Temiz Hava mı, Zehirlenmeye Devam mı?
Yayınlanma:
Kış aylarında artan hava kirliliği, Konya’nın en önemli sorunu haline geldi. İnsanları sağlığından eden hava kirliliği nedeniyle, binlerce insan hastanelere akın ediyor. Bu nedenle meseleyi kapsamlı bir şekilde ele almaya, çözüm önerilerimizi ele almaya mecburuz. Konuyu Salı günü Mevlana’yı Anma Etkinlikleri nedeniyle düzenlenen basın toplantısında da gündeme getirdik. Vali Aydın Nezih Doğan ve Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, bu meseleye ilişkin oldukça yapıcı davranıyor. Kendilerinin sorunun farkında olduklarını ve bazı adımlar attıklarını biliyoruz. Ancak şehirde yaşayan insanların sağlığı, hayat kalitesi için daha ötesi yapılmalı…
Konuyla ilgili önerilerimiz öncesinde hava kirliliğinde bu noktaya nasıl gelindiğini hatırlayalım…
1990’lı yıllarda da Konya’da hava kirliliği en önemli sorundu. 1997’ye gelindiğinde hava kirliliği nedeniyle şehirde insanlar rahat bir nefes alamaz hale gelmiş, hastanelerin göğüs hastalıkları poliklinikleri dolmuş, taşmıştı. Soruna çözüm üretmek üzere dönemin Valisi Ziyaeddin Akbulut ve Büyükşehir Belediye Başkanı Halil Ürün, Mahalli Çevre Kurulu (MÇK)’nu harekete geçirdi. 10 Ocak 1997’de toplanan Mahalli Çevre Kurulu, kirlilikle mücadele için radikal kararlar alarak kömür rejimini değiştirdi, ‘Temiz Hava Planı’ adını verdiği eylem planı ile yeni sınır değerler belirledi. Buna göre kalori değeri düşük, kükürt oranı yüksek yerli kömürün herhangi bir zenginleştirme (paçallama) işlemine tabi tutulmadan şehirde satışı yasaklandı. İthal ağırlıklı paçal kömürün minimum ısı değerinin 5500 kcal/kg, kükürt oranının ise yüzde 1.2’yi aşmaması zorunluluğu getirildi. İthal kömürde ise alt ısı değeri 6000 kcal/kg, kükürt oranı ise yüzde 1 olarak belirlendi. Açık kömürün satışı yasaklandı. Bunun neticesinde Konya’da 13 paçallama tesisi kurularak Mahalli Çevre Kurulu Kararı doğrultusunda yerli kömür ithal kömürle zenginleştirildi ve kükürt oranı düşürüldü. Kararın uygulamaya konulması ile birlikte sıkı denetimler başladı, kalorifer yakma saatleri de düzenlendi. Etkili tedbirler, kısa sürede sonuç verdi, kirlilik kritik düzeyden aşağıya çekildi. Ancak Konya’nın topoğrafik yapısı nedeniyle kalıcı çözüm olarak ‘doğalgaz’ görüldü. Sonraki yıllarda DSP-MHP-ANAP Koalisyon Hükümeti’nden dolayı, doğalgaz dağıtım şirketinin Büyükşehir Belediyesi eliyle kurulup kurulmaması şehirde uzun süre tartışıldı. Hatta bir oda başkanı doğalgazın gecikmesinin sebebi olarak belediyenin kurduğu şirketin bu işe talip olmasını gösterecek kadar konuyu tırmandırdı. (Mesele çok uzun olduğu için detaylara giremiyorum.) Neticede Büyükşehir Belediyesi, doğalgaz dağıtımına talip olmaktan çekilmek zorunda kaldı ve gaz dağıtımında bugün yaşanan sorunların da temeli atılmış oldu. Zira Büyükşehir Belediyesi eliyle gaz dağıtılmış olsaydı, önce kâr değil, kamu yararı hesabı yapılacaktı!
Konya’nın 2004 yılında doğalgaza kavuşması ile birlikte herkes zannetti ki; kirlilik sorunu bitti! Oysa 80. dakikada maçı önde götüren bir takımın rehavete düşüp ardı ardına goller yemesi gibi bir durum yaşandı. Doğalgaz rehaveti ile birlikte hava kirliliği ile mücadele iyice gevşedi.
2006 yılının sonuna doğru Konya’da hava kirliliğini tam anlamıyla patlatacak bir olumsuzluk yaşandı. Çevre Bakanlığının genelgesi ile birlikte 1997 yılından bu yana uygulanan Mahalli Çevre Kurulu Kararı yürürlükten kaldırıldı, ‘Temiz Hava Planı’ geçmişe yönelik bir eylem planı olarak kaldı. Çevre Bakanlığının genelgesi kömürde kükürt değeri ile ilgili sınırı 1,2’den 2’ye yükseltiyor, ‘ucuz yerli kömür vaadi’ ile kömürde kalori değeri ise 5500 yerine, 3800-4500 aralığına kadar çekiliyordu. Aslında bu ucuzluk bir yanılgıdan ibaretti; zira 6000 kalorilik bir kömürün bir tonda verdiği ısıyı elde etmek için 4000 kalorilik kömürden 1,5 ton yakmak gerek! Ayrıca devlet eliyle yoksullara dağıtılan 3800 kalorilik kömürle bu iş daha fazla kök salmış oldu!
Kömür rejimindeki değişiklik; denetimsizlik ve doğalgaz dağıtım şirketinin (doğal olarak) kârlı gördüğü yerlere ağırlık verip, kazancın düşük olduğu bölgelere gaz ulaştırmakta isteksiz davranması ile birleşince Konya’da hava kirliliği çözülemeyen kronik bir sorun haline geldi. Öyle ki kirliliğin yoğun olduğu günlerde hava kirliliği kaynaklı sağlık sorunları nedeniyle hastanelere müracaat eden insanların sayısı 10 bine kadar ulaştı.
İlgililer ise, sorunu net olarak tespit edip çözüm üretmek yerine, kirlilikle ilgili verileri toplumdan saklamayı tercih etti. Büyükşehir Belediyesi’nin 4 ölçüm istasyonunda ilan ettiği verilerin ‘manüple edilmiş’ olduğunu biz de biliyoruz, bu işin ilgilileri de… Çünkü daha önceki sistemlerin aksine bu istasyonların verileri, saatlik, yarım saatlik veya 15 dakikalık sonuçlarla değil, günlük ortalama olarak ilan ediliyor. Hava kirliliğinin yoğunlaştığı akşam ve sabah saatlerine ilişkin verilerin ilan edilmemesi, kirliliğin azaldığı gündüz saatleri ile harmanlanarak günlük ortalamanın verilmesi bu alanda yapılmış ustaca bir manipülasyondur. Ayrıca ölçüm cihazlarının konumlandırıldığı bölge, yetersizliği de malumdur. Ne yazık ki bu çeşit ustaca manipülasyonlar soruna çözüm getirmemektedir…
Bunca tespitin ardından yöneticilerimizin iyi niyetli yaklaşımlarını da göz önüne alarak, biz somut çözüm önerilerimizi sıralayalım…
1- Sorunu çözmek için hastalığın boyutlarını doğru teşhis etmek gerek. Öncelikle kirlilik tam olarak tespit edilmelidir. Bunun için de günlük ortalama değil, anlık ölçüm sonuçları kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Bununla birlikte, ‘Konya’nın topografik yapısı’ ile başlayan ‘hava kirliliğine kılıf üretme’ alışkanlığından vazgeçilmelidir. (Konya’yı başka bir yere taşımak mümkünse o başka…)
2- Mahalli Çevre Kurulu, 1997 yılındaki Temiz Hava Planı’nı doğalgaz faktörü ile birlikte güncelleyerek uygulamaya koymalıdır. Bunun neticesinde kömürlerde kalori sınır değeri yükseltilmeli, kükürt sınır değeri de aşağıya çekilmelidir.
3- Kömürle ilgili sıkı denetimler yapılmalı, kalorifer yakma saatlerine de el atılmalıdır.
4- Egzoz gazı kaynaklı kirlilikle ilgili tedbirler alınmalıdır. Büyükşehir Belediyesi, çevre kirliliğine yol açan 35 yaşındaki otobüslerini yenileyerek bu konuda öncülük yapmalıdır.
5- Başkan Akyürek’in geçen haftaki toplantı sonrasında ifade ettiği gibi; yaşanan sıkıntılar nedeniyle insan keşke ilk 5 yıl doğalgaz dağıtımını Belediye şirketi yapsaydı diye düşünmeden edemiyor! Gerekirse bir koordinasyon toplantısı yapılarak Gaznet’in doğalgaz dağıtımı ile yükümlülüklerini yerine getirmesi sağlanmalıdır.
6- Devlet eliyle yoksullara dağıtılan düşük kalorili kömürlerle ilgili Konya Valiliği’nin girişimi isabetlidir. Kirliliğin fazla olduğu yerlerde ihtiyaç sahiplerine yerli kömür yerine paçal kömür dağıtılmalıdır.
7- Doğalgazlı evlerde ikamet eden vatandaşlara, yakacak yardımı ihtiyacı doğduğunda bu yardım, kömür şeklinde değil, belli bir miktarda doğalgaz yardımı şeklinde yapılmalıdır. Bu konuda mevzuat değişikliği için gerekli girişimler yapılmalıdır.
Köşemizi takip edenler hatırlayacaktır. Kirlilik sorunu, birkaç yıl önce ‘toplu ölümler yaşanabilir mi’ diye yönetenleri uykusuz bırakacak düzeye ulaşmıştı. Konya’yı yönetenler ve akademisyeninden gazetecisine bu alanda sorumluluğu bulunanlar, (bir vebal üstlenmek istemiyorlarsa) bu meseleyle tam anlamıyla yüzleşmek zorundadır. Zira korkunun üstesinden gelmek için yüzleşmek şarttır. Aksi halde şehirde yaşayanlar, havanın durgun olduğu her kış günü itinayla zehirlenmeye devam edecek…
Konuyla ilgili önerilerimiz öncesinde hava kirliliğinde bu noktaya nasıl gelindiğini hatırlayalım…
1990’lı yıllarda da Konya’da hava kirliliği en önemli sorundu. 1997’ye gelindiğinde hava kirliliği nedeniyle şehirde insanlar rahat bir nefes alamaz hale gelmiş, hastanelerin göğüs hastalıkları poliklinikleri dolmuş, taşmıştı. Soruna çözüm üretmek üzere dönemin Valisi Ziyaeddin Akbulut ve Büyükşehir Belediye Başkanı Halil Ürün, Mahalli Çevre Kurulu (MÇK)’nu harekete geçirdi. 10 Ocak 1997’de toplanan Mahalli Çevre Kurulu, kirlilikle mücadele için radikal kararlar alarak kömür rejimini değiştirdi, ‘Temiz Hava Planı’ adını verdiği eylem planı ile yeni sınır değerler belirledi. Buna göre kalori değeri düşük, kükürt oranı yüksek yerli kömürün herhangi bir zenginleştirme (paçallama) işlemine tabi tutulmadan şehirde satışı yasaklandı. İthal ağırlıklı paçal kömürün minimum ısı değerinin 5500 kcal/kg, kükürt oranının ise yüzde 1.2’yi aşmaması zorunluluğu getirildi. İthal kömürde ise alt ısı değeri 6000 kcal/kg, kükürt oranı ise yüzde 1 olarak belirlendi. Açık kömürün satışı yasaklandı. Bunun neticesinde Konya’da 13 paçallama tesisi kurularak Mahalli Çevre Kurulu Kararı doğrultusunda yerli kömür ithal kömürle zenginleştirildi ve kükürt oranı düşürüldü. Kararın uygulamaya konulması ile birlikte sıkı denetimler başladı, kalorifer yakma saatleri de düzenlendi. Etkili tedbirler, kısa sürede sonuç verdi, kirlilik kritik düzeyden aşağıya çekildi. Ancak Konya’nın topoğrafik yapısı nedeniyle kalıcı çözüm olarak ‘doğalgaz’ görüldü. Sonraki yıllarda DSP-MHP-ANAP Koalisyon Hükümeti’nden dolayı, doğalgaz dağıtım şirketinin Büyükşehir Belediyesi eliyle kurulup kurulmaması şehirde uzun süre tartışıldı. Hatta bir oda başkanı doğalgazın gecikmesinin sebebi olarak belediyenin kurduğu şirketin bu işe talip olmasını gösterecek kadar konuyu tırmandırdı. (Mesele çok uzun olduğu için detaylara giremiyorum.) Neticede Büyükşehir Belediyesi, doğalgaz dağıtımına talip olmaktan çekilmek zorunda kaldı ve gaz dağıtımında bugün yaşanan sorunların da temeli atılmış oldu. Zira Büyükşehir Belediyesi eliyle gaz dağıtılmış olsaydı, önce kâr değil, kamu yararı hesabı yapılacaktı!
Konya’nın 2004 yılında doğalgaza kavuşması ile birlikte herkes zannetti ki; kirlilik sorunu bitti! Oysa 80. dakikada maçı önde götüren bir takımın rehavete düşüp ardı ardına goller yemesi gibi bir durum yaşandı. Doğalgaz rehaveti ile birlikte hava kirliliği ile mücadele iyice gevşedi.
2006 yılının sonuna doğru Konya’da hava kirliliğini tam anlamıyla patlatacak bir olumsuzluk yaşandı. Çevre Bakanlığının genelgesi ile birlikte 1997 yılından bu yana uygulanan Mahalli Çevre Kurulu Kararı yürürlükten kaldırıldı, ‘Temiz Hava Planı’ geçmişe yönelik bir eylem planı olarak kaldı. Çevre Bakanlığının genelgesi kömürde kükürt değeri ile ilgili sınırı 1,2’den 2’ye yükseltiyor, ‘ucuz yerli kömür vaadi’ ile kömürde kalori değeri ise 5500 yerine, 3800-4500 aralığına kadar çekiliyordu. Aslında bu ucuzluk bir yanılgıdan ibaretti; zira 6000 kalorilik bir kömürün bir tonda verdiği ısıyı elde etmek için 4000 kalorilik kömürden 1,5 ton yakmak gerek! Ayrıca devlet eliyle yoksullara dağıtılan 3800 kalorilik kömürle bu iş daha fazla kök salmış oldu!
Kömür rejimindeki değişiklik; denetimsizlik ve doğalgaz dağıtım şirketinin (doğal olarak) kârlı gördüğü yerlere ağırlık verip, kazancın düşük olduğu bölgelere gaz ulaştırmakta isteksiz davranması ile birleşince Konya’da hava kirliliği çözülemeyen kronik bir sorun haline geldi. Öyle ki kirliliğin yoğun olduğu günlerde hava kirliliği kaynaklı sağlık sorunları nedeniyle hastanelere müracaat eden insanların sayısı 10 bine kadar ulaştı.
İlgililer ise, sorunu net olarak tespit edip çözüm üretmek yerine, kirlilikle ilgili verileri toplumdan saklamayı tercih etti. Büyükşehir Belediyesi’nin 4 ölçüm istasyonunda ilan ettiği verilerin ‘manüple edilmiş’ olduğunu biz de biliyoruz, bu işin ilgilileri de… Çünkü daha önceki sistemlerin aksine bu istasyonların verileri, saatlik, yarım saatlik veya 15 dakikalık sonuçlarla değil, günlük ortalama olarak ilan ediliyor. Hava kirliliğinin yoğunlaştığı akşam ve sabah saatlerine ilişkin verilerin ilan edilmemesi, kirliliğin azaldığı gündüz saatleri ile harmanlanarak günlük ortalamanın verilmesi bu alanda yapılmış ustaca bir manipülasyondur. Ayrıca ölçüm cihazlarının konumlandırıldığı bölge, yetersizliği de malumdur. Ne yazık ki bu çeşit ustaca manipülasyonlar soruna çözüm getirmemektedir…
Bunca tespitin ardından yöneticilerimizin iyi niyetli yaklaşımlarını da göz önüne alarak, biz somut çözüm önerilerimizi sıralayalım…
1- Sorunu çözmek için hastalığın boyutlarını doğru teşhis etmek gerek. Öncelikle kirlilik tam olarak tespit edilmelidir. Bunun için de günlük ortalama değil, anlık ölçüm sonuçları kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Bununla birlikte, ‘Konya’nın topografik yapısı’ ile başlayan ‘hava kirliliğine kılıf üretme’ alışkanlığından vazgeçilmelidir. (Konya’yı başka bir yere taşımak mümkünse o başka…)
2- Mahalli Çevre Kurulu, 1997 yılındaki Temiz Hava Planı’nı doğalgaz faktörü ile birlikte güncelleyerek uygulamaya koymalıdır. Bunun neticesinde kömürlerde kalori sınır değeri yükseltilmeli, kükürt sınır değeri de aşağıya çekilmelidir.
3- Kömürle ilgili sıkı denetimler yapılmalı, kalorifer yakma saatlerine de el atılmalıdır.
4- Egzoz gazı kaynaklı kirlilikle ilgili tedbirler alınmalıdır. Büyükşehir Belediyesi, çevre kirliliğine yol açan 35 yaşındaki otobüslerini yenileyerek bu konuda öncülük yapmalıdır.
5- Başkan Akyürek’in geçen haftaki toplantı sonrasında ifade ettiği gibi; yaşanan sıkıntılar nedeniyle insan keşke ilk 5 yıl doğalgaz dağıtımını Belediye şirketi yapsaydı diye düşünmeden edemiyor! Gerekirse bir koordinasyon toplantısı yapılarak Gaznet’in doğalgaz dağıtımı ile yükümlülüklerini yerine getirmesi sağlanmalıdır.
6- Devlet eliyle yoksullara dağıtılan düşük kalorili kömürlerle ilgili Konya Valiliği’nin girişimi isabetlidir. Kirliliğin fazla olduğu yerlerde ihtiyaç sahiplerine yerli kömür yerine paçal kömür dağıtılmalıdır.
7- Doğalgazlı evlerde ikamet eden vatandaşlara, yakacak yardımı ihtiyacı doğduğunda bu yardım, kömür şeklinde değil, belli bir miktarda doğalgaz yardımı şeklinde yapılmalıdır. Bu konuda mevzuat değişikliği için gerekli girişimler yapılmalıdır.
Köşemizi takip edenler hatırlayacaktır. Kirlilik sorunu, birkaç yıl önce ‘toplu ölümler yaşanabilir mi’ diye yönetenleri uykusuz bırakacak düzeye ulaşmıştı. Konya’yı yönetenler ve akademisyeninden gazetecisine bu alanda sorumluluğu bulunanlar, (bir vebal üstlenmek istemiyorlarsa) bu meseleyle tam anlamıyla yüzleşmek zorundadır. Zira korkunun üstesinden gelmek için yüzleşmek şarttır. Aksi halde şehirde yaşayanlar, havanın durgun olduğu her kış günü itinayla zehirlenmeye devam edecek…





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.