Tarım Kanunu'ndaki değişikliğe tepki! 'Üretim izni' detayı
Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, 2027-2029 Üretim Planlaması Modeli'nden tarımda yaşanan iletişim krizine kadar çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Çalış, “Ankara’da biçilen elbise tarladaki çiftçiye dar geliyor” dedi.
Türkiye tarımı bir yandan iklim değişikliği, kuraklık ve artan girdi maliyetleriyle mücadele ederken diğer yandan yeni mevzuat ve planlama modellerinin getirdiği belirsizliklerle karşı karşıya kaldı. Tarımın biyolojik süreçlerden makroekonomik dengelere kadar uzanan ve yüksek uzmanlık gerektiren bir alan olduğunu belirten Çalış, günümüzde ciddi bir iletişim krizi yaşandığını söyledi.
Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, “Tarımı sadece bitkisel üretime hapseden, teknoloji, ekonomi, hayvancılık ve gıda güvenliğini birbirinden kopuk gören sığ bakış açısı büyük bir bilgi kirliliği doğuruyor. Bu durumun faturası ise doğrudan fiyat oynaklığı ve belirsizlik olarak çiftçimize ve tüketicimize kesiliyor. İletişimsel başarısızlıklar gürültü yaratırken, 2027’de yürürlüğe girecek yeni mevzuat çerçevesi ile tarla gerçekleri arasındaki derin boşluk en büyük engeli oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

‘ASIL SORUN UYGULAMADADIR’
Gıda arz güvenliğini sağlamak adına 5 Nisan 2023’te 5488 sayılı Tarım Kanunu’nda yapılan değişiklikle Bakanlığa “üretim izni verme” yetkisinin getirildiğini hatırlatan Çalış, 2027-2029 dönemini kapsayan yeni modelin kâğıt üzerinde rasyonel görünse de ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Çalış, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: "22 yıllık veri boşluğu üzerine inşa edilen bir planlamanın sahaya nasıl yansıyacağı büyük bir soru işaretidir. Bakanlığın izin ve destekleme sistemi çiftçiyi kısıtlayan değil, ekonomik olarak ikna eden bir yapıda olmalıdır. Önemli olan karar almak değil, o kararı sahada uygulayabilmektir. Asıl sorun uygulamadadır" ifadelerini kullandı.

‘ÜRETİCİYİ İTHALATLA TERBİYE ETME MANTIĞI TERK EDİLMELİ’
Merkezden alınan kararların yerel dinamiklerle doku uyuşmazlığı yaşadığını net örneklerle anlatan Çalış, kuru soğan, fındık, kayısı ve incir gibi ürünlerde yaşanan krizlere değindi.
2024 yılında soğan fiyatları dibe vurduğunda üreticinin yalnız bırakıldığını, fiyatlar biraz yükseldiğinde ise anında ithalat kapılarının açıldığını vurgulayan Çalış, “Bu yaklaşım, üreticiyi ithalatla terbiye etme mantığıdır ve arz güvenliğini bizzat tehdit etmektedir. Dünya lideri olduğumuz ürünleri bugün vatandaşımız tüketemez hale gelmiştir. Ayrıca Tarımsal Üretimin Planlanması Kurulu’nun yapısı adeta bir bürokrat toplantısı görünümündedir. İçinde üreticinin, sanayicinin, ihracatçının ve ticaret borsalarının olmadığı bir kurulun aldığı kararlar sahada karşılık bulmaz. 2024-2026 döneminin etki analizi ve muhasebesi yapılmadan, nelerin yanlış gittiği ölçülmeden 2027 planlarına geçmek stratejik bir hatadır”
Kaynak:Süleyman Kuloğlu





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.