ÜÇ MAÇIN ARDINDAN
Yayınlanma:
Bu sezon Konyaspor’un üç maçını da izleme fırsatı buldum. Eskişehir maçını canlı, Bursaspor ve Gaziantepspor maçlarını ise televizyondan izledim.
Bütün maçların televizyondan yayınlanıyor olması bir anlamda deplasman takımlarının taraftarları içinde bir fırsat oldu.
Bursaspor maçında futbol oynamaktan ziyade oynatmamaya çalışan bir Konyaspor vardı sahada. Gerçi rakipte maçı kazanmasına rağmen iyi bir futbol oynamamış yapılan bir hata sonucu da maçı kazanmıştı.
Eskişehirspor maçında ise bütün istatistikler iflas etmiş topa sahip olmada %30-70 geride olan Konyaspor maçı kazanmıştı. O maçta da sahada futbol adına olumlu şeyler fazla olmamasına rağmen maçın kazanılmış olması olumlu bir durum idi. Hani derler ya topunda canı vardır. Topun Adnan’ın kafa omuz karışımı bir hareketi ile Konyaspor’un galibiyet golü olarak rakip filelere gitmesi birazda şanstı. Ama varsın olsun. Galibiyet galibiyettir ve aynı zamanda üç puanı ifade eder.
Oynanan ilk iki maç şunu gösterdi. Konyaspor da orta sahada oyunu yönlendirecek bir oyuncu veya oyunculara ihtiyaç var.
Gaziantep maçında ise ilk iki maça oranla daha derli toplu ve hırslı bir Konyaspor vardı sahada. Tam üç puan geliyor diye sevinirken hakem infazı ile iki puan uçtu gitti.
Konyaspor’un üç rakibinden ilki geçen yılın şampiyonu kadrosunu aynen korumuş ve iyi tavsiyeler yapmış.
İkinci rakip ise bir önceki yılki iskeleti korumuş ve iyi oyuncularla kadro kalitesini yükseltmiş bir takım.
Gaziantepspor ise üç büyük takım dışında en fazla yatırım yapan takım durumundadır.
Konyaspor ise sıfırdan bir kadro kurmuş ve takım olma sancıları çekmektedir. Bunları göz önünde bulundurduğumuzda Konyaspor’un almış olduğu sonuçlar takdir edilmelidir.
Başlangıç iyidir. Konyaspor her hafta üzerine bir şeyler koyarak yoluna devam etmektedir.
Transferin son günlerini yaşarken ne olacağını bilemiyorum. Ama bir şey açık bir şekilde görülmektedir. Geçen yıl takımın yükünü çeken oyuncular Konyaspordan birer birer koparılmaktadırlar. 23-24 kişilik kadro içerisinde bu oyunculara yer yok ise bunlar geçen yıl bu takımı nasıl süper lige çıkardılar. Bu vefasızlık veya bu transfer hovardalığının nedenini birilerinin açıklaması gerekmektedir.
Bu yılki gelen ve gidenleri bir tarafa bırakacak olursak yirmiden fazla transfer yapılmasının mantığını kimse anlamaz veya izahı ve savunulması pek mümkün değildir.
Ziya hocanın kişiliğini ve karakterini bilmiyor olsak bu transferlerin altında mutlak surette başka şeyler aranırdı. Ama Ziya hocanın olduğu yerde böyle şeylerden bahsetmek pek mümkün olmayacağından bu transfer hovardalığının mantığı olsa olsa macera ve psikolojik tatmin olur.
Alınan oyuncuların transfer maliyetleri düşük olabilir. Ama elde şehri tanıyan camiayı bilen oyuncular varken özellikle yeni yerli oyuncuların alınmasının mantığı pek yok. Alınan bazı yerli oyuncular eskilerden daha kaliteli değiller. O zaman bu mantığın değişmesi zaten borç içinde kıvranan yönetiminde bu hovardalığa dur demesi gerekmektedir. Onlarda her halde uydum imama mantığı ile hareket ettiler ki yanlış yaptılar.
Transferi hocaya bırakırsan, hocaları genelde doyurmak zordur. Hele bazı hocalarda bu hastalıktır. Böyle durumlarda yönetimin dirayetli davranıp kulübün bütçesini düşünmesi gerekmektedir. Ziya hoca bugün var yarın olmayabilir. Ama kulübün şehrin yükünü riski taşıyan yöneticiler camia ile sürekli yüz yüze bakacaklarıdır.
Bütün bunlara rağmen takım her hafta üstüne bir şeyler koymaktadır ki buda sevinilmesi gereken bir durumdur.
Bu arada bir konuya değinmeden geçemeyeceğim.
Eskişehirspor maçını VİP tribünde seyrettim. Duyduğum kadarıyla bu tribün koltukları 2.500 TL’ye Kombine olarak satılmakta imiş.
Umarım ciddi bir talep olur ve kulübe kaynak sağlanmış olur.
Bunlar güzel ama; maça sporseverlerde yönetimin saygılı olması ve güneşte eriyen ve oturulmaz hale gelen koltuk kılıflarını değiştirmesi gerekir.
Kombine sattığın insanlar taraftar olmanın yanında kulübüm müşterisidirler. Yönetimin müşteri memnuiyetini göz önünde bulundurması gelen insanlara daha insanca bir ortam sunmaları gerekmektedir diye düşünüyorum.
Bursaspor maçında futbol oynamaktan ziyade oynatmamaya çalışan bir Konyaspor vardı sahada. Gerçi rakipte maçı kazanmasına rağmen iyi bir futbol oynamamış yapılan bir hata sonucu da maçı kazanmıştı.
Eskişehirspor maçında ise bütün istatistikler iflas etmiş topa sahip olmada %30-70 geride olan Konyaspor maçı kazanmıştı. O maçta da sahada futbol adına olumlu şeyler fazla olmamasına rağmen maçın kazanılmış olması olumlu bir durum idi. Hani derler ya topunda canı vardır. Topun Adnan’ın kafa omuz karışımı bir hareketi ile Konyaspor’un galibiyet golü olarak rakip filelere gitmesi birazda şanstı. Ama varsın olsun. Galibiyet galibiyettir ve aynı zamanda üç puanı ifade eder.
Oynanan ilk iki maç şunu gösterdi. Konyaspor da orta sahada oyunu yönlendirecek bir oyuncu veya oyunculara ihtiyaç var.
Gaziantep maçında ise ilk iki maça oranla daha derli toplu ve hırslı bir Konyaspor vardı sahada. Tam üç puan geliyor diye sevinirken hakem infazı ile iki puan uçtu gitti.
Konyaspor’un üç rakibinden ilki geçen yılın şampiyonu kadrosunu aynen korumuş ve iyi tavsiyeler yapmış.
İkinci rakip ise bir önceki yılki iskeleti korumuş ve iyi oyuncularla kadro kalitesini yükseltmiş bir takım.
Gaziantepspor ise üç büyük takım dışında en fazla yatırım yapan takım durumundadır.
Konyaspor ise sıfırdan bir kadro kurmuş ve takım olma sancıları çekmektedir. Bunları göz önünde bulundurduğumuzda Konyaspor’un almış olduğu sonuçlar takdir edilmelidir.
Başlangıç iyidir. Konyaspor her hafta üzerine bir şeyler koyarak yoluna devam etmektedir.
Transferin son günlerini yaşarken ne olacağını bilemiyorum. Ama bir şey açık bir şekilde görülmektedir. Geçen yıl takımın yükünü çeken oyuncular Konyaspordan birer birer koparılmaktadırlar. 23-24 kişilik kadro içerisinde bu oyunculara yer yok ise bunlar geçen yıl bu takımı nasıl süper lige çıkardılar. Bu vefasızlık veya bu transfer hovardalığının nedenini birilerinin açıklaması gerekmektedir.
Bu yılki gelen ve gidenleri bir tarafa bırakacak olursak yirmiden fazla transfer yapılmasının mantığını kimse anlamaz veya izahı ve savunulması pek mümkün değildir.
Ziya hocanın kişiliğini ve karakterini bilmiyor olsak bu transferlerin altında mutlak surette başka şeyler aranırdı. Ama Ziya hocanın olduğu yerde böyle şeylerden bahsetmek pek mümkün olmayacağından bu transfer hovardalığının mantığı olsa olsa macera ve psikolojik tatmin olur.
Alınan oyuncuların transfer maliyetleri düşük olabilir. Ama elde şehri tanıyan camiayı bilen oyuncular varken özellikle yeni yerli oyuncuların alınmasının mantığı pek yok. Alınan bazı yerli oyuncular eskilerden daha kaliteli değiller. O zaman bu mantığın değişmesi zaten borç içinde kıvranan yönetiminde bu hovardalığa dur demesi gerekmektedir. Onlarda her halde uydum imama mantığı ile hareket ettiler ki yanlış yaptılar.
Transferi hocaya bırakırsan, hocaları genelde doyurmak zordur. Hele bazı hocalarda bu hastalıktır. Böyle durumlarda yönetimin dirayetli davranıp kulübün bütçesini düşünmesi gerekmektedir. Ziya hoca bugün var yarın olmayabilir. Ama kulübün şehrin yükünü riski taşıyan yöneticiler camia ile sürekli yüz yüze bakacaklarıdır.
Bütün bunlara rağmen takım her hafta üstüne bir şeyler koymaktadır ki buda sevinilmesi gereken bir durumdur.
Bu arada bir konuya değinmeden geçemeyeceğim.
Eskişehirspor maçını VİP tribünde seyrettim. Duyduğum kadarıyla bu tribün koltukları 2.500 TL’ye Kombine olarak satılmakta imiş.
Umarım ciddi bir talep olur ve kulübe kaynak sağlanmış olur.
Bunlar güzel ama; maça sporseverlerde yönetimin saygılı olması ve güneşte eriyen ve oturulmaz hale gelen koltuk kılıflarını değiştirmesi gerekir.
Kombine sattığın insanlar taraftar olmanın yanında kulübüm müşterisidirler. Yönetimin müşteri memnuiyetini göz önünde bulundurması gelen insanlara daha insanca bir ortam sunmaları gerekmektedir diye düşünüyorum.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.