Zihninizi rahatlatın  sınava hazırlanın

Zihninizi rahatlatın sınava hazırlanın

Gençlik Eğitim Kurumları Psikolojik Danışmanı Asena Hacer Küçükçolak, “Öğrencilerin serbest zaman aktiviteleriyle zihinlerini rahatlatması ve kendini sınava hazırlaması gerekir” dedi

Gençlik Eğitim Kurumları Psikolojik Danışmanı Asena Hacer Küçükçolak, korona sürecinde liseye giriş sınavında yapılması gerekenleri, velilere düşen görev ve sorumlulukları ve bu sürecin öğrencileri hangi boyutta etkilediği konularında bilgiler verdi. 

ÖĞRENCİ VE AİLELERİ CİDDİ MANADA ETKİLENDİ

Ülke genelini etkisi altına alan COVID-19 salgını doğrultusunda alınan önleyici tedbirlerin hayatımızın birçok alanında değişikliklere sebep olduğunu söyleyen Küçükçolak, bu değişikliklerden en belirgin önleyici tedbirlerden birisinin de okulda yüz yüze eğitimden uzaktan eğitim sürecine geçiş olduğunu belirtti. “Alınan bu karar ile öğrenciler ve ebeveynleri mağdur etmemek, destek olmak adına beraberinde Milli Eğitim Bakanlığı ve ülkemiz öğretmenleri tarafından ciddi çalışmalar yapıldı ve halen yapılmaya da devam ediyor” diyen Küçükçolak, “Fakat bu uzaktan eğitim süreci sınav öğrencilerini ve ailelerini de ciddi manada etkiledi. Normal zamanda da sınava dair kaygı yaşayan öğrenciler bu kaygılarını okulunda akranlarıyla ve öğretmenleriyle, sosyalleşerek eğitimine devam ederken kaygılarını paylaşarak çözme imkânı buluyordu. Şimdi ise bu süreci evlerinde aileleriyle beraber yönetmeye çalışıyorlar” şeklinde konuştu. 

BOL BOL DENEME TESTİ ÇÖZÜLMELİ 

Sürecin sınav öğrencilerinde ve ailelerinde oluşturabileceği kaygı ve etkileri göz önünde bulundurularak 2020 Liseye Geçiş Sınavında önemli değişikliklerin yapıldığını kaydeden Küçükçolak, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu değişikliklerle beraber genel sınav sürecine bakacak olursak; içinde bulunduğumuz sürecin şartları göz önünde bulundurularak 20.06.2020 tarihinde gerçekleşecek olan Merkezi Sınav başvuruları; Merkezî Sınav başvuruları; yurt dışında e-Okul sistemine kayıtlı olmayan okullarda öğrenim gören öğrenciler hariç, tüm 8’inci sınıf öğrencileri için Bakanlık tarafından merkezî olarak gerçekleştirilecektir. Bunun yanında Merkezi Sınav oturumlarında, sürelerde ve soru sayılarında herhangi bir değişiklik olmayacaktır. İki oturum hâlinde uygulanacak, çoktan seçmeli 90 soru sorulacak ve aynı gün yapılacaktır. Birinci oturum, 50 soruluk sözel alandan oluşacak ve süresi 75 dakika; ikinci oturum ise 40 soruluk sayısal alandan oluşacak ve süresi 80 dakika olacaktır. Birinci oturumda, 8’inci sınıf Türkçe, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile Yabancı Dil, ikinci oturumda ise Matematik ve Fen Bilimleri derslerinden sorular yöneltilecektir. Sınav online platformda değil, öğrencilerin kendi okullarında gerekli tedbirler alınarak yüz yüze gerçekleştirilecektir. 2020 yılında Merkezi Sınava öğrenci katılım sayısı fazla olacağından nitelikli okul ve kontenjan sayılarında artışa gidilecektir. En önem değişikliklerden birisi ise öğrenciler sınavda 2019-2020 eğitim öğretim yılı birinci dönem konularından sorumlu olacaklardır. Sorular 1. Eğitim dönemi konu ve kazanımlara göre öğrencinin okuduğunu anlama, yorumlama, sonuç çıkarma, problem çözme, analiz yapma, eleştirel düşünme, bilimsel süreç ve benzeri becerilerini ölçecek nitelikte sorular yer alacaktır.  Öğrenciler sınava dair daha detaylı bilgi edinebilmek için, Merkezî Sınav Başvuru ve Uygulama Kılavuzu 2020’ye https://www.meb.gov.tr internet adresinden ulaşabileceklerdir. Kaygıları aza indirmek ve sürece uyumu kolaylaştırmak adına sınava dair yapılan bu değişiklikler doğrultusunda öğrencilerimizin üstüne düşen görev kalan sürelerini bol bol kitap okuyarak, denemeler çözerek, serbest zaman aktiviteleriyle zihinlerini rahatlatarak kendilerini sınava hazırlamak olacaktır.”

VERİLEN İPUÇLARINI ÇÖZMEMİZ GEREKİYOR

Gençlik Ortaokulu 6A sınıfı öğrencilerinden Ayşegül Tekin ise Covid-19 ile ilgili şöyle bir yazı kaleme aldı: “İnsanlar 2020 yılı hakkında: 'felaket, rezillik, afet' gibi anlatımlara başvuruyorlar nedensizce. Başlarımıza çeşitli musibetlerin geldiğini anlatıyor, belki de daha kötüsünü düşünüp şükür etmeliyiz demiyorlar. Bazısı ise huzuru, mutluluğu arıyor, süreci tez zamanda atlatmak için dualar ediyor, yalvarıyor rabbine, ne güzel aslında değil mi? Huzura ulaşmak için yakarmak…Elbette sabırla dua ederek atlatmalıyız sıkıntılı dönemleri. Ama birçoğumuzun gözden kaçırdığı bir durum var: Evet, belki biz huzuru arayıp ona ulaşmak istiyoruz ama onun bizim içimizde yaşadığını unutarak. Gerçek huzur en zor zamanlarda bile mutlu olabilmektir. Gökte bombalar yağarken bile, çaresizliğe kapılmış ama yavrusunu bağrına basıp kokusunu içine çeken 'Şükür hele rabbime' deyip yüzüne tebessümü takınan bir ana gibi. Belki bir ipucudur bunları hepsi yaratandan. Belirsizliğin içinde kaybolup gitmek yerine kendimiz olup yaşamamız için. Bu durumda bizim üzerimize; verilen ipucunu çözmek ve en iyi şekilde değerlendirmek kalır. Mutsuzluk çölünde başıboş gezeceğimize, huzur ve mutluluk çayırlarında doya doya yaşamak dileği ile

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.