Toprağı Dinlemek

Minareleri İstanbul’un süsü, şerefelerinden yükselen tekbirler Ezan sesi, Bilâl-i Habeşi’nin asırlara ulaşan nefesi, inancın Haliçte görülen gölgesi ve mü’minlerin secdesi Süleymaniye Camii, büyük sanatkâr Mimar Sinan’ın en güzel ve en muhteşem eserlerinden birisi. Serhat şehrimiz Edirne’deki Selimiye Camii olmasa Süleymaniye için birincisi demek cesaretini gösterebilirim.
İçerisinde Kanuni Sultan Süleyman’ın yıkanma odasının da bulunduğu caminin hemen bitişiğindeki Sokullu Mehmet Paşa Hamamını satın alarak mülkiyetine geçiren Kayserili tüccar, maddî gücü yeterli olsaydı herhalde Süleymaniye Camii’ni de satın alırdı. Demek ki tarihî eserlerin de satıldığı bir dönem yaşamışız. Hele ki tarihî hamamı Kayserili tüccar satın almışta yıkılmadan günümüze ulaşmasını sağlamış. Eğer satın almasaydı, Mimar Sinan’ın eseri hamam da, Haliç tarafındaki Süleymaniye medreseleri gibi yıkılıp gidecekti. Tarihî eserlerimiz yalnız ihanetin değil, gaflet ve cehaletin de kurbanı olmuşlar. (Bu hamamın hikâyesini bir başka yazımda anlatacağım.)
Temelinden alemine, ahşap kapısından çini mihrabına, şamdanından rahlesine, türbesinden manevî bekçisine kadar biz, bu eserleri okuyabilseydik, anlayabilseydik, kubbelerinden inen tekbir seslerini duyabilseydik bu eserler sahipsiz kalmazdı, nasıl bir medeniyetin vârisleri olduğumuzu ve nasıl bir kültür hazinesinin anahtarlarını taşıdığımızı ancak o zaman idrâk ederdik. Çok şükür idrâk etmeye başladığımızın çaba ve gayretlerini görüyoruz.
Aynı zamanda dünya turizminin câzibe merkezi Süleymaniye Camii, üç yıl süren restorasyon çalışmalarından sonra 2010 Kurban Bayramı sabahı kalabalık bir cemaatin iştirakiyle yeniden ibâdete açıldı. Osmanlı döneminin simgesi Süleymaniye Camii’nin yapımı da diğer İstanbul’daki selâtin camileri gibi normal süresinde bitirilmiş. Türk İslâm sanatının ve zevkinin eşsiz âbidelerinden birisi olan Süleymaniye Camii, yedi sene gibi kısa bir sürede tamamlanmış, ama temel atma işi Padişahın emir ve iradesine rağmen geciktirilmiş. Bu sebepsiz gibi görünen gecikme, devrin şöhretli Padişahı Kanuniyi tedirgin etmiş ve endişelendirmiş. Bu sebeple Mimar Başı Sinan’ı, sık sık huzuruna kabul eder ve gecikmenin sebebini sorarmış. Temel atma işinin bu kadar gecikmesini şanına, şöhretine ve saltanatına yakıştıramazmış. Mimar Sinan’ı her huzura kabulünde Mimar Sinan’dan işin daha da çabuklaştırılmasını istermiş.
Mimar Sinan, her sabah sessizce ve yalnızca Süleymaniye Camii’nin inşa edileceği mahalle gider, temeli atılacak olan zemini kontrol eder ve toprağı, onunla konuşurcasına dikkatle dinlermiş. Toprağın o muazzam yükü taşımaya hazır olmadığını anlar ve Padişahı kırmadan ve kızdırmadan işi geciktirmeye çalışırmış. Yani toprağın tamamen hazır hale gelmesini ve âdetâ vurun kazmayı demesini beklermiş. Padişahın acele edilmesi konusundaki emir ve talimatları, toprağın cansızlığı ve isteksizliği karşısında tesirsiz kalırmış.
Kanuni, Osmanlı ordularının baş komutanı, kazanılan zaferlerin yiğit serdârı, fethedilen toprakların sahibi ve üç kıtanın cesur padişahı ise, Mimar Sinan’da tarihe damgasını vuran, fethedilen toprakları yaptığı eserlerle Osmanlı kılan âbidelerin mimarı, sultanı, Türk-İslâm sanatının eşsiz ustası.
Nihayet Mimar Sinan, toprağın sağlam ve zeminin hazır hale geldiğine kanaat getirir ve temelin atılmasına ruhsat verir. O sağlam zemin ve toprak üzerinde Süleymaniye Camii yükselir ve hiçbir şey olmadan da zamanımıza ulaşır.
Bu olaya, Süleymaniye Camii’ne yakışır bir efsane diyebilirsiniz. Temel atma işinin geciktirilmesine bir kılıf da sayabilirsiniz. Veya Mimar Sinan’ın asırlara İslâm’ın mesajını taşıyacak bir mâbedin inşa edileceği zeminin sağlamlığını anlamak için gösterdiği rikkat ve titizliğin bir işareti de kabul edebilirsiniz. Ne düşünürseniz düşünün, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin. Mimar Sinan’ın toprağa kulağını koyarak yeri dinlediği bir tarihi gerçektir. Bu durumdan şu netice çıkıyor: Biz birer Mimar Sinan değiliz, ama geçmişten ibret alacağımız ve toprakla ilgili bir iş yapacağımız zaman mutlaka toprağı dinlemeliyiz. Dinlesek bakalım toprak bize ne söyleyecek. Belki bize Mimar Sinan’a söylediklerini söylemeyecek, ama bize de mutlaka yapacağımız işlerle ilgili bir şey söyleyecek:
“En azından büyüttüğüm ağaçları neye kestiniz ve ormanları neye yaktınız diye soracak. Ormanları yok ederseniz benim sel sularıyla yok olup gitmemi ve canınızı alan, mallarınızı sürükleyip götüren selleri önleyemezsiniz. Erozyon düzlükleri çatlatır, tepeleri, sırtları bensiz bırakır. Ekinleri biçtikten sonra kalan anızları yakmak için üzerimi ateşe verirseniz yok olan böcekler, kurtlar kuşlar sizden intikam almaya kalkarlar ve hasatınızı bereketsiz hale getiriler. Ben üzerimdeki ağaçları büyütmek ve muhafaza etmek için çaba sarf ediyorum, siz düşünmeden acımasızca yok ediyorsunuz. Ben sel sularının zarar vermemesi için, vadiler, yolaklar bıraktım ve nehirler oluşturdum, tabii setler yaptım siz oralara korkunç binalar yaptınız ve iş yerleri kurdunuz. Farkında değil misiniz, hızla çölleşiyorum. Irmakları kurutuyor ve gölleri emiyorum. Feryatlarımı duymuyor ve geçmişten ibret almıyorsunuz. Halbuki bütün canlıları besleyen, büyüten ve onları dengeli bir şekilde faydalı işlere yönlendiren benim. Canlılar içerisinde bana en çok muhtaç olan ve aynı zamanda en çok kötülük yapan insanoğlu. Sizin yüzünüzden üzerime kar düşmez oldu. Kışları üşüyorum. Yazları yanıyorum. Baharda açılamıyorum.”
Gerçekten toprağı dinleyebilirsek bakalım bize daha neler söyleyecek. Üzerinde yürüyerek, koşarak, vasıtayla rahatça dolaştığımız, nimetlerinden bolca faydalandığımız toprağı, ara sıra dinleyelim. Bizden istediklerini, beklediklerini veya şikayetlerini bilelim ki o da bize istediklerimi cömertçe versin. Unutmayalım, toprağın altı üzerinden çok zengin.
Büyük insan Mimar Sinan toprağı dinlemiş ve zemin araştırmazı mükemmel yapmış, inancımıza, medeniyet ve kültürümüze Süleymaniye’yi kazandırmış. Biz de yaşadığımız toprağı iyi dinler, zemin araştırmasını iyi yaparsak Ülkemize Süleymaniyeler kazandırmaya devam ederiz.    

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi