Yaslı gittik şen döndük
Geçen hafta malum iç sahadaki Rizespor darbesiyle sarsılan Konyaspor’u, puan cetvelinin altına demir atmış, can çekişen, zorlu bir deplasman olacağı tahmin edilen Güngören maçı heyecanı, tedirginliği hatta birazda kaybetme endişesi sardığını tahmin etmek zor değildi. Zira rakibin hocası dahi küme düşmüşlüğü kabullenmiş bu nedenle gençlerden kurulu Güngörenspor futbolcularının üzerlerinde herhangi bir baskı yok. Oldukça rahatlar. Bizimkiler gibi koşan bir takım üstelik kendi saha ve seyircisi önünde oynuyorlar ayrıca bizim gençleri tekrar bu maça motive edip hazırlamanın da zor olacağını düşündüğünüzde bizler dahi bu endişeleri taşımadığımız söylenemez.
Ayrıca oynanan zemin Tv’den izlediğim kadar berbattı. Pas yapmak çok zor her iki takımından top kayıpları had safhada böyle bir sahada golleri ancak bizim attıklarımız gibi ya ölü toptan yada rakip hücumdayken arkasında geniş bir alan bıraktığında Ali Dere gibi süratli oyuncumuzu topla buluşturur ve sonuca gidersiniz. Bunu da bizim yaptığımız gibi 2. ve 21. dakikalarda yaptığınızda rakibin direnci tamamen kırarak galip gelebilirsiniz. Konyaspor yaslı ve tedirgin gittiği Güngören’den şen, bir önemli virajı da devrilmeden döndü.
Maça gelecek olursak benim endişelerim Erdinç’in yerine Osman hocanın kimi oynatacağı ve oynayacak olan kardeşimizin Erdinç’in yerini ne kadar doldurabileceğiydi. Çünkü bu dörtlü savunma zincirinde özellikle göbekte oynayanların konumları çok önemlidir. Hele ilk defa yan yana oynayacak olmaları da dörtlü savunma için ayrı bir handikap olabilirdi. Erdinç’in yerine Abdulkerim’i görünce doğrusu tedirgin olmadım diyemem. Neyse ki çok bariz pozisyon hatası yapmadılar. Ancak bu dörtlünün top kayıpları bütün takımın yaptığının yarısı kadar en fazla top kaybını da sol bek Abdullah yaptı. Yirmiye yakın bir top kaybı var.
Daha evvelde yazmıştım 1.lig ve Süper lig gibi takımların maç boyunca top kayıp sayısı alt limiti 45 olursa bu takımın teknik olmasından ve topu ayağında daha fazla tutmasından söz edebiliriz. Bunun üzerindeki top kayıpları takımı kazmalığa doğru götürür. Doğal olarakta bu kaybolan topları da kazanmak için güç gerekir ama nereye kadar kazan kaybet kazan kaybet, iyi ki takımımızın yaş ortalaması çok genç ve fizik kaliteler çok iyi tecrübeli ağabeyleri ile iyi bir uyum yakaladılar.
İnşallah sezon sonunu istenilen yerde bitirirler. Maçın 77. dakikasında Osman hoca Ali Dere’yi çıkartıp uzun zamandan beri sakatlığı olan Ertuğrul’u oyuna almasıyla orta sahada kötü sahaya rağmen üç pası bir arada yapar olduk Ertuğrul takımı rahatlattı ve takıma ne kadar faydalı olacağını gösterdi. Göbeği Perez ve Ertuğrul kontrol ederken Serkan onların önüne çıktı bana göre tam istenilen orta saha kurgusu oldu. Recep Denizli maçında beri ortalarda görünmüyor. Onu da anlamak lazım. Oynadığı yer çok özellik istiyor yükü çok fazla ancak geçen haftanın demoralize olmuş Ali Deresi’ni gol atmışken rakibin arkası tam istediği gibi alabildiğine boş iken ve belkide bu maçla öz güvenini tekrar kazanacakken tercihin Recep’ten yana yapılması belkide daha doğru olabilirdi. Ama yinede Osman hocamın bir bildiği vardır ne diyelim. Bu hafta yine bir düşme adayı takım Giresunspor… Yeni bir final maçı… Kendi sahamız ve ligin sonu yaklaşıyor… Heyecan oldukça tavan yapmış durumda ve bu maça garanti gözüyle bakamıyoruz her maç için zor maç diyoruz ama bu maç gerçekten zor…





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.