Akviranlı H. Osman Ağaya; BOMBAYDAN ESÎR-İ HARP KARTI
Geçen gün evrakımı düzenlerken elime enteresan bir belge geçti, Bu bir “Harp Esiri Kartı” idi. Harp esiri kartı biliyorsunuz, İngilizlerin esir kampında daha çok uyguladıklarını tespit ettiğimiz haberleşme kartıdır. Elimdeki, Bombay’da esir olarak bulunan bir Konyalı’ya ait. Osmanlıca yazılmış. Bu bize, her esirin eline, kendi diliyle yazılmış olan kartları verildiğini gösteriyor.
Bir kartpostal ebadında. Bir yüzünde, orta kısmı boş bırakılarak kenarlarında: “Prısoners of War Correspondance”, “On Postal Service- No Stampa Required”, “Prısoners of War Camp. Thayetmyo, BURMA” ibareleri matbu olarak yer almış. Ortadaki boş bırakılan yere esir, göndereceği adresi yazmış. Arka yüzünde ise, Osmanlıca olarak yazılmış aynen şu matbu ibare bulunuyor:
“ESÎR-İ HARP KARTI
Bu kart üzerinde tarih ve imzadan fazla hiçbir şey yazılmamalıdır.
Eğer başka bir şey yazılmış ise işbu kart gönderilmeyecektir.
İhtiyaç olmayan satırlar çizilmelidir.
------------------------------------------------------------------------------------
O Mahsus selâm ile istifsar-ı hatırınızı iderim (aynen böyle. H.Ö.)
O Lehü’l-Hamd ben sıhhatteyim
O Ben hastanede bulunuyorum ve pek güzel bakıldığım cihetle günden güne iyileşmekteyim. Yakın zamanda iâde-i âfiyet ideceğimi ümit ediyorum.
O Mektubunuzu
O Telgrafınızı aldım fevkalâde memnun oldum.
O Paketinizi
O İlk vasıta ile size mektup yazacağım.
O Çokdan beri
sizden mektup almadım
O Geçenlerde
O İmza………………………………………
O Tarih……………………………………… ”
İşte “Esîr-i harp kartı” bu. Esir, kendisine göre, yazılı satırların üzerini çiziyor. Kendisiyle ilgili olmayanları da öylece bırakıyor.
Bendeki kartın bu yüzünde, kurşun kalemli işlek bir rika ile imza yerinde: Hüseyinoğlu Mustafa Hacı Osmanoğlu Mehmed; tarih olarak da: 28 Teşrîn-i Sânî 331 yazılmış.
Yukarıda işaretlenmesi istenilen satırlardan, “Ben hastanedeyim…”, “Mektubunuzu…”, “Telgrafınızı…”, “Paketinizi…”, “İlk vasıta ile…”, “Çoktan beri…”, “Geçenlerde…” diye başlayan satırları kurşun kalemle çizilmiş. Seçeneklerin bu şekilde gelişigüzel çizilişi, anlamadan ve yanlışlıkla olduğu meydanda. Ama adresine yine de gönderilmiş. Ailesinin eline geçmiş.
Kartın diğer yüzündeki boş bırakılmış yere,yine aynı kalem ve türle,şu satırlar yazılmış: “Konya Vilâyetinde Mehmed Sâlihoğlu Ali Efendi’ye andan Akviran karyesinden pederim Hacı Osman ağaya mahsustur. Adresim: HindiÇinde …(Üzerine mühür geldiği için okunamıyor) Kasabasına sara-yı Osmaniyeden (?)…………. 11 ikmal 2 den Hacı Osmanoğlu Mehmed Ali”
Kartın bu yüzünde, şu mühürler bulunuyor: “Post Free – Prisoner of…”, “Passed Censor, 25, BOMBAY”, “KONYA 8.2.16 - 31.11.36 KONİA”. Ayrıca, “…Numero. 3” diye sona eren dikdörtgen bir mühür daha varsa da, mürekkebi dağıldığı için önceki kelimeler okunamıyor.
İşte, bizde bulunan; yıllar önce, o zaman için dünyanın çok, ama pek çok uzak bir şehrinden, gönderene teselli, gönderilenlere mutluluk, nice insanlara sevinç, ümid bahşeden bir “Esîr-i Harp Kartı”nın enteresan macerası böyle. Bombay’da esir bulunan Akviranlılar, vatanlarına dönmüşler mi; sevenler, sevdiklerine kavuşmuşlar mı bilmiyoruz. Muratlarına ermişlerse ne mutlu. Bu saadeti tadamamışlarsa, ne yazık. Kader bu..
Bu vesile ile, Vatanımız ve Milletimiz için kanını, canını seve seve feda eden; dünyanın çeşitli yerlerinde esir kalan bütün gazi ve şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyor, aziz ruhlarına Fatihalar gönderiyoruz.




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.