Sigara içilen evde astım riski daha fazla

Sigara içilen evde astım riski daha fazla

Konya Vakıf Hastanesi Dahiliye uzmanı Dr. Mustafa Bilgi, sigara içilen evlerde yaşayan bebeklerdeki astım riskinin içilmeyen evlere göre 3 kat fazla olduğunu açıklayarak, astım hastalığının şeker hastalığı ve tansiyon gibi sürekli bir hastalık olduğu için


Allerjik bünyenin oluşmasında ve astımın ortaya çıkmasında özellikle yaşamın ilk 2-3 yılında bebeğin karşılaştığı çevresel faktörlerin çok önemli olduğuna vurgu yapan Dr. Mustafa Bilgi, “Yoğun olarak hava yolu ile alınan allerjenlerle karşılaşması, evde sigara içilmesi, viral solunum yolu enfeksiyonları, hava kirliliği, nemli ve kapalı ortamda yaşanması gibi değişik çevre faktörleri astımın ortaya çıkmasında rol alır. Genetik yatkınlığı olan bebeklerde yaşamın ilk yıllarında allerjik maddelerle yoğun olarak karşılaşma bilinen en önemli çevresel risk faktörüdür. Bebeklik döneminin sürekli ev içerisinde geçmesi nedeniyle bu dönemde karşılaşılan allerjik maddeler genellikle ev tozu akarı (mite), evde beslenen kedi, köpek ve hamam böceği gibi iç ortamdan kaynaklanan allerjik maddelerdir” dedi.
Bebeklik döneminde evde sigara dumanına maruz kalan kişilerde solunum yolu enfeksiyonları, bronş allerjisi, astım ve diğer solunum sistemik hastalıkları daha sık görüldüğüne dikkat çeken Bilgi, şöyle devam etti: “Bebeklerde sigara dumanı ortamdaki allerjik maddelere karşı hassasiyeti arttırmaktadır. Sigara içilen evlerde yaşayan bebeklerdeki astım riski içilmeyen evlere göre 3 kat fazladır. Gelişmiş toplumlarda sanayileşme, egzoz gazları dış ortam havasını kirletirken, ev içinde kullanılan sobalar, fırınlar ve yeni tip inşaat malzemeleri de (boyalar, vernikler) iç ortam havasının kirlenmesine neden olmaktadır. Oluşan hava kirliliği kişinin allerjik maddelere karşı hassaslaşmasını ve astımın ortaya çıkmasını kolaylaştırır.”
Astım hastalığının şeker hastalığı ve tansiyon gibi sürekli bir hastalık olduğu için tedavide aile ve psikolojik desteğin ilaçlar kadar etkili olduğunu vurgulayan Bilgi, “Tedavide ağızdan alınan ilaçların yanında değişik tipte püskürtme veya içine çekme tarzı cihazlarla solunum yoluna verilen ilaçlar kullanılır. Kullanılan ilaçların bir kısmı rahatlatıcı, bir kısmı da hastalığın sinsi ilerlemesini yavaşlatıcı türdendir, ilerlemeyi durdurucu ilaçların faydalı olabilmesi için devamlı alınması gerekir. Maalesef bu tür ilaçlar halk arasındaki bağımlılık yapar gibi yanlış bir inanışla hasta tarafından bırakılmaktadır. Hasta doktora değil de nedense komşusunun sözüne inanmayı tercih eder. Oysa bilmelidir ki hiç bir doktor hastanenin önünden tesadüfen geçen bir adamın kolundan tutup fıs fıs başlamaz” dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.