Türkiyenin gelişmesi için daha çok çalışmalıyız

Türkiyenin gelişmesi için daha çok çalışmalıyız

Türkiyenin coğrafi konumu ve geçmişinden kaynaklanan birikimi nedeniyle çok daha iyi bir yerde olması gerektiğini savunan Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Özsoy, bu konuda Türkiyenin iyiye doğru gittiğini söyledi.

İlim Yayma Cemiyeti Konya Şubesi tarafından Konevi Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘İnsanlık bizi neden bekliyor?’ konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Osman Özsoy, “Kendisine hayrı olmayanın başkasına faydası olmaz. Eğer diğer insanlara yardım etmek istiyorsak, önce kendimizi geliştirmeli, eksiklerimizi gidermeliyiz. Aksi takdirde, kimseye faydalı olamayız” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin daha iyiye gittiğini de ifade eden Özsoy, “Bazı vatandaşlarımız, ‘nerde o eski günler, nerde o eski Ramazanlar’ diye hayıflanıyor. Gerçekte eski günler öyle hayıflanacak günler değildi. Bundan çok değil 50 yıl önce ‘Allahuekber’ demek yasaktı. Bundan 20 yıl önce bir programa ‘besmele’ ile başlamak yadırganırdı. Allah’a çok şükür, artık programlara değil besmele ile Kur’an-i Kerim ile başlanması yaygınlaşıyor. Bunlardan dolayı, eski günleri hayıflanarak anmanın bir anlamı yok. Bu günler en güzel günler” diye konuştu. Türkiye’nin hak ettiği konuma ulaşması için çok çalışmamız ve okumamız gerektiğini belirten Özsoy, “Çalışmalarımızdan verim elde etmek için vazifeye kilitlenmemiz, odaklanmamız, motive olmamız çok önemlidir. Aksi halde verim elde etmek mümkün değildir. Atalarımız yaptıkları işlere iyi motive olmuşlardı. Bundan dolayı da batıda yaşanan çoğu gelişmede Türk unsuru bulunmaktadır” dedi. Ülkelerin gelişmesinde eğitimin çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özsoy, “Sakarya Savaşı’ndan az önce, Ankara’da Maarif Kongresi toplanıyor, ülkenin eğitim-öğretimi için neler yapılabilirin tartışması yapılıyor. Bu, atalarımızın eğitime ne kadar önem verdiğini gösteriyor. Ayrıca bunun daha çarpıcı örneğini Bedir Harbi’nde de görüyoruz. Yapılan savaş sonucunda Hz. Peygamber Efendimiz (SAV) galip ayrıldığı savaş sonucunda aldıkları esirlere 10 Müslüman’a okuma yazma öğretilmesi karşılığında özgürlüklerinin verilmesidir. Eğitim’e bu kadar önem verilmişti” dedi. Ülkemizde eğitime yeteri kadar önem verilmediğini aktaran Özsoy, “Yapılan araştırmalar sonucu Türkiye’de kişi başına düşen eğitim yılı, 4 buçuk. Yani, zorunlu eğitim süresi olan 5 yıla daha ulaşamadık. Bu istatistiki bilgi aynı zamanda bir topluluğun ortak aklını da ortaya koyuyor. Buna göre Türkiye’nin ortak aklı, dördüncü sınıfa giden, yani 10 yaşındaki bir çocuk aklı gibidir. Milyonlarca ilköğretim, milyonlarca lise, milyonlarca üniversiteli öğrencimizin bulunmasına rağmen ortalamanın 5 yıla bile denk gelmemesi, hiç okuma yazma bilmeyenlerin oranının oldukça fazla olduğunu gösteriyor. Bu, yine çok okumamızı ve çok çalışmamızı gerektiriyor” dedi. Helal emeğin önemine de değinen Özsoy, Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında ordusuyla birlikte 7 saat boyunca elma bahçeleri arasında yol kat ettiğini, buna rağmen, askerlerden bir tanesinin bile başkalarının hakkı olan elmalara tenezzül etmediğini belirterek, Yavuz’un ‘askerlerimden bir tanesi bile, mal sahibinin rızası olmadan bir elma dahi alsaydı, Mısır’a sefer yapmaktan vazgeçerdim’ dediğini aktardı.
UĞUR ELMAS

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.