Anlaşılır yaşamakla

Ona en yakın olduğun yerde en uzak kalmak ve bir haber beklemek, bir ses, bir işaret ümidiyle gidiş gelişlerimizin olması ve kısalan yaşamda, ölüm her an biraz daha yaklaşırken; beklemek sanırım sadece yaşamakla anlaşılır. Ve daha nice şeyler anlaşılır yaşamakla.

**

Dünya senin olsun, huzurlu ol, mutlu ol; yaşarken öldürdükten ya da gönlünü yıktıktan sonra bir insanın, şen ve müreffeh ol, dünya ve saadet senin olsun, neye yarayacaktır? Neye yarayacaktır; yaraladıktan sonra bırakıp gittiğinde kavuştum sandığın huzur? Bir insanı yaraladığında, bir kuşu vurduğunda, bir gülü kopardığında dalından kavuştuğun saadet nedir? Eğer yüreğinde gerçekten merhamet ve sevgi var ise dönüp de o kuşa yardım etmez, o insanın yaralarını sarmaz mısın? Hâlbuki ben merhamet ve sevgi dolu bir yüreği sevmiştim. Ölüm gelmeden önce anlayacağız yüreklerde neler olduğunu, ya da sonrasında…

**

Hani hediyeyi kabul etmemek gibidir bu, hani “ben sana neden kızamıyorum” demek gibidir çaresiz teslim olunan sevgi. Ya da yağmurun yağması herkese ve insanların yürümesi… Yan yana oturduğunda sadece güvercinin gelip konması yanı başına, sadece yan yana iken en güzel yemeğin o güne ait olduğunu söylemeleri…

**

Ve bilirsiniz her şeyin en güzeli hep yan yanayken, beraber iken… Bu yaratıcının size bir lütfüdür, sevdanız hürmetine… Hava güzel olur; kar da yağsa yağmur da, fırtına da çıksa, güneş de parlasa, yıldızlar olsa da olmasa da eğer yan yana iseniz her şey en güzel olandır. O an her şeyin en güzel olduğu andır.

**

Kaybetmek korkusu ne kadar da değiştirir insanı. En çok kaybetmeye yaklaştığımızda dengemiz bozulur. Gideceğini söylemişse, yaptıklarımız kızgınlığımızdandır. Kızgınlığımız sevdamızdandır. Ama anlamaz. Anlamaz da üzer, harap eder, sevgi dolu bir yüreği metruk bırakır. Ama yaptıklarımız “onsuz nasıl yaşarım” sorusuna kendimizce cevap veremeyişimizdendir. Kavuşma isteğimiz bundandır, saçmalayışlarımız…

**

Ama giden gider, kalan kalır. Nasıl kalındı, nasıl gidildi? Giden kalp yıktı ve kapılarını sürgüledi. Kalanda yıkmış olabilir ama kapıları açık. Giden nasıl olur da bir kalbi yıkıp da gidebilir? Ve üstelik o kalbi onarmaz, en azından açtığı yarayı az da olsa sarmaz?

**

Yan yana iken güzeldir her şey, en güzelidir. Dert de neşe de… Yaşam da ölüm de beraberken güzeldir eğer sevgi gerçek ise. Ve her kötü ayrılığın bir vuslatı vardır. Vuslat için atılan adımların her biri engelleniyorsa bu şartlar ne olursa olsun gerçek sevgi değildir. Neye yarayacaktır, yaraladıktan sonra bırakıp gittiğinde kavuştum sandığın huzur, geride kalbini yıktığın birisi olduğu sürece nasıl rahat olacaksın?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi