridir.
Bu sıfatla nitelenmek, yüce renklere bürünmektir. Alemlerin Rabbi’nin terbiyesi altına giren ve Hak Teala’nın zatıyla terbiye olan bir kimsede, Hak Teala’nın cemal sıfatları tecelli etmeli ve ilahi cemalin aynası olmalıdır.
Hak Teala’nın en büyük sıfatlarından biri de kullarına merhamet etmesi, kötülüklerini affetmesi ve hatalarını bağışlamasıdır. Eğer bir insanda bu sıfatlardan bir nasip bulunmazsa, sırların ortaya çıktığı kabir aleminde kendisine, “Rabbin kimdir?” diye sorulunca, “Rabbim Allah’tır” diyemez.
Zira isimler arasında bu ismin seçilmesi, belki de şu gerçeğe işaret etmektedir ki, “sen kimin terbiyesi altındaydın ve kimin kudret eli dünya hayatında sende tasarrufta bulundu?”
O halde eğer insan, Hak Teala’nın terbiyesi altında terbiye olmuş, zahir ve batını o terbiye esasınca şekillenmişse bu soruya cevap verebilir, aksi taktirde cevap veremez veya, “Rabbim şeytandır” veya “Rabbim nefs-i emmaredir” diyebilir.
Dolayısıyla bilmek gerekir ki affetmenin kökü, dünya ve nefis sevgisini terk etmekten kaynaklanmaktadır.
Nitekim yersiz intikam ve gazap da dünya ve nefis sevgisinden ve dünyevi isteklere önem vermekten kaynaklanmaktadır.
Bu bilgilerden de anlaşıldığı üzere affetmek, akıl ve Rahman’ın askerlerinden biridir ve temiz fıtratın tezahürlerindendir.
Zıddı olan intikam ise cehalet ve İblis’in askerlerinden biridir ve günahla perdelenmiş fıtratın yansımalarındandır.
Zira asıl fıtratı ve fıtri ruhaniyeti üzere baki kalanlar, dünya ve nefis sevgisinden münezzehtirler ve yırtıcı nefsin özelliklerinden biri olan köpekleşme sıfatından uzaktırlar.
Ama fıtratı günahlarla bürünmüş olanlar, nefsani arzular ve istekler içinde bulundukları için bir leş üzerinde köpekleşir, gazap kuvvelerini arzuları yolunda harcarlar.
Allah’u Teala’nın doğanın-tabiatın-düşmanın esaretinden kurtulmaları için, kendilerine verdiği araçlar vasıtasıyla bizzat tuzağa düşerler.
İstiğfara olan ihtiyaç
Allah’tan af dilemenin/ istiğfarın ilk adımı, Allah’a dönmektir. Tevbe etmek yani Allah’a dönmek; insan nerede olursa olsun, hangi makamda olursa olsun, kemalin hangi derecesine ulaşırsa ulaşsın, yine istiğfara ihtiyacı vardır. Allah-u Teala peygamberine Kur’an-ı Kerim’de defalarca buyuruyor; “istiğfar et!”. Peygamber masum olmasına, hiç bir günah işlememesine, hiç bir ilahi emre karşı gelmemesine rağmen, Allah yine kendisine istiğfar etmesini emr ediyor.
Af ve Mağfiretin anlamı
Af ve mağfiret; engeli giderme ve karşıt olan bağdaşmazı kaldırma anlamındadır.
Af ve mağfiret kavramları tekvinî meselelerde yüce Allah'a isnat edildiğinde, engeli gidermek demektir ki, bu da o engeli ortadan kaldıracak sebebi devreye koyarak gerçekleşir.
Bu iki kavram teşrii meselelerde yüce Allah'a isnat edildiğinde, yumuşak davranmayı engelleyen sebebi ortadan kaldırmaktır.
Mutluluk ve bedbahtlık konusunda ise, mutluluğun önündeki engeli kaldırmaktır.
“İnsanları affetmek” Kur’an’da, Muttakilerin bir özelliği olarak, “Onlar…… İnsanları affederler…” şeklinde, Ali İmran süresi 134. ayette geçer.
Konuyla ilgili iki hadis
Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Affedici olunuz. Şüphesiz ki affetmek, kulun sadece izzetini arttırır.
O halde affedin ki Allah sizi izzetli kılsın.”
Resulullah (s.a.v) bir hutbesinde de şöyle buyurmuştur:
“Sizlere dünya ve ahiret yaratıklarının en hayırlısını haber vereyim mi?
Şüphesiz o kendine zulmedeni affeden, kendinden kopana ulaşan, kendine kötülük edene ihsanda bulunan ve kendini mahrum kılanı bağışlayandır.”





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.