Türkiye'de üretim maliyetleri düşmüyor! Başlıca gerekçesi belli oldu
Petrol fiyatlarındaki dalgalanma ve döviz kurunda görülen yükseliş, akaryakıt fiyatlarını yeniden gündemin ilk sıralarına taşıdı. Son günlerde gelen motorin zamları vatandaşları çıkmaza soktu. Prof. Dr. Mehmet Alagöz, “Bir ülkede üretimin en temel girdisi olan motorin ve benzinin fiyatları sürekli artıyorsa o ülkede üretim maliyetlerini aşağı çekemezsiniz” dedi.

Petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş motorin fiyatlarını da artırmaya devam ediyor. Akaryakıt ürünlerinden motorinin litre fiyatına son zamanlarda sık sık zam geliyor. Üreticiler ve tüketiciler zamlar karşısında çaresiz kaldı.
ÜRETİMİN TEMEL GİRDİSİ ZAMLANIYOR
Selçuk Üniversitesi (SÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Alagöz, “Bir ülkede üretimin en temel girdisi olan motorin ve benzinin fiyatları sürekli artıyorsa o ülkede üreticinin üretim maliyetlerini aşağı çekemezsiniz. Üretim maliyetlerini aşağı çekemediğiniz zamanda otomatik olarak bu tüketicinin, emeklinin, esnafın, çiftçinin her türlü mal üreten üreticilerin fiyatlarını artırmasına neden olur” diye konuştu.

‘ENFLASYONLA MÜCADELE PROGRAMI HAYALDEN İBARET’
Prof. Dr. Alagöz, “Sürekli olarak gelen zamlar; hem tüketici fiyat endeksinin hem de üretici maliyetlerinin aşağı çekilmediğini dolayısıyla hükümetin sıkılaştırma politikası adı altında uygulamakta olduğu enflasyonla mücadele programının tamamen hayalden ibaret olduğunu, hedeflerini asla tutturamayacağını açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
KONKORDATO İLAN EDEN FİRMALAR ARTMAYA BAŞLADI
En temel girdide fiyatlar artmasının faizlere de yansıyacağını söyleyen Prof. Dr. Mehmet Alagöz, şunları söyledi: “Enflasyonun yukarıya taşınması politika faizinin geri çekilememesine neden olacak. Politika faizinin geri çekilememesi üretim hattında yatırımcının, girişimcinin hem ürün tedariki için hem de bunun pazarlanması esnasında ihtiyaç hissettiği finansmanın maliyetini artıracak, dolayısıyla reel üretimin azalmasına neden olacak. Ülke ekonomisinin maliyet artışları yavaşlatılmazsa, ekonominin bir resesyona, durgunluğa girmesine sebep olacak. Bugün kapanan firmalara, konkordato ilan eden firmalara, iflas eden firmaların sayısına baktığımız zaman geçen yıllara oranla sürekli olarak arttığını görüyoruz. Bunun diğer tarafı da tüketici kesim, tüketicilerin, sabit gelirlilerin özellikle yüksek enflasyon altında, hükümetin uyguladığı sıkı para politikası çerçevesinde düşük maaş stratejisi uygulamasıyla zaten reel gelir kayıpları en üst düzeydeydi. Bu da şunu gösteriyor; hissedilen enflasyondan daha düşük oranlarda artırılan maaş zamlarından dolayı özellikle emekli, memur, işçi kesiminin yüksek hayat pahalılığıyla mücadele etmesine yol açıyor.”
‘ENFLASYONLA MÜCADELEYİ VATANDAŞ VERİYOR’
“Aslında enflasyonla mücadele eden hükümet değil vatandaşın kendisi oluyor” diyen Selçuk Üniversitesi (SÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Alagöz, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Hayat daha pahalı hale gelecek. Son açıklanan açlık sınırı ve yoksulluk sınırları asgari ücretin neredeyse 10 bin lira üzerinde. En düşük emekli maaşının 20 bin lira olduğu, ortalama emekli maaşının yaklaşık 25 bin lira olduğu, asgari ücretin 28 bin lira olduğu bir ülkede neredeyse 40 bin liraya yaklaşan açlık sınırının altında kaldığını açık ve net gösteriyor. Burada hem üretici hem de tüketici cephesi artan mazot ve benzin fiyatlarının etkisini yakın döneminde hissedecek. Allah hepimize güç, kuvvet versin. Yeni dönem çok zorlu bir süreç olacak. Hükümet sabit gelirlilerin maaşlarında bir iyileştirme yapmazsa, üreticinin maliyetlerini azaltmazsa, azaltacak teşvik ve destekleri vermezse önümüzdeki dönem ekonomi çok daha kötü bir noktaya gelecek.”
Kaynak:Hamide Yıldırım





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.