Ramazan fırsatı kaçırılmamalı

Ramazan fırsatı kaçırılmamalı
Ramazan ayının günahlardan arınma ayı olduğunu aktaran Prof. Dr. Hüsamettin Erdem, insanların bu ayın faziletini kaçırmamaları gerektiğini belirterek, bol bol ibadet yapılması gerektiğini söyledi
Ramazan ayının günahlardan arınma ayı olduğunu aktaran Prof. Dr. Hüsamettin Erdem, insanların bu ayın faziletini kaçırmamaları gerektiğini belirterek, bol bol ibadet yapılması gerektiğini söyledi
Ramazan ayını fırsat bilerek günahlardan arınmak için elden geldiği kadar ibadet edilmesi gerektiğini vurgulayan Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüsamettin Erdem,"Ramazan ayı günahlardan arınma ve bağışlanma ayıdır. Ramazan ayı içinde tuttuğumuz oruç ta, insanlara bireysel faydalarının yanında toplum huzurunu sağlar. İnsanların bu ayı fırsat bilmesi gerekiyor" dedi. Ramazan ayı içinde insanların başının gözünün sadakası olarak verdiği fitre ve zekat ibadeti hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Hüsamettin Erdem, fitre ve zekatın kimlerin ve kimlere verileceği ile ilgili bilgi verdi.
(PROF. DR. HÜSAMETTİN ERDEM İLE RAMAZAN AYI VE ORUÇ İBADETİ ÜZERİNE-2)
* Ramazan sadece aç kalma, iftarlarda da süslü sofralarda karnı doyurma ayı olmadığına göre sosyal adalet-paylaşım açısından neler yapılması gerekir?
- Hayatında açlık nedir bilmeyen bir insan yoksulların çektiği açlık ve sıkıntıyı gereği gibi anlayabilir mi? "Bir eli yağda, bir eli balda" olan varlıklı bir kimse yoksulların çektiği ıstırabı yüreğinde duyabilir mi? Elbette ki, gereği gibi duyamaz. Fakat oruç tutan kimse açlığın ne demek olduğunu bizzat tatmış olduğundan yokluk içinde kıvranan fakirlerin, kimsesizlerin çektikleri sıkıntıları içinde duyarak şefkat ve acıma duyguları gelişir. Bunun sonucu olarak da fakirlere yardım elini uzatarak sıkıntılarını giderir, toplumun huzur ve mutluluğuna katkıda bulunur.
Dinimiz, bütün Müslümanları tek bir vücut gibi kabul etmiş, Müslümanların birbirlerinin dertleri ile ilgilenmelerini istemiştir. Ramazan ayının bir özelliği de bu ayda inananlar daha çok birbirini korur ve kollar, birbirini daha fazla görüp gözetir ve daha çok cömertleşir. Hz. Peygamberi bu hususta da örnek alır. Çünkü Hz. Peygamber cömert bir insandı; ama o Ramazan ayında her zamankinden daha da cömertleşir, adeta esen rüzgâr gibi elinde avucundakini etrafındaki fakir ve muhtaç olan insanlara saçardı-dağıtırdı. Bu hususa vurgu yapmak için Hz. Peygamberimizin eşi Hz. Aişe diyor ki: "Allah'ın Rasûlü üç gün peş peşe karnını hiç doyurmamıştır. İsteseydi doyururdu. Lâkin o, yoksulları doyurup kendisi aç kalmayı tercih ederdi." Onun ahlâk ve fazilet dolu yaşayışını örnek alan Müslümanlarda da aynı davranışları görüyoruz. Mesela Hz. Ömer'in halifeliği zamanında dokuz ay süren bir kıtlık olmuştu. Ömer, "ihtiyaç sahipleri bize gelsin" diye halka duyuru yapmış; kendisi de, Müslümanlar bolluğa kavuşuncaya kadar ekmekle beraber zeytinyağından başka katık yemeyeceğine yemin etmişti.
'ORUÇ BİREYSEL FAYDASININ YANINDA TOPLUM HUZURUNU SAĞLIYOR'
Görüldüğü gibi orucun bireysel olarak pek çok faydaları yanında toplumun huzuruna ve istikrarına da sağladığı pek çok önemli fayda ve katkıları vardır. Öncelikle oruç, insanın şefkat, merhamet ve cömertlik duygularını geliştirerek bunun topluma sevgi, saygı, paylaşma ve başkalarına yardım elini uzatma şeklinde yansımasını sağlamaktadır.
Bu ayda merhamet duygularının sosyal hayata yansıması olarak tezahür eden bir başka eylem de, patron ve amirlerin emri altında çalışanların işlerini hafifletmesi, onların ibadet etmelerine imkân verip kolaylık göstermesi, bu nedenle bu patron ve âmirlerin bağışlanmasına ve Cehennem ateşinden korunmasına neden olur. Çünkü Ramazan ayında, Hz. Peygamber esirleri azat eder, her istenilen şeyi isteyene verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer. Bu ayda açıktan oruç yiyen, bu aya saygısızlık ve hürmetsizlik etmiş olur. Namaz kılmayan, bir takım diğer dini vecibeleri yerine getirmeyen bir kimsenin de oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Namaz, insanın yapması gereken Allaha karşı ayrı bir borcudur, oruç ayrı bir borcudur. Bunların da orucu kabul olur ve imanlarına oruçları şahitlik eder.
* Fitre ve zekât ibadetinin incelikleri nelerdir? Hangi dönem içerisinde fitre ve zekâtların verilmesi uygundur?
- Müslümanlar genel olarak zekâtını, fıtır sadakası (fitre) denilen yaşamış olmasının şükür bedelini bu ayda öder, daha fazla sevap kazanmak için sadakasını, davetlerini bu ayda yaparlar. Esas olan fitreyi Ramazan içinde Ramazan bayramından önce vermektir. Veremeyenler Bayram sonrasında da verebilirler.
FİTRE, İNSANLARIN BAŞININ GÖZÜMÜNÜN SADAKASIDIR
Sadaka-ı Fıtır (Fitre), Ramazan bayramından önce verilmesi gereken ve her zengin sayılan –buradaki zenginlik ölçütü zekattaki gibi- Müslüman için vacip olan bir sağlığımızın zekâtı, başımızın gözümüzün sadakası, sıhhat ve selametimizin bedelidir. Zengin sayılmasa bile sadaka verecek durumda olanların vermesi çok makbul ve sevap olan bir yardım şeklidir. Çünkü Hz. Peygamber (SAV): “Yarım hurma ile bile olsa sadaka verin” buyurmuştur.
Fitrenin ne kadar olacağını genelde o mahallin müftülükleri bulundukları yerlerin geçim şartları ve durumuna göre belirlemektedir. En uygun olanı ise bir aile kaç kişi ise o ailenin toplam bir aylık mutfak harcamalarının toplamı kişi başına bölünür, çıkan rakam tekrar otuza bölünür ve bir günlük kişi başına harcanan meblağ tespit edilir. İşte bu rakam bir kişinin vereceği hem en ideal fitredir, hem de bir kimse çok yaşlı, zayıf ve takatsiz ise ve oruç tutamıyorsa bu kimselerin tutamadığı günlerine karşılık vereceği fidye bedelidir, yani bir fitre tutarıdır. Küçük çocukların fitresini zengin olan baba veya anneleri verirler. Koca, eşi zengin değilse onun fitresini verebilir, hatta vermelidir. Fitre zekât verilebilen kimselere verilir, zekât verilmeyecek kimselere fitre de verilmez. Bir fitre bölünmeksizin bir kişiye verilir. Ama fitre sayısı çok ve rakamlar büyük ise birden çok kimselere verilebilir.
'ZEKAT ZENGİN SAYILAN HER MÜSLÜMANA FARZDIR'
Zekâta gelince, zekât İslam’ın beş şartından biri ve mal ile yapılan bir ibadettir. Zekât zengin sayılan her Müslüman kadın ve erkeğe farzdır. Her zengin Müslüman’ın senede bir kez malının kırkta birini (%2.5) fakirlere vermesidir. Bunun belirli bir zamanı olmamakla, her zaman verilebilmekle beraber ülkemizde Müslümanlar bu mali ibadeti de Ramazan ayına denk getirirler.
Zekatı zengin kimseler verir. Zengin kim sorusunun cevabı ise: Bir kimsenin borçlarından ve geçimini sağlayacak miktarda geliri dışında üzerinden bir yıl geçmiş en az 80,18 gram altını veya bunun değeri kadar parası ve kıymetli takı eşyası, ticaret malı olan, 40 koyun veya keçisi, 30 sığırı ya da 5 devesi olan dinen zengin sayılır ve bunların zekât vermesi farzdır.
Zekâtı fakirlere, borçlulara, parasız kalmış yolculara, ilim irfanla uğraşan yeterli ekonomik gücü olmayan öğrencilere, kalbi İslam’a ısındırılması uygun görülenlere zekât verilir. Ana-baba, dede ve ninelere, oğul, kız ve torunlara, eşler birbirine, zekât veren zenginlere, Müslüman olmayan fakirlere, cami, çeşme, okul, hastane yaptırma ve onarma işlerine zekât verilmez.
ZEKAT, SOSYAL YARDIMLAŞMA VE KAYNAŞMA VASITASIDIR
İslam’ın en önemli sosyal yardımlaşma ve kaynaşma vasıtası olan zekât, fitre, sadaka vb. diğer yollar insanları kaynaştırmakta, sosyal tabakaları birbirine yaklaştırmakta, insanların refah ve mutluluğu paylaşmalarına yardımcı olmaktadır. Sonuç olarak mübarek aylarda, günler ve vakitlerde, özellikle bu Ramazan ayında günahlardan titizlikle uzak durmaya çalışmalıyız. Bu günlerde itaatimizi, ibadet ve her çeşit hayır ve hasenatımızı artırmalıyız. Bu ayda kılınan nafile namaz, okunan Kuran, yapılan zikir, verilen sadaka ve diğer bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz da, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar yaptıranın küçük günahları af olur; Cehennemden korunur. Zira Allahın sevdiği kimseleri faziletli vakitlerde faziletli amellerle meşgul kılar. Buğuz ettiği kul ise; faziletli vakitlerde kötü işlerle meşgul olur. Kötü işlerle meşgul olanın bu hareketi azabının daha şiddetli olmasına ve Allah’ın ona daha çok buğuz etmesine sebep olur. Çünkü o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrum kalmış ve onun hürmet ve şerefini çiğnemiş olur.
Bu nedenle bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allah’ın razı olduğu işleri yapmalıdır. Çünkü Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.
(MERHABA)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.