Vefayı unuttuk mu?
TOPLUMSAL SORUNUN GÖSTERGESİ
6 YILDA YÜZDE 100’DEN DE ÇOK ARTTI
10 yıl önce 116 huzurevi bulunan ülkemizde günümüzde bu sayı 260'a kadar yükseldi. Huzurevlerinde 2003 yılında 150 yaşlının kaldığını kaydeden Konya Dr. İsmail Işık Huzurevi Müdürü Mustafa Gürbüz, Bu sayı yıl geçtikçe arttı. 2005 yılında 200 oldu. 2007 yılında 300’e ulaştı. 2009 yılında ise 325’i buldu. Yani 2003 yılından bu güne yaşlı sayısı yüzde 100’den de çok arttı” diye konuştu.
GELENEKSEL AİLE DÜZENİ BOZULDU
Sosyolog Hasan Hüseyin Taylan, sanayileşme ve kentleşmeyle birlikte geleneksel aile yapısı ve değerlerinin değişmeye başladığını belirtiyor. Modern aile yapısı ve değerlerinin daha çok benimsenir hale geldiğini ifade eden Taylan, Türkiye'nin yaşlı bakımında artık batı ülkelerine benzediğini vurguluyor. Toplum bilimci Taylan, ülkemizde huzurevleri yaşlı bakımında önemli birer merkez haline geldiğini kaydediyor.
Huzurevleri doldu
Kentleşme yüzünden sosyal aile düzeni bozulunca çocuklar anne ve babalarını huzurevlerine bırakmaya başladı. Huzurevlerinde kalanların sayısı son 10 yılda 2 kat arttı
Anne ve babalarını yük olarak gören çocukları, büyüklerini huzurevlerine bırakıyor. Yaşlılara en iyi şekilde hizmet vermeye çalışan huzurevleri ağzına kadar dolmuş durumda. Veriler, son 10 yılda huzurevinde kalanların sayısının yüzde 100 arttığını gösteriyor. Bugün ülke genelinde 20 bin kişiyi barındıran huzurevleri kasabalara kadar yayıldı. Sosyologlara göre bu durum, aile kültürünün yozlaşması ve büyük şehirlere göç edenlerin ebeveynlerini terk etmesinden kaynaklanıyor. Sağlık koşullarının iyileştirilmesiyle de yaşlı nüfus hızla artıyor. Dünya sağlık örgütünün verilerine göre, 2050 yılında dünyada 60 yaş üstü insan sayısı 2 milyara ulaşacak. Dünyadaki bu değişime paralel olarak Türkiye nüfusu da yaşlanıyor. Kırsal kesimden kentlere göç eden toplumda evlatların evlenip baba ocağını terk etmesi, yaşlıların yalnız kalmasını kaçınılmaz hale getiriyor. Kendisine bakmakta zorlanan yaşlılar, çareyi huzurevlerine sığınmakta buluyor. İlki 1966 yılında Konya'da kurulan huzurevlerinin sayısı köyden kente yaşanan göçler sebebiyle Türkiye’de her geçen gün artıyor. Önce büyük şehirlerde yaygınlaşan huzurevleri, zamanla kasabalara kadar ulaştı. 10 yıl önce 116 huzurevi bulunan ülkemizde günümüzde bu sayı 260'a kadar yükseldi. Huzurevlerine olan rağbet bölgelere göre de başkalık gösteriyor. Batıda devamlı özel bakım evleri açılırken, Doğu da kalacak yaşlı bulunamadığından mevcut huzurevleri kapatılıyor.
Konya Dr. İsmail Işık Huzurevi Müdürü Mustafa Gürbüz, huzurevlerinde yaşlılara, eskiye göre daha kaliteli bakım yapıldığını ifade ediyor. Yaşlıların huzurevlerini tercih etmesinde bu durumun olumlu etki yaptığını söyleyen Gürbüz, son yıllarda huzurevlerinde önemli reformlar yapıldığını dile getiriyor. Günümüzde sosyal devlet anlayışıyla yaşlılara sahip çıkıldığını belirten Mustafa Gürbüz, "Huzurevlerinde yaşam standardı ve kalitesi yükseldi. Neredeyse tam kapasite çalışıyoruz. Türkiye'de şuan yaklaşık 260 huzurevi bulunuyor. Toplam kapasitesi 21 bin 25 olan bu huzurevlerinin tamamına yakını dolu. Çocukları tarafından itilen yaşlılar, evde hem kendisinin hem de evladının huzurunun kaçmaması için çareyi huzurevlerine yerleşmekte buluyorlar." dedi.
Kendi huzurevlerinde 2003 yılında 150 yaşlının kaldığını kaydeden Gürbüz, “Bu sayı gün geçtikçe arttı. 2005 yılında 200 oldu. 2007 yılında 300’e ulaştı. 2009 yılında ise 325’i buldu. Yani 2003 yılından bu güne yaşlı sayısı yüzde 100’den de çok arttı” diye konuştu. Sosyolog Hasan Hüseyin Taylan, sanayileşme ve kentleşmeyle birlikte geleneksel aile yapısı ve değerlerinin değişmeye başladığını belirtiyor. Modern aile yapısı ve değerlerinin daha çok benimsenir hale geldiğini ifade eden Taylan, Türkiye'nin yaşlı bakımında artık batı ülkelerine benzediğini vurguluyor. Toplum bilimci Taylan, ülkemizde huzurevleri yaşlı bakımında önemli birer merkez haline geldiğini kaydediyor. Hasan Hüseyin Taylan'a göre, sanayileşme gelenekleri unutturuyor. Kentleşme ve aile yapısındaki değişimlerin de etkisiyle huzurevlerinde kalanların sayısında artış yaşandığına dikkat çeken Taylan, şu çarpıcı tespiti dile getiriyor: "Eskiden aile içi ilişkilerde yaş bir statü aracı iken, şimdilerde yaşa göre değil, üretkenliğe dayalı statü daha çok benimseniyor. Dolayısıyla eskiden yaşlı merkezli bir aile varken, günümüzde üretim ve kazanç merkezli bir aile var. Yine sanayileşme ve hizmet sektörünün gelişmesine bağlı olarak kadının iş yaşamına girmesi, yaşlıların evde bakım ihtimalini azalttı. Kadın, yoğun iş yaşamının getirdiği yükle eskisi gibi eve vakit harcayamıyor. Hatta çocuklara, çocuk bakıcıları ve kreşler bakıyor"
MUSTAFA TURAN





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.