Bir sezonun ardından iki önemli konu yazılır…
Bir, başarının öyküsü…
İki, başarısızlığın öyküsü…
Ancak Konyaspor için madalyonun iki yüzünü görmek gerekir.
Kötü yönetilen, daha doğrusu yönetilemeyen bir dönemden geçip, “düşmeyelim yeter” nidalarının söylendiği ortamdan, duruşu, özverisi, Konya sevdalısı Ahmet Şan başkanlığında güven veren bir yönetimle süper lig’i son maçlarda eliyle rakiplerine hediye eden Konyaspor’a uzanan bir sezonun hikâyesi.
Yaşananları temcit pilavı gibi tekrar yazmaya gerek yok, gerek bu satırları okuyanlar, gerekse Konyaspor kamuoyu gelişmeleri “iliklerine” kadar biliyor. Tekrar yazıp, sinirleri bozmaya, unutmaya çalıştığımız acemilikleri tekrar hatırlamaya hiç gerek yok.
Yaşanan süreci düşünüp baktığımızda bitirilen noktayı başarı sayabiliriz. Ancak yaşanan bunca şeye rağmen, takımın son haftaya kadar getirdiği ve elindeki şampiyonluğu teslim ettiğini de düşününce sonu “başarısız” bir sezon değerlendirmesini de makul sayabiliriz.
Süper lig’e Konya, şehir olarak inanmasa da mevcut genç kadronun, tecrübeli yerli ve yabancı oyuncularla yakaladığı sinerji, son haftaya kadar zirve mücadelesinin içerisinde yer almamızı sağladı. Bu anlamda Konyasporlu teknik heyeti, futbolcuları tebrik etmek ve emeklerine saygı gösterdiğimi ifade etmek isterim.
Ancak kötü oynayıp kazandığımız Sakaryaspor maçı ile başlayan düşüş, rakiplerin taktiğimizi çözmesine ve kısıtlı kadro içinde buna çözüm üretemeyen Osman Özdemir’in eleştirilmesi kadar doğal bir sonuç da olamazdı. Herkes bilir ki, bir kaptanın gemisini limana getirip getirmediğine bakılır, yaşadığı fırtınaların ve zorlukların o geminin içinde olmayanlar için veya o geminin ilk sıraya limana gelmesinden başka sonucu kabul etmeyenler için bir önemi yoktur. Bu pencereden baktığımız zaman Konyaspor teknik heyeti gemiyi limana ilk 3 sırada getirememiştir. Teşekkürün yanında bu öz eleştiriyi de yapmak gerekir.
Bence iç sahada kaybedilen Çaykur Rizespor karşılaşması sezonun ilk ve en önemli kırılma maçlarından biriydi. Sonrasında kadro derinliğinin sağlanamaması, zirve stresinin kaldırılamaması ve iç saha maçlarının kabusa dönmesi… Play-Off’ta patlayan balonumuz. Balonun içinden çıkan sezonun yükünü çeken isimler: Pawelek, Erdinç, Selim, Mehija, biraz Recep, biraz Tolga…
Yeni bir sezon bizi bekliyor. Bu kez daha zor… Sanırım hangi takımların birinci lig’de olduğunu saymaya gerek yok. Ahmet Şan ve yönetimini zorlu bir süreç bekliyor. Zor zamanda takıma sahip çıkan bu ekibe tam destek vermek gerekir. İşimiz gerçekten daha da zor.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.