Silah sigorta olamaz!
Yayınlanma:
Siyasi iltica kapsamında gittiği İsveçten Türkiyeye kesin dönüş yapan Siyasetçi ve Yazar Kemal Burkay, terör örgütü ve BDPyi eleştirerek silahın Kürt sorununun sigortası olamayacağını vurguladı
Hakkında tutuklama kararı verilmesinin ardından 31 yıl siyasi iltica kapsamında gittiği İsveç’te yaşadıktan sonra 30 Temmuz 2011’de Türkiye’ye gelen Kürt aydınlarından Siyasetçi ve Yazar Kemal Burkay, Konyalı sevenleri ve dostları ile buluştu. Merkez Bera Otel’de uzun yıllardır görmediği dostları ve sevenleri ile buluşan Kemal Burkay, terör örgütü ve BDP’ye yönelik eleştirilerde bulundu.
Türkiye’ye dönüşünde çok sıcak karşılandığını ve medyanın kendisine karşı çok ilgili olduğunu belirten Burkay, aynı sıcak tavırları hükümet yetkililerinin de gösterdiğini söyledi. Diğer yandan Türkiye’ye dönüşünü kuşkulu karşılayanların da olduğunu dile getiren Burkay, “Türkiye’de gerçekten muhalefet hastalıklı bir yapı içine girmiştir. Benim gelişimi seçimi kazanmak için AKP’nin getirdiğini söylediler. 1980’den itibaren yurtdışındaydım. Hakkımda açılan dava zaman aşımına uğradığı için Türkiye’ye geldim. Diğer yandan Türkiye’de demokrasi adına güzel şeyler yaşanıyor. Rejimde değişmeler görülüyor. Ayrıca ben Kürt sorununun yurtdışında değil yurt içinde çözülmesi taraftarıyım” dedi. Kendisinin yurtdışına kaçmasına neden olan 12 Eylül 1980 darbesinin yapanların bugün yargılanacak olmasının Türkiye açısından güzel bir gelişme olduğunu aktaran Burkay, şunları kaydetti: “Denildiği gibi 12 Eylül zaman aşımına uğrayamaz. Çünkü silah zoruyla hükümeti devirdiler ve anayasayı değiştirdiler. Değiştirdikleri anayasa ile yargılanmamalarını sağladılar. Ancak 12 Eylül 2011 yılında yapılan referandum ile yargılanmaların önü açıldı. Bunlar güzel gelişmelerdir.”
BASKI OLMASAYDI PKK AKTİF OLAMAZDI
12 Eylül darbe süreci ve onun öncesinde yaşanan baskılar olmasaydı bugün PKK sorunu olur muydu? Sorusunu ise, “PKK bu kadar güçlü olamazdı” şeklinde değerlendiren Kemal Burkay, şunları kaydetti: “Baskı süreçleriyle Kürt halkının legal mücadelesi engellendi. Bunun neticesinde PKK ortaya çıktı. Biz o yıllarda demokratik süreci tercih ettik ve Diyarbakır, Ağrı Belediye Başkanlıklarını kazandık. Fakat bunlar dönemin siyasetçileri tarafından hoş karşılanmadı. Darbe için sağ ve sol çatışmaları arttırıldı. Maraş ve Mayıs olayları bunun için çıkarıldı. Kenan Evren de darbe açıklamasında ‘darbe ortamının oluşmasını bekledik’ sözü bu anlamda önemlidir. Kürt aydınlar baskı görmeseydi ve süreç darbe olmayıp doğalına bırakılsaydı bugün PKK olsa bile hiçbir aktifliği olmayacaktı. Sorunlar çözüme kavuşturulmuş olacaktı. Darbeden önce parti kurmayı planlıyorduk. Düşüncelerimizi gerçekleştirseydik çatışmalar olmayıp insanlar yerlerini terk etmeyecekti. Ancak darbe ve öncesindeki süreç Türkiye’ye en az 30 yıl kaybettirmiştir”
BDP, HERŞEYİ ÖCALAN’A ENDEKSLEDİ
BDP ile aralarında birçok görüş farkının da bulunduğunu aktaran Burkay, bunların başında ise BDP’nin Kürt sorununa yaklaşımı olduğunu kaydetti. BDP’nin halen Abdullah Öcalan’ı muhatap aldığını ancak Öcalan’ın tutuklu olması nedeniyle muhatap alınmaması gerektiğini dile getiren Burkay, “İsminde demokrasi bulunan bir parti Öcalan’ı muhatap almamalıdır. Diğer yandan halen PKK ile arasına mesafe koyamadı. Silahlı örgütün propagandasını yapıyor ve onun gölgesi altında faaliyet yürütüyor. Çatışmalar Türkiye’ye zarar veriyor. Milyonlarca insan bu çatışmalardan dolayı yaşadığı toprakları terk etti. Çatışmalar Kürt sorununu baltaladı. Burada devletin suçu olduğu kadar PKK’nın da suçu vardır. BDP ise silahları Kürt sorununun sigortası olarak gösteriyor. Silahlar ise hiçbir zaman bu sorunun sigortası olamaz. PKK silah bırakmalı ve devlet operasyonları da durmalıdır. Artık baskılara son verilip diyalog yoluyla bu sorunlar çözülmelidir. Şiddetin bulması için diyalog gereklidir. Ayrıca PKK siyaseti zorlaştırıyor. İnsanlar silah zoruyla oy kullanıyor. Onun için Kürt sorunu PKK’nın vesayeti altında çözülemez. Bunu BDP’de anlaması gerekiyor” dedi. Terör örgütünün şehir yapılanmasını oluşturan KCK’ya yönelik operasyonları da değerlendiren Burkay, KCK’nin illegal bir örgüt olduğunu dolayısıyla siyasetçilerin bu örgütün içinde bulunmasının doğru olmadığını aktardı. “KCK, PKK’nın silahlı gücüne bağlıdır. Dolayısıyla böyle bir örgüt içinde barınmak Kürt siyasetçilerine zarar verir” diyen Kemal Burkay, şöyle konuştu: “Operasyonlar karşısında BDP diyor ki, ‘Kürt siyasetçileri içeri alınıyor, parti içinde siyasetçi kalmadı.’ Evet, onlarca siyasetçi içeri alındı ancak bu siyasetçilerin illegal bir örgüt içinde işi ne, neden böyle bir örgüt içinde bulunmayı gerekli görüyorlar? Devlet dağda PKK’nin silahlı gücüyle çarpışıyor, şehirde de PKK’nın uzantısı olan KCK ile mücadele ediyor. Bu nedenle tutuklamalar yaşanıyor. Hem demokratik hakkımı kullanıp siyaset yapacağım diyeceksin hem de KCK yapılanmasıyla birlikte PKK’nın siyasi propagandasını yapacaksın. Bunlar yanlıştır. KCK’yı kim oluşturduysa hesabını onlar vermelidir.”
DEMOKRATİK AÇILIM SABOTE EDİLDİ
Hükümetin başlattığı demokratik açılımın ise yerinde bir karar olduğunu ancak açılımın arkasında net olarak duramadığını aktaran Burkay, bu nedenle açılımın net olarak başarıya ulaşamadığını söyledi. Diğer yandan bu süreçte AKP’yi ihanetle suçladıklarını da dile getiren Burkay, “Dolayısıyla gelen baskılardan sonra hükümette geri adım atmak zorunda kaldı. Bu açılımı yaparken düşüncesi neydi, neyi amaçlıyordu, ne tür açılımlar yapacaktı? Bilmiyoruz. Açılım sürecini PKK’da sabotaj etti. Seçimlerin ardından gerçekleştirdiği saldırılarla bu süreci baltaladı. Onun için PKK, Kürt politikasına, Kürt sorununa hizmet etmiyor tam aksine ihanet ediyor. BDP’de artık bu gerçeği anlayıp PKK ile yollarını ayırmalıdır. Bunu yapmadığı sürece Kürt hareketi adına hiçbir başarıya ulaşamayacaktır” diye konuştu. Tekrar siyasete atılıp atılmayacağını açıklayan Burkay, Hak ve Özgürlükler Partisi (HAKPAR)’ı kendisine yakın hissettiğini belirterek, bu anlamda siyasete bu partide devam edeceğini söyledi. BDP’nin politikalarını benimsemediğini dile getiren Burkay, seçim sürecinde BDP’den gelecek her teklife soğuk bakacağını sözlerine ekledi.
HABER MERKEZİ
Türkiye’ye dönüşünde çok sıcak karşılandığını ve medyanın kendisine karşı çok ilgili olduğunu belirten Burkay, aynı sıcak tavırları hükümet yetkililerinin de gösterdiğini söyledi. Diğer yandan Türkiye’ye dönüşünü kuşkulu karşılayanların da olduğunu dile getiren Burkay, “Türkiye’de gerçekten muhalefet hastalıklı bir yapı içine girmiştir. Benim gelişimi seçimi kazanmak için AKP’nin getirdiğini söylediler. 1980’den itibaren yurtdışındaydım. Hakkımda açılan dava zaman aşımına uğradığı için Türkiye’ye geldim. Diğer yandan Türkiye’de demokrasi adına güzel şeyler yaşanıyor. Rejimde değişmeler görülüyor. Ayrıca ben Kürt sorununun yurtdışında değil yurt içinde çözülmesi taraftarıyım” dedi. Kendisinin yurtdışına kaçmasına neden olan 12 Eylül 1980 darbesinin yapanların bugün yargılanacak olmasının Türkiye açısından güzel bir gelişme olduğunu aktaran Burkay, şunları kaydetti: “Denildiği gibi 12 Eylül zaman aşımına uğrayamaz. Çünkü silah zoruyla hükümeti devirdiler ve anayasayı değiştirdiler. Değiştirdikleri anayasa ile yargılanmamalarını sağladılar. Ancak 12 Eylül 2011 yılında yapılan referandum ile yargılanmaların önü açıldı. Bunlar güzel gelişmelerdir.”
BASKI OLMASAYDI PKK AKTİF OLAMAZDI
12 Eylül darbe süreci ve onun öncesinde yaşanan baskılar olmasaydı bugün PKK sorunu olur muydu? Sorusunu ise, “PKK bu kadar güçlü olamazdı” şeklinde değerlendiren Kemal Burkay, şunları kaydetti: “Baskı süreçleriyle Kürt halkının legal mücadelesi engellendi. Bunun neticesinde PKK ortaya çıktı. Biz o yıllarda demokratik süreci tercih ettik ve Diyarbakır, Ağrı Belediye Başkanlıklarını kazandık. Fakat bunlar dönemin siyasetçileri tarafından hoş karşılanmadı. Darbe için sağ ve sol çatışmaları arttırıldı. Maraş ve Mayıs olayları bunun için çıkarıldı. Kenan Evren de darbe açıklamasında ‘darbe ortamının oluşmasını bekledik’ sözü bu anlamda önemlidir. Kürt aydınlar baskı görmeseydi ve süreç darbe olmayıp doğalına bırakılsaydı bugün PKK olsa bile hiçbir aktifliği olmayacaktı. Sorunlar çözüme kavuşturulmuş olacaktı. Darbeden önce parti kurmayı planlıyorduk. Düşüncelerimizi gerçekleştirseydik çatışmalar olmayıp insanlar yerlerini terk etmeyecekti. Ancak darbe ve öncesindeki süreç Türkiye’ye en az 30 yıl kaybettirmiştir”
BDP, HERŞEYİ ÖCALAN’A ENDEKSLEDİ
BDP ile aralarında birçok görüş farkının da bulunduğunu aktaran Burkay, bunların başında ise BDP’nin Kürt sorununa yaklaşımı olduğunu kaydetti. BDP’nin halen Abdullah Öcalan’ı muhatap aldığını ancak Öcalan’ın tutuklu olması nedeniyle muhatap alınmaması gerektiğini dile getiren Burkay, “İsminde demokrasi bulunan bir parti Öcalan’ı muhatap almamalıdır. Diğer yandan halen PKK ile arasına mesafe koyamadı. Silahlı örgütün propagandasını yapıyor ve onun gölgesi altında faaliyet yürütüyor. Çatışmalar Türkiye’ye zarar veriyor. Milyonlarca insan bu çatışmalardan dolayı yaşadığı toprakları terk etti. Çatışmalar Kürt sorununu baltaladı. Burada devletin suçu olduğu kadar PKK’nın da suçu vardır. BDP ise silahları Kürt sorununun sigortası olarak gösteriyor. Silahlar ise hiçbir zaman bu sorunun sigortası olamaz. PKK silah bırakmalı ve devlet operasyonları da durmalıdır. Artık baskılara son verilip diyalog yoluyla bu sorunlar çözülmelidir. Şiddetin bulması için diyalog gereklidir. Ayrıca PKK siyaseti zorlaştırıyor. İnsanlar silah zoruyla oy kullanıyor. Onun için Kürt sorunu PKK’nın vesayeti altında çözülemez. Bunu BDP’de anlaması gerekiyor” dedi. Terör örgütünün şehir yapılanmasını oluşturan KCK’ya yönelik operasyonları da değerlendiren Burkay, KCK’nin illegal bir örgüt olduğunu dolayısıyla siyasetçilerin bu örgütün içinde bulunmasının doğru olmadığını aktardı. “KCK, PKK’nın silahlı gücüne bağlıdır. Dolayısıyla böyle bir örgüt içinde barınmak Kürt siyasetçilerine zarar verir” diyen Kemal Burkay, şöyle konuştu: “Operasyonlar karşısında BDP diyor ki, ‘Kürt siyasetçileri içeri alınıyor, parti içinde siyasetçi kalmadı.’ Evet, onlarca siyasetçi içeri alındı ancak bu siyasetçilerin illegal bir örgüt içinde işi ne, neden böyle bir örgüt içinde bulunmayı gerekli görüyorlar? Devlet dağda PKK’nin silahlı gücüyle çarpışıyor, şehirde de PKK’nın uzantısı olan KCK ile mücadele ediyor. Bu nedenle tutuklamalar yaşanıyor. Hem demokratik hakkımı kullanıp siyaset yapacağım diyeceksin hem de KCK yapılanmasıyla birlikte PKK’nın siyasi propagandasını yapacaksın. Bunlar yanlıştır. KCK’yı kim oluşturduysa hesabını onlar vermelidir.”
DEMOKRATİK AÇILIM SABOTE EDİLDİ
Hükümetin başlattığı demokratik açılımın ise yerinde bir karar olduğunu ancak açılımın arkasında net olarak duramadığını aktaran Burkay, bu nedenle açılımın net olarak başarıya ulaşamadığını söyledi. Diğer yandan bu süreçte AKP’yi ihanetle suçladıklarını da dile getiren Burkay, “Dolayısıyla gelen baskılardan sonra hükümette geri adım atmak zorunda kaldı. Bu açılımı yaparken düşüncesi neydi, neyi amaçlıyordu, ne tür açılımlar yapacaktı? Bilmiyoruz. Açılım sürecini PKK’da sabotaj etti. Seçimlerin ardından gerçekleştirdiği saldırılarla bu süreci baltaladı. Onun için PKK, Kürt politikasına, Kürt sorununa hizmet etmiyor tam aksine ihanet ediyor. BDP’de artık bu gerçeği anlayıp PKK ile yollarını ayırmalıdır. Bunu yapmadığı sürece Kürt hareketi adına hiçbir başarıya ulaşamayacaktır” diye konuştu. Tekrar siyasete atılıp atılmayacağını açıklayan Burkay, Hak ve Özgürlükler Partisi (HAKPAR)’ı kendisine yakın hissettiğini belirterek, bu anlamda siyasete bu partide devam edeceğini söyledi. BDP’nin politikalarını benimsemediğini dile getiren Burkay, seçim sürecinde BDP’den gelecek her teklife soğuk bakacağını sözlerine ekledi.
HABER MERKEZİ
Gündem





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.