Az kalsın yıkılacaktı

Az kalsın yıkılacaktı
Sultan Selim Camii'nin kıble ve kubbe bölümünde zemindeki boşluk nedeniyle oluşan çatlaklardan dolayı yıkılma durumuna gelmişti.

Klasik Osmanlı mimarisinin Konya’daki ender örneklerinden biri olan ve Sultan Selim Camii olarak bilinen Selimiye Camii zamanla yıprandığı için geçtiğimiz yıl camide bakım çalışması yapılmasına karar verilmişti. İhale sürecinin tamamlanmasının ardından camide bakım ve onarım çalışmaları yapılmaya başlandı. Ancak çalışmalar sırasında caminin kıblesinde ve kubbesinin bulunduğu alanda çatlakların meydana geldiği fark edilince, onarım süreci ve işleyişi de değişti.

Konuyla ilgili bilgi veren Vakıflar Konya Bölge Müdürü İsmail Aktaş, “Caminin onarımı ile ilgili statik projemiz Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandı. Şimdi arkadaşlarımız yüklenici firmaya işin değişen detaylarını aktarıyorlar. Bu çatlakların neden meydana geldiği araştırıldı. Zemindeki oynamadan kaynaklandığı sonucuna ulaşıldı. Bu nedenle caminin önce zemini güçlendirilecek. Daha sonar çatlaklarını onarımına geçilecek” diye konuştu.

Projenin maliyeti ile ilgili de bilgi veren İsmail Aktaş, “Geçtiğimiz yıl yapılan ihaleye göre projenin maliyeti 400 bin TL civarındaydı. Ancak bu projede zemin güçlendirme kısmı yoktu. Bununla birlikte projenin maliyeti artabilir. İhalesi geçtiğimiz yıl yapıldığı için iş hızlı ilerleyecek. Yüklenici firmamız hazır, bir mani çıkmazsa yıl sonuna kadar çalışmaların tamamlanmasını hedeflemekteyiz” ifadelerini kullandı.

SULTAN SELİM (SELİMİYE CAMİİ) HAKKINDA

Mevlana Türbe ve Dergâhı’nın batısında bulunan Selimiye Camii’ni Sultan II. Selim şehzadeliği sırasında Konya Valisi iken, 1558’de yapımını başlatmış, padişah olduktan sonra da 1570 yılında tamamlamıştır. Caminin Mimar Sinan tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Plan itibariyle İstanbul’daki eski Fatih Camii ve Konya’daki Şerafettin Camii’ne benzemektedir. Kesme taştan yapılan caminin kuzeyinde, altı adet mukarnas başlıklı mermer sütuna oturan yedi kubbeli yüksekçe bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Cümle kapısı önüne rastlayan kubbe, diğerlerinden farklı olarak yarım kubbe biçiminde yapılmıştır. Caminin kuzey, doğu ve batısında olmak üzere toplam üç giriş kapısı vardır. Bu kapılar kündekârî tekniğinde olup, kuzey girişteki ahşap kapı kanatları üzerinde şu sözler yazılıdır: “Mü’min mescitte sudaki balığa benzer; münafık ise mescitte kafesteki kuşa benzer.”
Son cemaat yerinin doğusunda ve batısında kare kaideli, tek şerefeli iki minare mevcuttur.
Merkezî mekânlı yapının yüksek ana kubbesi dört fil ayağa oturtulmuş ve güneyde yarım, doğu ve batıda üçer küçük kubbe ile genişletilmiştir. Fil ayaklar geniş kemerlerle birbirine bağlanmıştır. İç kısımda akustiği sağlamak amacıyla kubbelerin içlerine boş küpler yerleştirilmiştir. Harimin kuzeyinde mihraba paralel mahfil ve batıdaki fil ayağa bitişik, mermerden yapılmış sade bir müezzin mahfili göze çarpmaktadır.
Mihrap gök mermerden yapılmış olup, Rumî, gülbeyaz ve mukarnaslı kuşaklarla süslenmiştir. Minber de mermerden olup, yan aynalıklar kıvrımdal ve geometrik motiflerle bezenmiştir. Orijinal olan ahşap pencere kapaklarında da yine geometrik kompozisyonlar hakimdir.

HABER MERKEZİ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.