Zekâtı ihmal etmeyin

Zekâtı ihmal etmeyin
Zekât ve fitrenin önemini vurgulayan İlahiyatçı Prof. Dr. Orhan Çeker, bu iki ibadetin mutlaka yerine getirilmesi gerektiğini söyledi
RAMAZAN AYINDA FİTREYİ VERİN
Prof. Dr. Orhan Çeker, zekâtın İslam’ın en temel farzlarından biri olduğunu, hatta namazla birlikte zikredilen farzlardan biri olduğunu aktararak, zekâtı verilen malın, gelecek tehlikelere karşı korunma altına alınmış olacağını belirtti. Prof. Dr. Çeker, aynı zamanda fitrenin de zekâtla birlikte hicretin 17. ayında Müslümanlara emir edildiğini hatırlatarak, Ramazan ayı içinde de fitrenin mutlaka verilmesi gerektiğini aktardı.
ZEKÂT NAMAZ KADAR ÖNEMLİ
Orhan Çeker, namazla birlikte zekât emrinin de verildiğini ifade ederek, “Zekâtın kelime manası temizlik demektir. En temel emirler arasında bedeni de temizleyen ibadetlerden biridir. Namaz bedeni temizliyor, zekât da ameli temizliyor. Yani dinimiz bedeni temiz, malı temiz, ruhu temiz bir insanı hedeflemektedir. Bu işler içinde zekât malımızı temizleyen bir işlev olmaktadır. Malın zekâtı verildiği takdirde, o mal temizlenmiş olur” diye konuştu.
TEMİZLENEN MAL BEREKETLİ OLUR
Aynı zamanda temizlenen malın bereketli olacağına da değinen Çeker, bereketli malın da bereketsiz olana göre miktarı çok az olsa dahi daha fazla işe yarayacağını bildirdi. Çeker, “Zekâtı verilmiş mal insana huzur verir, saadet verir, insanın çini rahat ettirir. Ama temizlenmemiş olan mal, insanın içerisinde sıkıntı meydana getirmiş olur. Aynı zamanda tehlikelere karşı korumasız kalır” dedi.

Zekât ve fitre ihmal edilmemeli

Zekât ve fitrenin Müslümanlar için önemli bir ibadet olduğunu belirten Orhan Çeker, bu iki ibadetin mutlaka yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker, zekâtın İslam’ın en temel emirlerinden farzlarından biri olduğunu, hatta namazla birlikte zikredilen farzlardan biri olduğunu aktararak, zekâtı verilen malın, gelecek tehlikelere karşı korunma altına alınmış olacağını da anlattı. Orhan Çeker, aynı zamanda fitrenin de zekâtla birlikte hicretin 17. ayında Müslümanlara emir edildiğini bildirerek, Ramazan ayı içinde de fitrenin mutlaka verilmesi gerektiğini aktardı.
ZEKÂT NAMAZ KADAR ÖNEMLİ
Çeker, namazla birlikte zekât emrinin de verildiğini ifade ederek, “Zekâtın kelime manası temizlik demektir. En temel emirler arasında bedeni de temizleyen ibadetlerden biridir. Namaz bedeni temizliyor, zekâtta ameli temizliyor. Yani dinimiz bedeni temiz, malı temiz, ruhu temiz bir insanı hedeflemektedir. Bunun için dinimiz bir takım emir ve yasaklar getirmiştir. Dinimizin getirdiği emir ve yasakların tümü böyle bir insanı yetiştirmek için konulmuştur. Bu işler içinde zekât malımızı temizleyen bir işlev olmaktadır. Malın zekâtı verildiği takdirde, o mal temizlenmiş olur” diye konuştu. Aynı zamanda temizlenen malın bereketli olacağını da değinen Çeker, bereketli malın da bereketsiz olana göre miktarı çok az olsa dahi daha fazla işe yarayacağını bildirdi. Sözlerine şöyle devam eden Çeker, “Zekâtı verilmiş mal İnsana huzur verir, saadet verir, insanın çini rahat ettirir. Ama temizlenmemiş olan mal, insanın içerisinde sıkıntı meydana getirmiş olur. Aynı zamanda tehlikelere karşı korumasız kalır. Verilen zekât ayın zamanda elden ele dolaştığı için iktisadi, hayatı canlı tutar.” Zekâtın ise sadece ticari malların zekâtı olarak düşünülmemesi gerektiğine vurgu yapan Çeker, ne kadar para altın gümüş varsa hepsinin zekâtının verilmesi gerektiğini, ayrıca toprak mahsullü ürünlerinin ve damızlık hayvanlarının da kendilerine göre şartlara ve oranlara göre zekâtlarının verilmesinin gerekliliğine dikkat çekti. Tabiattan çıkarılan, maden ürünleri, deniz ürünleri, orman ürünleri gibi insana faydalı sunulan bütün malların zekâtının olduğuna işaret eden Çeker, bu iş kollarında çalışanların, kendi iş kollarıyla ilgili hükümleri kitapların ilgili bölümlerden öğrenerek, ona göre zekâtını düzenli olarak vermeye gayret etmesini dile getirdi. Zekâtın Müslüman olmamızın bir gerekliliği olduğunu bildiren Çeker, “Namaz ve zekât Müslümanları kâfirlerden ayıran en önemli ibadetlerden bir tanesidir. Aynı zamanda zekât bir Müslümanlık alametidir. Müslüman olduğumuza göre bu Müslümanlık alametini üzerimizde bulundurmamız gerekiyor” dedi. Bir insanın kendi babasına, annesine, ninesine, çocuklarına ve torunlarına zekâtı veremeyeceğini söyleyen Çeker, aileden birine verilen zekâtının yeniden verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Zekâtın Ramazan’da verilmesinin şart olmadığını ve vatandaşların zekâtını yıl içinde bölerek verebileceğini de ifade eden Çeker, Ramazan’da yapılan yardımların diğer aylarda yapılan yardımlara göre sevabının fazla olması sebebiyle Müslümanların zekâtını Ramazan ayında vermeyi adet edindiklerini, aslında böyle bir mecburiyet olmadığının altını çizdi.
FİTRE RAMAZAN İÇİNDE VERİLSİN
Zekat ve fitrenin, hicretin 17. ayında Müslümanlara emir edildiğini belirten Çeker, fitrenin sadece Ramazan ayı içerisinde hane halkı namına verilen bir sadaka olduğunu söyledi. Müftülüklerin her zaman fitrenin en az miktarını ilan ettiklerini aktaran Çeker, “Müslümanlar bu miktarın altına düşmemek şartıyla yukarıya doğru ne kadar çıkarsa çıksın fitresini Ramazan içerisinde vermelidir. Ramazanın başlangıcından itibaren bayram namazına kadar fitre verilebilinir. Ama bayram namazına bırakılmamalı ramazan içinde verilmeli ki, alan kişi ihtiyacını gidersin alacaklarını rahat rahat alsın. Bayram namazından önce verdiğimiz takdirde alacak kişinin hiçbir işine yaramaz. Bayram namazından sonraya bırakılacak olursa bu fitre olmaktan çıkar normal zamanlarda verdiğimiz bir sadaka konumuna gelir” diye konuştu. Doğmamış olan çocuğun fitresinin de verilebileceğini söyleyen Çeker, ilmihallerde er ne kadar doğmamış çocuğa fitre vermenin ‘vacip değildir’ diyorsa da, çocuk daha doğmasa bile onun namına fitrelerinin verilmesinin, çocukların sağlığı, sihhatı açısından faydalı olacağını açıkladı. Sözlerine şöyle devam eden Çeker, “Özellikle Hambeli mezhebi’nin, bu çocuklar içinde fitrenin verilebileceğini söylüyor. Diğer mezhepler de ‘vacip değildir’ diyorlar ama verilemesine de karşı değiller. Hatta hoş görüyorlar diyebiliriz” dedi.  Fitrenin, buğday, arpa, kuru üzüm ve hurmadan olmak üzere 4 kalemden verildiğini belirten Çeker, ayrıca buğday ve arpanın unundan da verilebileceğini ancak fitrenin bu mallardan verilmesinin daha doğru olduğunu söyledi. Daha iyi iş görecekse bunların parasının da verilebileceğini açıklayan Çeker, “Özellikle Hanefi mezhebi bu malların parasının da verilebileceğini altını çizerek söylüyor. Ama Şafii mezhebi illaki bu malların kendisinin verilmesini gerekli görüyor. İkisine göre de fitre verilebilinir” diye konuştu.

HASAN AYHAN

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.