Yüreğime sıkıntı düştüğünde, doğrulup şiirin peşine düşerim rahatlamak için. Şiir şuurumu ayıltır çünkü. Tatlı bir esinti gibi süzülür ruhuma. Beynim beni ifadede kifayetsiz kaldığında birkaç mısra kifayet edebilir karmaşıklığıma. Ağlamak… Yada ağlayan bir şiirin gölgesinde biraz dinlenmek. Ve hayatımızda eksilmiş hayatı alıp hayata dönmek. “Hayatsız hayatlara hayat olan”, şiiri şuurla birleştiren bir şair kalemde derman bulmak… Bir yol bulmak derdimize, bir kapı bulmak… A. Ali Ural’ın ifadesiyle; “Her şiir bir salkım anahtar. Açıyor mu kapıyor mu? Açarken kilitliyor, kilitlerken açıyor.” Evet, açarken kilitliyor, kilitlerken açıyor. Gamlı yüreğe süzülen bir şiiri paylaşmak istedim. Yağmur Dergisi’nde okuduğum bu şiir içime oturdu sanki, çıkarayım dedim.
Suya benziyormuş ilk bakışlarım Hüznümü aydan sağmış ebeler Gülmesine gülecekmişim lâkin Bir ceylan kaçırmış gamzelerimi ‘ilk ağız’ süt diye gam emzirmişler
Bin bir gece sürmüş ilk masallarım Yer yer beşiğimi sıtma sallarmış Susmasına susacakmışım lâkin Kulağımda acemaşiran ninniler Şehla bakışımda bir ateş kalmış
Nice derin uykularda kalmışım Kekik koklatmışlar nar içirmişler Uyanmasına uyanmışım lâkin Yüreğimde Torosların sarplığı Dilimde kan gibi bir allık kalmış
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.