Seçimde adaletsizlik var

Seçimde adaletsizlik var

Seçimde adaletsizlik var

Yaklaşan 12 Haziran Genel Seçimleri öncesinde gazetemize değerlendirme yapan Saadet Partisi Konya Milletvekili Adayı Mustafa Özkafa, bazı partilerin seçim için Devlet Hazinesi’nden yardım aldıklarını belirterek, böyle bir seçimin adaletsiz olduğunu söyledi

İki dönem Karatay Belediye Başkanlığı ve Konya Büyükşehir Belediyesi’nin 1999–2004 yılları arasında Başkanlığını Mustafa Özkafa Konya’nın saygın şahsiyetleri arasında yer alıyor. 12 Haziran Genel Seçim’inde Saadet Partisi Konya 1. sıra milletvekili adayı olan Mustafa Özkafa ile seçim süreci ve ülke sorunları üzerine konuştuk.


Sorularımıza açık gönüllükle cevap veren milletvekili adayı Mustafa Özkafa, “Ülke insanın 3 önemli sorunu bulunuyor. Bunların birincisi ahlaki değerlerin tahribi, ikincisi milli birlik ve beraberliğin tehdit altında tutulması ve sonuncusu da ülke ekonomisinin yabancılara teslim edilmesidir. Bu sorunlar devam ettiği sürece ülkemiz gelişemeyecektir” dedi. 12 Haziran Genel Seçimi’nde adaletsiz bir yarışın olduğunu aktaran Özkafa, “Bazı partiler seçim desteklemesi amacıyla Devlet Hazinesi’nden 200 trilyon alıyor ama biz 5 kuruş almadan aynı partiyle mücadele etmek zorunda kalıyoruz” diye konuştu.
Siyasi parti liderlerinin kendi aralarındaki kavgalarını da değerlendiren milletvekili adayı Mustafa Özkafa, “Parti liderleri horoz dövüşü gibi birbirleriyle kavga ediyorlar. Seçim öncesi projelerin konuşulması gerekirken bu tartışmalarla ülke gündemi değiştiriliyor. Bu kavgalar 650 TL’lik asgari ücretin, işsizliğin, dünyanın en pahalı benzinini kullanan ülkemizin sorunlarını örtbas etmek için yapılan senaryolardır. Biz bu senaryoyu bozacağız. Tüm ülke insanı bizim yaptığımız hizmetleri biliyor. Bu ülkede işçiye, emekliye, memura yüzde 100’e varan zammı bizim partimiz verdi. Şu an ülkemizin birçok sorunu bulunuyor. Bu sorunların çözümü ve kurtuluşu bizim partimizdedir. Ülkemizin kurtuluş yolu Milli Görüş’tedir. Milli Görüş’ün partisi Saadet’in Meclis’e girmesi gerekir. Eninde sonunda ülkemiz Milli Görüş ve onun kadrosuyla yönetilecektir. Gelin kuru inatlaşmayı bırakalım ve Milli Görüş’le ülkemizi yönetelim. Biz bu hedefe varacağız” ifadelerini kullandı.

* 24. Dönem Parlamentosu için yapılacak olan 12 Haziran Genel Seçim çalışmalarınız değerlendirebilir misiniz?

- Seçimler malumunuz yarış olarak telakki ediliyor. Ancak ortada adil bir yarış yok öncelikle bunu belirtmemiz gerekiyor. Merhum Prof. Dr. Erbakan Hocamız çok güzel bir isim koymuştu bu hadiseye; bir demokrasi var olması gereken, bir de demokratül var bu da Türkiye’de olan şey. Demokratülde seçim döneminde devlet bir partiye 200 trilyon para verecek. Diğerine ise 5 kuruş vermeyecek. Ülkemizde böyle bir ortamda seçim yapılıyor. Bu nedenle seçimler adil olmuyor. Biz geçen seçimlerde 5.5 oy almıştık. Önümüzdeki seçim sürecinde devlet hazinesinden hiç para alamıyoruz. Bazı partiler devletin tüm olanaklarını kullanıyor üstelik bir de yardım alıyor. Ayrıca biz birkaç yıl veya birkaç gün önce kurulmuş bir parti değiliz ki devletten para isteyelim. Biz iktidar olmuş, mühim hadiselere karşılaşmış bir partiyiz. Başbakan bir yerde miting yaptığında 30 ulusal kanalın en az 20 tanesi canlı yayın yaparak tüm insanlara ulaşmasını sağlıyor. Ama biz insanlara sesimizi duyurmak için sokak sokak, köy köy dolaşmak zorunda kalıyoruz. Bu durum beynelmilel güçlerin ve Türkiye’deki bir takım mihrapların ortaya koydu yapıdır. Biz bunu reddediyoruz. Bu adaletsiz hali, durumu bozması için halktan bunu yapmasını istiyoruz. Senin ilahine şartlar işlensin diye bunlar yapılıyor. İşçi 650 TL’ye boyun eğsin, emekli üç kuruş maaşıyla tutunsun diye bunlar yapılıyor. Bu adaletsiz durumdan dolayı biz halkı uyanık olmaya davet ediyoruz.

*Devlet hazinesinin belirli bir oy alan partilere yaptığı seçim yardımı alamamanıza rağmen Saadet Partisi olarak hedefiniz ve beklentiniz nedir?

- Biz bu adaletsiz duruma boyun eğen bir partiyiz değiliz. Biz güçlü bir partiyiz. Örneğin geçen Ereğli’ye gittik. Teşkilatımız hazırlıklarını yapmış. Ereğli’de yayın yapan 2 televizyonda yayın yaptık. Ereğli’deki sivil toplum kuruluşlarıyla görüştük. Belde belde gezerek vatandaşlarla buluştuk. Her şeye rağmen teşkilatlarımız çalışıyor. Bu adaletsiz duruma karşın biz ayaktayız. Biz Saadet Partisi olarak köklü ve güçlü bir partiyiz. Biz ülkeye iz bırakmış partiyiz. Biz bu enerji ve güçle dolu dolu seçim çalışmalarımızı her şeye rağmen yapıyoruz.

* Medyada çıkan anketlerde ve bazı köşe yazarlarına göre Saadet Partisi’nin baraj sorunu olduğu söyleniyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, partiniz baraj sorunu var mı?

- Barajlar milletin önüne konmuştur. Halk kandırılarak oyun boşa gider propagandası yapılıyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’ye kızıyorsan oyun boşa gitmesin aman Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’ye gel. Tam tersi AKP’ye kızıyorsan oyunu CHP’ye at deniyor. Bu 40 yıllık oyundur. Biz bu oyunu, tiyatroyu 40 yıldır izliyoruz. Bu oyunun kurucuları Süleyman Demirel, Turgut Özal’dır. Onlar bunu yapmıştır. Arena aynı arenadır. Oyuncular farklı ama oyun aynı oyundur. Bu hadise şudur; en büyük zenginlikleri Allah (CC) lütfetmiş, o zenginlikler dış ülkelere pompalanmıştır. Bizim halkımız ise sınırlı kaynak ve gelirlerle hayatını sürdürmeye çalışmıştır. Biz en iyi neticeyi almak için çalışacağız. Biz halkımıza diyoruz baraj sizin önünüze konmuştur. Halkın önüne baraj sorunu koyarak halkın zihnindeki parti değiştiriliyor. Halk, ‘benim yüzümü güldürmeyen partiye oy vermemeliyim’ demeli. Bir önceki seçimlerde halk böyle kandırıldı ve oyları alındı. Ülkeye hizmetlerine baktığımızda sıfır. Asgari ücret ortada. Dünyadaki Müslüman ülkelerdeki savaşlar ortada. Peki, siz halkın oyunu ne şekilde istediniz, buna karşılık halka ne verdiniz, hiçbir şey. Bu itibarla millet sorunun çözümünü bekliyorsa adres Saadet Partisidir. Biz bunu sadece sözle belirtmiyoruz. Biz geçmiş dönemlerde halkın beklediği hizmeti yaptık. Ülkemizde ilk denk bütçe bizim partimiz liderliğinde yapıldı. Ülkeye ağır sanayi hamlelerini bu parti gerçekleştirdi. İşçiye, memura, emekliye bu parti yüzde 100’lere varan zammı yaptı. Biz geçmişte yaptık yine yaparız. Biz iktidar olduk D-8’i kurduk, Kıbrıs Harekatını yaptık. Bizim iktidarımızda bütün halk müreffeh oldu. En önemlisi ise biz bu hizmetleri koalisyon hükümetinde ve 1 yıl süren liderliklerde yaptık. Biz halka hizmet verdikçe önümüz kesildi. 4 partimiz kapatıldı. Liderlerimize siyaset yasağı getirildi. Bizim önümüz 28 Şubat süreçleriyle engellendi. Bizim önümüz milletin önüdür. Partimizin önüne engeller konarak aslında milletin önüne engeller konuldu.

* Siyasi parti başkanları arasındaki söz düellosunu, tartışmayı nasıl karşılıyorsunuz. Projelerin konuşulması gerekirken birbirlerine karşı laf atarak oy bekliyorlar. Bu durum hakkında neler söyleyebilirsiniz?

- Dünyada ve ülkemizde iki oyun var. Bu oyunlar büyük oyun ve küçük oyun. Büyük oyun; bütün İslam ülkelerinin kaynakları alınarak, birbirleriyle didişme, kavga etme içerisinde bir yapıda olmaları. Bu yapı içerisinde yaşanan durumları bahane ederek İslam ülkelerinin işgal edilmesidir. Irak, Afganistan ve Libya’da olduğu gibi. Dünyanın en değerli yeraltı kaynakları petrol ve doğalgazın büyük bölümü Müslüman ülkelerinin elinde. Bazı güçler Müslüman ülkelerdeki bu kaynakları almak için bu büyük oyunu gerçekleştiriyor ve bu kaynakları sömürüyor. Küçük oyun ise horoz dövüşüdür. Ülkemizde olduğu gibi. Sen şöyle dedin sen böyle dedin. Yok, sen Recep Bey dedin. Bunlarla zamanımız geçiriliyor. Böyle bir seçim olmaz. Ama bu horoz dövüşü 650 TL’lik asgari ücreti örtbas etmek içindir. Dünyanın en pahalı benzini kullanan ülkenin sorunu örtbas etmek içindir. Bu horoz dövüşünün özü budur. Böyle bir tartışma ortamında halk derdini unutuyor liderlerin kavgasına bakıyor. Milletin bu oyunlara meyil vermemesi gerekir.

* Milliyetçi Hareket Partisi’ndeki kaset skandallarını nasıl değerlendiriyorsunuz. Yaşanan durum neyi getirecektir?

- Bu kasetler ve kasetlerde yer alan kişiler, bu ülkenin idarecileri, ülkenin içinde cereyan ettiği ortamda ülkemizin geldiği noktayı göstermektedir. Bu olaylar ülkenin geldiği durumun acı bir enstantanesidir. Bir ülkede 71 milyon insanının sorunları bulunuyorken ülke nasıl ileriye doğru atılım yapar, işsizler nasıl iş bulur, üniversite okuyan insanlar nasıl istihdam edilir, yaşanabilir bir Türkiye nasıl kurulabilir konuları üzerinde çalışılması gerekirken, ülkenin gündemi bu olumsuz olaylarla geçiştiriliyorsa ülkede yapılmak istenen oyun devam ediyor demektir. Bu yaşanan durum ülkenin gelişmesini geciktirmektedir. Ülkeye zarar vermektedir.

* Çiftçinin, esnafın, emeklinin, işçinin derdi nedir? Seçim çalışmalarında bu insanlarla görüştüğünüzde siz siyasetçilerden ne bekliyor?

- Halkımızın esas problemi, beynelmilel güçlerle kurulmuş olan medya sistemiyle halkımızın yanlış bilgilendirilmesi ve halkın yanlış yönlendirilmesidir. Ülkenin bütün kuruluşlarını yabancıların eline geçirdiler. Bu kuruluşlar, devletin elindeyken zarar ediyor. Özelleştirme yapılarak bu zarar kâra çevrilmelidir. Ama asıl büyük zarar şimdi oluyor, bunu kimse görmüyor. Halka gösterilmiyor. Devletin elindeyken kurumun zarar etmesi önlenmeli ve önlenebilir. Özelleştirmeye gerek yok. Yabancı ülkelere ait şirketlere verilen özelleştirmeden ülkemize ne yarar var. Şirket kazandığı parayı kendi ülkesine götürüyor. Ülkenin kazandığı bir kâr yok ki. Ülke kurulmuş tam hızla çalışan kurumlarını özelleştiriyor. Mesela Telekom, her şeyi bitmiş yapılmış. Bundan sonra kâra geçecek ama özelleştiriliyor. Niye özelleştirildiğini anlamakta güçlük çekiyoruz. Halkımızın birinci derdi gerçeklerden mahrum bırakılması ve yanlış yönlendirilmesidir. Biz Saadet Partisi olarak bunu yıkmak için varız.  Özelleştirmenin neye hizmet ettiğini halkımızın bilmesi gerekir.


* Genelde Türkiye’ye özelde ise Konya yatırımlarda ne durumda. Sizin Başkanlığınız sonrası Konya’ya büyük bir yatırım oldu mu?

- Biz ülke olarak büyük bir ülke ve şehir olarak büyük bir şehiriz. Zaman içerisinde yatırımlarımız elbette olacaktır. Ama bu süreçte bizimle emsal olan ülkelerle ve şehirlerle karşılaştığımızda ne durumdayız. Asıl mukayese bu şekilde yapılmalıdır. Mesela Alman Başbakanı 5 ay önce Türkiye’ye geldi, Almanya Başbakanı uçaktan indikten sonra sağına ve soluna baktı hep kendi ülkesinde üretilen arabalar. O başbakan gururlanır. Biz hâla arabamızı üretemiyoruz. Yatırım olacaksa buna bakılmalıdır. Ülkeye devlet eliyle yapılan en son büyük yatırımı Merhum Erbakan Hocamız yapmıştır. Ülke genelinde olduğu gibi Konya’mızda da büyük bir yatırım olmamıştır. Ülkemiz insanın birçok sorunu bulunuyor. Bu sorunlarda 3 unsur öne çıkıyor ve bu unsurlar çok çok önemlidir. Nedir bu 3 önemli sorun:
1-) Ahlaki değerler tahrip edilmektedir. Aile yapısı yıkılıyor. Evlenme sayısı azalıyor, boşanma sayısı artıyor. İlkokullarda öğrenciler uyuşturucu kullanıyor. Televizyon dizilerinde toplumun değerleri erozyona uğratılıyor.
2-) Milli birlik ve beraberliğin tehdit altında tutularak ülke bütünlüğün yıkılmak istenmesidir. Başbakan Hakkari’ye gidiyor. Bir örgüt çıkıyor ve halka diyor tüm dükkanları kapatacaksınız. Şehirdeki tüm esnaf birkaç nöbetçi esnaf hariç herkes dükkanını kapatıyor. Burada devlet gücü ne hale gelmiş ortaya çıkıyor. Üstelik Başbakan bunu kükreyerek söylüyor. Terör örgütü elebaşı 15 Haziran diye ülkeyi tehdit ediyor. Ama bu unsur medyamızda hiçbir şekilde yer almıyor. Bu durum kabullenir gibi değil. 15 Haziranda ne olacak. Biz 12 Haziran Genel Seçimi’nde parlamentoda yerimizi aldığımız anda yeni bir devir başlar. Milli Görüş parlamentoya girmemesi için mücadele veriyorlar. Partimizin mensup olduğu Milli Görüş Meclis’e girmezse ülke olarak büyük bir fatura ödeyeceğiz. Biz tüm dünyadaki Müslümanların bir olması için çalıştık. Partimiz bir zamanlar sürekli olayların çıktığı Güneydoğu’da oyların 4’te 3’ünü alıyordu. Biz birliğin teminatı bir partiyiz. Böylesine kardeşliği sağlayan partiyi kapatarak ülke bu duruma getirildi. Bizim kardeşliği kurduğumuz durumu yıkan kişiler utansın, arlansın.
3-) Ülke ekonomisinin yabancılara teslim edilmesidir. Bu üçü birbiriyle bağlantılıdır. Ülkemizin son 3 yılın vergi rekortmenlerine bakılsın. İlk 100 kuruma bakıldığında ilk 27’si bankalar. Bu bankalarında çoğunluğu yabancıların elindeki bankalar. Mesela 2010 yılında vergi rekortmeni olan Garanti Bankası. Özelleştirilerek İspanyalı bir şirkete verilen banka. İşte ülke tablosu bu. Almanya’ya bakıldığı zaman ülkede vergi rekortmeni olan şirket ülkesine ait bir araba üreticisi. Ayrıca Almanya’nın ilk 3 vergi rekortmeni ülkemizin bir yıllık bütçesine denk. Almanya’da bir şirket bünyesinde 386 bin kişi bir diğeri 310 bin kişi çalışıyor. Biz soruyoruz Başbakan’a ülkemizde bir çatı altında 10 bin kişinin çalıştığı bir yer açtınız mı? 10 yıldır iktidardasınız.

*Saadet Partisi’nin projeleri nelerdir?

- Milli Görüş’ün partisi Saadet’in kesinlikle parlamentoya girmesi gerekir. Hiçbir parti ülkemizin kronikleşmiş sorununu çözemez. Almanya’nın Almanya olmasının sebebi Alman Milli Görüş’üne göre yönetilmesidir. Ülkemizin de gelişmesi için Milli Görüşle yönetilmesi gerekir. Ülkemiz Avrupa Birliği’ne girmek için 40 yıldır kapının önünde bekliyor. Bu her şeyden önce onur ve şerefimizi alır götürür. Sayın Egemen Bağış çok seviyorsa Avrupa Birliği’ne girsin. Milletlerin ekonomisini, askeriyesini kendi öz değerleriyle şekillendirmelidir. Biz Avrupa Birliği’ne gireceğiz diye değişiklik yapmadığımız değerimiz kalmadı. Ama sonuçta hâla giremedik. Girmeyelim de.  Yahu bir ülke alınmadığı bir birlik için 40 yıl bekler mi? Bu nerde görülmüş. Bu 40 yıllık bekleyiş bizden çok şey götürdü. Ülkemiz kaybettiklerini kolay kazanamayacaktır. Partimiz bu nedenlerden ve sorunlardan dolayı parlamentoya girmelidir. Eninde sonunda ülkemizi Milli Görüş ve onun kadrosuyla yönetilecektir. Gelin kuru inatlaşmayı bırakalım ve Milli Görüş’le ülkemizi yönetelim. Bu ülkemizin kurtuluşudur. Biz bu hedefe varacağız.
MUSTAFA AKÇA

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.