Zamanın ulemâsı zorlaştırılan evliliklere çözümü bulmuş

Zamanın ulemâsı zorlaştırılan evliliklere çözümü bulmuş

Konya’nın o zamânki ileri gelenleri ve ulemâsı bu zor şartlar altında düğünlerde yapılan isrâfın halkın genelini ve özellikle düşük gelirli insanları zor durumda bıraktığını görerek sorunun çözümü için bazı kurallar koymuşlardır

Konya 19. Yüzyılda peşi sıra yaşadığı büyük yangınlar, kıtlıklar, salgın hastalıklar sebebiyle oldukça zor yıllar geçirmiştir. Konya ahâlîsi için 19. Yüzyıl sosyo-ekonomik açıdan hayli güç ve meşakkatli olmuştur.

Konya’nın o zamânki ileri gelenleri ve ulemâsı bu zor şartlar altında düğünlerde yapılan isrâfın halkın genelini ve özellikle düşük gelirli insanları zor durumda bıraktığını, evlilikleri güçleştirdiğini ve daha bir çok olumsuzluklara neden olduğunu görmüş ve bu duruma kayıtsız kalmamışlar. Sorunun çözümü için neler yapılabileceğini düşünmüşler. Düğünlerin aşırı masrafından dolayı halkın yaşadığı sorunları tespit etmek için devrin Mevlânâ post-nişîni Mahmud Sadreddin Çelebi başkanlığında bir hey’et oluşturmuşlar.

Söz konusu hey’et Konya’da yapılan düğünlerin oldukça masraflı olduğu, düğün merâsimlerinde isrâfa kaçıldığı ve bu durumun evlilikleri zorlaştırdı, ağır ve masraflı olduğu için düğün yapmaya gücü yetmeyen ahâlînin zor durumda kaldığını görerek sorunun çözümünün sağlanması ve evliliklerin kolaylaştırılması için tedbir alınmasına karar vermişler.

Konya’nın ileri gelenleri ve ‘ulemâdan oluşan iş bu komisyon, bir takım tespitlerde bulunmuş ve düğünlerin icrâ edilmesindeki usûl ve esâslara ilişkin aksaklıkları ve yanlışlıkları belirlemiş ve bunların ortadan kaldırılması için kurallar koymuşlardır.

Konya eşrâfı ve ‘ulemâsınca düğünlerin icrâsındaki olumsuzluklar ve sonuçlarına ilişkin tespitler şöyledir:

1- Evlilik merâsimlerinin pahalılığı yüzünden kız kaçırma olaylarının ve dolayısıyla namus cinâyetlerinin arttığı,

2- Her iki tarafın rızâ ile yapılan evliliklerde ise tarafların etrafın baskısı ile lüks harcamalara gittiği,

3- Düğün sahiplerinin borçlarını ödeyememeleri sebebiyle hapis yatmak veya kaçmak zorunda kaldıkları,

4- Bu sebeplerden dolayı da düğün sahiplerinin işlerinden, güçlerinden geri kaldıkları, ziraat yapamadıkları,

5- Bazılarının ise düğün yapabilmek için faizle borçlandıklarını ve borçlarının faizini ancak ödeyebildikleri hatta öldüklerinde lüks düğün masrafları sebebiyle mirasçılarına düğün borcu bıraktıklarını tespit etmişlerdir.

Bu tür isrâfa dayalı evliliklerin taraflara bir faydası olmadığı gibi sağlıklı bir toplum ve nesil oluşmasını engellediğini ve toplumun temeli olan aile ve evlilik müessesini sekteye uğrattığını, evlenmeleri güçleştirdiğini netice olarak hem devleti ve hem de ahâlîyi zor duruma düşürdüğünü de belirtmişlerdir.

Tespit edilen olumsuzlukların engellenebilmesi için de düğün merâsimlerinde yapılan yanlışlıkları ve bunların telâfisi için uyulması gereken tedbîr ve kuralları 11 bend hâlinde sıralamışlardır (BOA.İ.MVL.550-24668 nolu arşiv belgesi) :

1. BENDDE: Konya şehir merkezi için mehir senedi düzenlemesine esâs olmak üzere erkek tarafını 5 sınıfa ayırmışlar:

1- 7.500 kuruş

2- 5.000 kuruş

3- 3.000 kuruş

4- 2.000 kuruş

5- 1.500 kuruş

Konya’ya bağlı kazâ ve köylerdeki erkek tarafını ise :

1- 5.000 kuruş

2- 3.500 kuruş

3- 2.500 kuruş

4- 2.000 kuruş

5- 1.000 kuruş olmak üzere gelir durumuna göre beş sınıfa ayırmışlar.

Bu sınıfların gelir durumlarına göre ( yukarıda belirlenen ve padişah fermânı ve belediye karârı olan) mehir senedi yapmalarını ve bunu ilmühabere bağlamaları, buna aykırı olarak gelir durumlarından fazla mehir yapılır ve buna göz yumanlar olur ise araştırılmak sûretiyle tespiti hâlinde sorumlu olacakları ve tüm bu husûsların köy ve mahallelerde ilân edilmesine

İKİNCİ BEND: Konya şehir merkezinde ve kazâlarında ve özellikle aşiretlerde uygulanan başlık parası (veya “terbîye-bahâ” – terbiye ücreti) adı altında 3.000 ila 10.000 kuruş arasında peşin para alındığı, bu üsûlün kabul edilebilir olmadığı, evliliklere mani olduğu ve böylece neslin çoğalmasına engel olduğu gerekçesiyle kaldırıldığı, bu karâra uyulmayanların cezâlandırılacağı,

ÜÇÜNCÜ BEND: Konya’da nişan merâsiminde (Tas Açma Merâsimi) için erkek tarafından kız tarafının akrabalarına ve akrabalarının çocuklarına hediye gönderildiği; buna karşılık olarak kız tarafınca da erkek tarafının akrabalarına “çamaşır” gönderilerek her iki taraf da boş yere büyük masrafa girdiği, bundan böyle bu uygulamadan vazgeçilerek erkek tarafı 50 kuruştan en fazla 200 kuruşu geçmemek kaydıyla bir adet yüzük ve kız tarafının çok yakın akraba biraz hafif hediyeler alacak; kız tarafı ise yalnız damada bir kat çamaşır koyacak,

DÖRDÜNCE BEND: Nişan ile düğün arasında geçen süreye denk gelen bayramlarda ve diğer özel günlerde “bayramlık ve namazlık” adıyla her iki tarafça hediyeler verilmesi adeti kaldırılmış, tarafların birbirlerini tebrik etmekle yetinmeleri, hediye alıp vermemeleri kararlaştırılmıştır

BEŞİNCİ BEND: Düğün yemeği verilmeye başlanmazdan önce “ elbise kat’ olunacak” (Elbise kesmek) adı altında erkek tarafı akraba ve komşulara yemek vermekte, kız tarafı ise “Karşı Yemeği” adı altında yine akraba ve komşulara ziyâfet vermektedir. Bundan böyle her iki taraf da böyle lüzûmsuz yemek vermeyecektir,

BEŞİNCİ BEND: Düğün yemeğine başlamazdan bir hafta önce erkek tarafı, kız tarafına göndereceği çeyiz için geceleyin merâsim düzenlemekte ve bu merâsimde çalgı ve çengi olmaktadır. Bu durum her iki tarafı da boş yere masrafa sokmaktadır. İşin esâsı erkek tarafının kız tarafına çeyiz göndermesi olup, bir deve veya başka bir yük hayvânı ile gönderilmesi her iki tarafından menfaatine olacağından bundan sonra böylece yapılmasına,

ALTINCI BEND: Bu erkek tarafından kız tarafına çeyiz gönderme işinden sonra ikinci bir defa erkek tarafı tekrar kız tarafına hediye ve eşya göndermekte; kız tarafı ise erkek tarafına “çamaşır” göndermektedir. Bundan sonra her iki tarafın da birbirlerinden hediye ve çamaşır almamalarına,

YEDİNCİ BEND: Düğün merâsimlerinde çoğunlukla kadınlar çok masraf ettirmekte ve birkaç yüz kadın yemeğe davet edilerek oluşturulan “hamam cem’îyetleri” yapılmaktadır.

Bu ise düğün yapan kimsenin durumuna göre, 500 kuruştan 2.000 kuruşa kadar her iki taraf için de lüzûmsuz masraf çıkartmaktadır. Bundan böyle “hamam cem’îyeti” hafifletilerek erkek tarafının yakın akrabaları ile gelin kızın yakın birkaç arkadaşı ile icrâ edilmesi,

SEKİZİNCİ BEND: Erkek tarafından “semâ ederim” diye birkaç gece davetli ve davetsiz delikanlılar toplanarak çalgı, çengi ve işret gibi şeriata aykırı ve uygunsuz işler yapmakta olduklarından bundan böyle düğün sahibi geceleyin kimseyi davet etmeyecek,

DOKUZUNCU BEND: Düğün yemeklerinde kız ve erkek tarafından hedîye alınıp verilmesi yasaklanacak

ONUNCU BEND: Konya şehir merkezinde mahalleler düzgün bir hat üzerinde olmayıp bazı mahalleler yüz-yüz elli hâneden müteşekkildir. Düğün sâhibi mahalledeki herkesi yemeğe davet etmeyi “farz-ı ‘ayn” kabul etmekte ve bunun sonucunda da bu külfetin altından kalkamayacağını düşünen bazı düğün sâhipleri düğün yemeğini ertelemektedir. Konya’ya bağlı köylerde ise tüm köy halkına “pilav yedirmek” alışkanlığı vardır. Bu anlayışla yapılan düğün yemekleri sebebiyle 3.000 kuruş ve daha fazla masrafa girilmektedir. Bunu yapmayan düğün sahipleri mahalle ve köy halkınca ayıplanmaktadır. Bundan sonra düğün sâhipleri ekonomik durumuna göre 5 sofra ile 30 sofra arasında misâfir davet edeceklerdir. Buna dahi gücü yetmeyenler gelin getirme merâsimi yapacaklar ve düğün yemeğine davet etmedikleri için ayıplanmayacak ve müdâhale edilmeyecektir.

ON BİRİNCİ MADDE: Gelin alayında “dâire ve toy” bulunabilir ise de “kalkan oynamak top, tabanca ve tüfenk atmak ve gündüzün havai fişenk atmak” ve damadı hamâma götürürken çalgı çalmak ve delikanlıların oynaması gibi ahlâka aykırı hallerin kabûlü mümkün olmayacağından bu tür işlerin bundan böyle yapılmaması konusunda ilgililere gerekli uyarılarda bulunulması,

Konya’da yapılan düğün merâsimlerindeki olumsuzların tespiti, düzenlenmesi, masrâfların azaltılması ve böylece evliliklerin kolaylaştırılması amacıyla Konya eşrâf ve ‘ulemâsından teşekkül ettirilen hey’et, hey’et başkanı Mevlânâ post-nişîni Mahmud Sadreddin Çelebi’nin marifetiyle karârlaştırdıkları husûsları Konya Meclisi’ne sunuyorlar. Konya Meclisi de komisyonun karârlarını uygun buluyor. Bunun üzerine Şeyh Mahmud Sadreddin Çelebi alınan karârların pâdişâh tarafından onaylanması ve yürürlüğe girmesi için İstanbul’daki Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı ‘Adlîye’ye (Osmanlı Devleti’nde kânûnların müzâkere edilidği, yüksek rütbeli me’mûrların yargılamasının yapıldığı; mülkî, malî ve askerî düzenlemelerin planlandığı bir merci) 14 Aralık 1865 târîhli başvuruyu yapıyor (BOA.İ.MVL.550.24668 nolu arşiv belgesi)

Sadrazam Yusuf Kamil (Paşa), es-Seyyid Mahmud Edhem, Abdurrahman Sami, es-Seyyid Mustafa İzzet, es-Seyyid Ali Rıza, es-Seyyid Afif İsmail, Mahmud Vahid ve Ali Paşa (oturumda hâzır bulunamamış), es-Seyyid Mustafa ve es-Seyyid Mehmed Rasim’in katılımlarıyla oluşan Meclis-i vâlâ-yı ahkâm-ı ‘adlîye başvuruyu uygun buluyor ve Konya Vâlisi’ne pâdişâh tarafından belirtilen hususların icrâ edilmesi için bir fermân yazılmasına 27 Mart 1866 târîhinde karâr veriyor (BOA.İ.MVL.550-24668 nolu arşiv belgesi).

Yukarıda günümüz Türkçesine aktarmaya ve izâh ettiğimiz sorunun, günümüzde de toplumsal bir yara olarak aynen devâm etmekte olduğu bir vakıadır. O zamanın Konya’nın ulemâ ve eşrâfı gözlemledikleri bu toplumsal soruna bigâne kalmayıp bu sosyo-ekonomik sorunun çözümü için çaba sarfetmişler ve netice olarak, sorunun çözümüne ilişkin ortaya koydukları düzenlemeleri gerek Konya Meclisi’ne ve gerekse oradan da geçerek Meclis-i vâlâ-yı ahkâm-ı ‘adlîyenin tensiplerini de alarak pâdişâhca Konya Vâlisi’ne ta’lîmât verilmesi sûretiyle uygulamaya geçirmişlerdir.

Günümüzden yüz elli yıl kadar önce tespit edilen sorunlarının hâlen de devâm etmekte olduğunu gözlemlemekteyiz. Evlilikleri zorlaştıran, tarafları ekonomik açıdan zor duruma sokan, evlendikten sonra borç altında ezilmeye mahkûm eden ve bu sebepten boşanmalara bile sebebiyet veren lüks ve faydasız düğün gelenekleri oluştuğunu görüyoruz.. “Ele güne karşı ayıp olmasın”, “herkesten geri kalmayalım” mantığıyla gereksiz, faydasız ve lüks harcamalarla yapılan düğün borcu sebebiyle hem kız hem de erkek tarafın sıkıntı çektiğini, ailelerin parçalandığı maalesef sosyal bir gerçeklik.

Günümüzde neo-liberal, demokratik sistem içerisinde yukarıda zikredildiği şekliyle yasal düzenlemeler yoluyla sorunun çözülmesi mümkün gözükmese de gerek toplumun ileri gelenleri gerek medya ve sivil toplum kuruluşları ve gerekse Diyânet İşleri Başkanlığı marifetiyle kamuoyunda bu konuda bir sosyal duyarlılık ve farkındalık geliştirmek ve düğünlerde yapılan isrâfın önüne geçmek; hiç kimseye faydası olmayan bilakis zararı olan şatafatlı, lükse ve isrâfa kaçan ve dolayısıyla da evlilikleri zorlaştıran düğün merasimlerinden kurtulmanın yolunu bulabiliriz.

Umarız ki günümüzde bu konuda gerekli çaba sarfedilir ve milleti gereksiz yere bir sürü borca, sıkıntıya sokan düğünlerdeki isrâfın önüne geçilir. Böylece evliliklerin daha kolay daha masrafsız ve borçsuz yapılması temin edilmiş olur.

Av. Mahmut Sami Büyükyılmaz / Araştırmacı

5869452_880x440.jpg

resim-1-001.jpg

 

Hu

Konya Sancağı’nda tezevvüc masârifi refte refte kesb-i vüs’at ederek bi’t-tab’ kız ve oğlan firârkâr-ı müstekrihine cesâret ve akrabası nâmûs yoluna düşerek bundan katl ve cerh ve sâir hâl-i bedevîyet tevellüd etmek ve istihsâl-i rızâ ile teehhül edenler dahî mevki’in bulduğu şekl-i isrâfa bi’z-zarûre meyl eyleyerek edâ edemezce deyne giriftâr olmak ve edindiği deyn tesvîyesiyçün çâresiz kalarak müddet-i medîde habs ve tezyîk olunmak ve bi’l-ahere firâr eyleyerek tahtında nice nice pençe fenâlıklar tevellüd eylediği gibi ta’til-i zirâ’at olundukdan başka bu makûlelerin hisse-i virgüleri dahî ahâli-i mevcûdede kalmak ve ba’zıları da sâdece borcunun fâiziyle idâresini anca bularak asıl borç olan duyûn mîrâsa bırakıldığı cihetle i’mâr-ı mülk kazîye-i mültezemesi geri kalmakda olmasıyla şu mevâdd devlet ve ahâlîce mazarratı intâc edegeldiğine içinde bulunduğumuz reşk-i selef ü halef olan zamân-ı ma’deletin her mahalle verdiği te’sîr-i medenîyet icâbınca haylice mevki’ şu makûle idâre-i sâbıkanın bırakdığı fenâlıklardan kurtulmuş ve bu masârıf ise zevc ve zevceye yarar olmayıb sırf isrâf bulunduğundan mevki’ ve hâlce ahâlîmizin sınıfen harc etmesi lâyih-i hâtır-ı ‘âcizânemiz olan mebâliğle bunun devâm istikrârına mutâla’a kılınan suveri zirde bend bend beyânına cesâret kılınır

 

Birinci Bend: Nefs-i şehr zevcin hâlen beş sınıf i’tibâriyle birincisi yedi bin beş yüz ikincisi beş bin üçüncüsü üç bin dördüncüsü iki bin beşincisi bin beş yüz gurûş olmak ve kazâ ve kurâlarda dahî birincisi beş bin ikincisi üç bin beş yüz üçüncüsü iki bin beş yüz dördüncüsü iki bin beşincisi bin gurûş olarak zevce tarafından dahî sâbıkı misillü olmayıb zarûrî yapılması mu’tâd olan şeyleri buna tatbîken yapılarak umûr-ı hayrîyenin devâm ve istikrârı hakkında eimme ve muhtârât taraflarından henüz verilmekde olan ‘ilm-i haberde yapdıracakları ise ve tesmîye-i mehr edilen eşyâya nazar-ı dikkatle masrûfâtını tesvîye etdirdikten sonra ber-mûceb-i irâde-i senîyye ve karâr-ı beledîye mikdâr-ı mehr-i mu’accel ve müeccelenin ‘ilm-i haber-i mezkûrda takdîm edilmesi ve şâyed berâ-yı hatr ve taraf-ı karârın hilâfında fazla akce sarfına irâe-i ruhsat edenler olur ise bi’t-tahkîk mes’ûl tutulmak mes’elelerinin derciyle kâffe-i kurâ ve mahallâta beyân-nâmeler istâr ve ihsânı

 

İKİNCİ BEND Nefs-i şehr ve kurâ ile Konya Sancağı’nın hâvî olduğu ekser kazâlarında ve husûsiyle ‘aşîret meyânında kız velîleri tarafından evvel be evvel başlık ve terbîye-bahâ nâmıyla nakden ve peşînen ednâ mertebe üç bin gurûşdan on bin gurûşa kadar akce alınıb verilmekde olub ve bu makûle akcenin ise tatbîk edilecek bir günâ yeri olmadığından ba’demâ şu usûl-i nâ-makbûlenin küllîyen lağvıyla öyle bî-esâs ve böyle akce taleb edenler olur ise mahall-i hükûmetine haber verilerek masâlihin şer’-i şerîf ve kânûn-ı münîfe tevfîkan îcâbına bakılması teksîr-i tenâsül kazîye-i münezzemesini müntec olacağı

ÜÇÜNCÜ BEND Memleketimizce el’an cârî olub hıtbe ‘akabinde tas açması ya’ni yüzük takma vesîlesiyle vukû-yafte olan kadın cem’îyetine zevc tarafından alacağı kızın kâffe-i ta’allukâtına pek çok ağırlık ve hedîye gönderildiği misillü kız tarafından dahî mukâbele-i bi’l-misil olarak güveğinin bi’l-cümle akrabâsına çamaşır gönderilerek tarafeyn beyhûde masârif-i kesîreye giriftâr olduklarından ba’demâ şu teklifden sarf-ı nazar olunarak fakat tarafeynin en yakın bulunan ta’allukâtlarıyla şahsına göre elli gurûşdan nihâyet iki yüz gurûşu tecâvüz etmemek üzere bir ‘aded yüzük ve birâz hafîf hedîyeler ile merâsim tebrîği icrâ ve kız tarafından dahî yalnız nişânlısına olmak üzere ‘âdî bir kat çamaşırdan ziyâde bir şey yapılmamak.

DÖRDÜNCÜ BEND Ba’de’l-hıtbe alacağı kız hânesine gelinceye değin hasbe’l-zarûre mürûr eden eyyâm arasında tesâdüf eden bayram ve ma’rûf günlerde bayramlık ve namazlık nâmıyla kezalik tarafeynden büyüce haylice mesârif vukû’ bulmakda idüğünden ba’dezzîn tarafeyn yek-diğerini hasbîce tebrîk edib bu yolda nesne alınıb verilmemek

 

BEŞİNCİ BEND Teehhül edecek kimse velîmeye bede’ mübâşeretinde elbise kat’ olunacak nâmıyla ehibbâ ve komşusundan haylice kimseler da’vet olunarak nâ-becâ bir takım ihtiyâr-ı teklîfle ziyâfet olunduğu misüllü kız tarafından dahî bir hafta mukaddem Karşı Yemeği nâmıyla bir çok komşu ve ta’allukâtına kezalik ziyâfet edildiğinden bundan böyle tarafeynden öyle lüzûmsuz ziyâfet olunmamak

BEŞİNCİ BEND Velîmeye bede’ eden kimse bir hafta mukaddem kız hânesine göndereceği cihâzı leylen bir takım çengi ve çeğâne ile şemâtet edilmekde olub bu da bir nev’ şöhret-i kâzibe ile tarafeyni beyhûde masârife dûçâr olmasını mûcib olduğundan ve şunun hülâsası ise tesvîye-i mehr edilen eşyânın kız hânesine göndermekden ‘ibâret olarak bu ise leylen ve nehâren eşhâsına göre deve veyâhûd hayvânât-ı sâireye tahmîlen irsâlinde suhûlet-i küllîye olacağından ba’demâ minvâl-i meşrûh üzere ‘amel olunmak

ALTINCI BEND Kezalik bu cihâz gönderildiğinde zevc tarafından ikinci def’a olmak üzere ağırlık olarak haylice eşyâ gönderildiği gibi zevce tarafından dahî müta’addid çamaşır gönderildiğinden ba’demâ bu yolda dahî tarafeyn yek-diğerine ağırlık ve çamaşır gibi hiçbir şey alınıb verilmemek

YEDİNCİ BEND Böyle velîmelerde masârif-i zâideye sebebîyet verdiren ekserî tâife-i nisâ olduğu gibi ez-cümle birkaç yüz kadın da’vet olunarak yapılan hamâm cem’îyetlerinde şahsına göre beş yüz gurûşdan iki bin gurûşa kadar tarafeyn beyhûde masârife dûçâr olduklarından ba’de’z-zîn bu hamâm cem’îyetinin tahfifiyle fakat zevce tarafından ve yakın akrabalarından çend nefer akrânıyla şu cem’îyetin ihzâr edilmesi

SEKİZİNCİ BEND Zevce tarafından semâ’ ederim deyü birkaç geceler da’vetli ve da’vetsiz delikanlılar toplanarak ceng ü çiğâne ve ‘ayş ü ‘işret gibi hilâf-ı şer’ ef’âl-i nâ-hemvâre cür’et ve tahtında bir nice uygunsuzluk vukû’a gelmekde idüğünden bundan böyle düğün edecek kimseler ziyâfetsiz leylen semâ’ nâmıyla kimesneyi da’vet etmemek

DOKUZUNCU BEND Velîmelerde vukû’ bulan da’vetlerde zükûr ve inâs tarafından bundan böyle hedîye alınıb verilmesi kat’an memnû’ tutulmak

ONUNCU BEND Nefs-i şehirde mahallât siyâk-ı vâhid üzere olmayıb ba’zı mahalle yüz ve yüz elli hâneden ‘ibâret olub düğün yapan kimseler ihyâ ve esdikâsından başka ahâli-i mahallenin cümlesini da’vet etmek güyâ farz-ı ‘ayn hükmünde bilinerek nice kimesneler bu masârifin ‘uhdesinden gelemeyeceğini derk ederek velîmenin te’hîrine sebeb-i kavî olduğu gibi merbûtâtı olan kurâlarda dahî ‘umûm karye ahâlisine pilav yedirmek mu’tâd hükmünde tutularak şu masârif ise ancak üç bin gurûş ve dahâ ziyâde masrafla husûsa geleceği cihetle bunu dahî tamâmıyla icrâ edemediği takdîrde kurâ ve mahallât ‘indlerinde ‘âdetâ ta’yîb ve takbîh olunmakda olduğundan ba’demâ teehhül edecek kimseler hâl ve sınıfına göre beş sofradan otuz sofraya kadar misâfir da’vet etmek ve bî-kudret olub hiç da’vet edemez ise yek-diğerine hasbîce mu’âvenetle gelin getirmek ve da’vete ‘adem-i kudretinden dolayı kimse tarafından ta’ayyüb ve müdâhale olunmamak

 

ON BİRİNCİ MADDE Gelin alaylarında ba’zen dâire ve toy gibi şeyler bulunabilir ise de öyle kalkan oynamak ve esliha ile dûna tob tabanca ve tüfenk atmak ve gündüzün havâî fişenk atmak ve güveği hamâma götürür iken dâire ve cura gibi şeyler çalınarak ve içlerinde delikanlı olanlar oynatdırmak misüllü bir takım muğâyir-i âr u hayâ hâlâtın vukû’u vechen mine’l-vech tecviz olunmayacağından ba’demâ bu misillü a’mâl-i nâ-makbûlenin ‘adem-i vukû’u hakkında îcâb edenlere tenbîhât-ı muktezîye icrâ buyurulmak

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum