Psikolojileri bozuldu

Psikolojileri bozuldu

Son yıllarda çocuklarda doyumsuzluk ve tatminsizliğin arttığını belirten Işıl Yenikaynak, “Çocuk kendini ailesine anlatamıyor ve aile çocuğunu anlayamıyor. Aile, 'Daha ne yapacağım?' diyor ama bu çözüm değil” dedi

Teknolojinin gelişimi ve hayat standartlarının artması çocuklarda yeni psikolojik rahatsızlıkların kaynaklanmasına neden oluyor. Özellikle ergenlik dönemine giren çocuklarda doyumsuzluk ve tatminsizlik oluşuyor. Aileler ise, “Şimdiki nesil çok başka. Biz böyle değildik” diyerek çocuklarının istek ve beklentilerini anlayamıyor. Henüz küçük yaşlarda her isteddiğini yaptıran çocuk, ergenlik dönemi ve sonrasında hayattan tat almamaya başlıyor. Bununla da beraber çoçukta, depresif rahatsızlar meydana geliyor.

OTİZMİN BELİRTİLERİ GÖRÜLÜYOR

Yeni jenerasyonda görülen psikolojik rahatsızlar hakkında gazetemize bilgi veren Medicana Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikoloğu Uzmanı Işıl Yenikaynak, artık çocukların teknoloji ile iç içe doğup büyüdüğünü söyledi. Teknoloji ile birlikte artık bilgi çağının yaşanıldığını belirten Yenikaynak, “Fark ettiğim kadarıyla her çocuğun elinde bir telefon, bir tablet bulunuyor. Bu cihazların içerisinde de çok sayıda görsel materyaller bulunuyor. Özellikle dil gelişiminin başladığı 1-1 buçuk yaş arasında çok fazla televizyon ve tablet gibi elektronik cihazlarla haşır neşir olan şeyler bazı gelişim geriliğine neden oluyor. Bundan dolayı da çocukların konuşmasında zaman zaman gecikmeler görüyoruz. Çocuklarda otizmin başlangıcı olan belirtileri görüyoruz. Örneğin çocuk seslenmelere cevap vermiyor. Ama bunun otizm olmadığını, iletişim eksikliğinden kaynaklandığını görüyoruz. Anneler haklı olarak bütün gün çocuklarıyla uğraşamıyorlar. Kendi işlerini hallederken çocuğu televizyonun karşısına koyuyor. Biraz da çocuğun onlarla oyalanarak kendi günlük işlerini yapıyor. Klipler, çizgi filmler ve oyunlar maalesef tek taraflı iletişimin etkili olmasına neden oluyor. Bunun ardından da çocuklarda gelişim bozukluğu meydana geliyor. Çocuklar normalde devamlı bir şeyleri merak eder ve sorar. Beyin hazır olanı aldığı için işleyip kullanıyor” dedi.

ÖZEL GÜÇLERİNİN OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR

“Artık televizyona patates kızartması uzatarak, ekranı seven çocukları görüyoruz” diyen Yenikaynak, çocuklar tarafından durumun içselleşip normale döndüğünü söyledi. Elektronik cihazların çocukların gelişimine olumsuz etki yaptığını belirten Yenikaynak, “Televizyondaki çizgi filmlerde sihir yapmalar, doğa üstü güçleri kullanmalar çocukların soyut döneminde çok fazla etkiliyor. Çocuk kendilerinin özel güçleri olacağına inanıyorlar. Gerçek dünyaya geldiklerinde ise böyle bir şeyin olmadığı gördüklerinde doyumsuzluk ve tatminsizlik başlıyor. Özellikle bu dönemde 0-6 yaş döneminde 15-30 dakika arasında çocukların televizyon ve elektronik cihazların karşısında maruz bırakılmamasını öngörüyoruz. Çocuklarda zaman kavramı yoktur. 10 dakikada 10 saat de aynı şeydir. Ailelerin bu sınırı çok iyi korumaları gerekmektedir.  Çocuklarda depresyonu çok görmeye başladık. Özellikle ergenlik dönemine girilen yaşlarda doyumsuzluk ve tatminsizlik bunların başında geliyor. Ders yükünün de ağır olmasından dolayı sosyal ve akademik başarıyı bir arada götürmek oldukça zor oluyor. Sosyallikle ilgili başarıyı  artırmak akademik başarıyı da artırır. Her çocuğun potansiyeli farklıdır. Ailenin istediğinden ziyade çocuğun ne istediğine bakılmalı. Çocuğun neyi yapıp yapamayacağını anlayabilmek bunun için çok önemli. Matematik başarı akademik yaşamda çok önemli ama bunu ömür boyu kullanmak zorunda değil. Çocuğun ilgisi ve yeteneği dikkate alınmalı” diye konuştu.

ÇOCUKLAR DOYUMSUZ VE TATMİNSİZ

Çağın çocuklarının daha doyumsuz ve tatminsiz olduğunu ifade eden Yenikaynak, “Bunun sonucunda da çocuklar depresif oluyor. Bunun sonucunda da akran ilişkileri bozuluyor ve akademik başarıda düşüş gözleniyor. Çocuklar artık bir şeyler için uğraşma gereği duymuyorlar. Yetiştirme tarzı çok önemli. Çocuğun doğduğu andan itibaren hayatları çocuk oluyor ve bütün dediklerini yapıyorlar. Kendi yapamadıklarını çocuklarının yapmasını istiyorlar. Her şeyi karşılamak istiyorlar. Ancak çocuğun isteme konusunda bir sınırı yok. Çocuklara etkili 'hayır'ı öğretebilmek çok önemli. Eğer çocuk ağlayarak istediğini yaptırabildiğini anlarsa bunu devamlı kullanacaktır. Çocuklar her şeyi deneyip, test eder. Çocuklar ağlar bekler istek karşılanmıyorsa daha çok ağlar. Dil gelişiminin başladığı andan itibaren çocuğu 'hayır'ı öğretebilmek oldukça önemli. Yani ağladığı zaman çocuğu görmezden gelmek önemli. Davranışlar yapılarak pekişir, mahrumiyet bırakılarak da söner.  Yeni jenerasyonu anlamak için ailelerin, mutlaka uzman görüşü alması gerekiyor. Bizde böyle değildi demek hiçbir sonuca ulaştırmıyor. İlerleyen yıllarda da öyle olmayacak. İyi bir psikolojik destek iyi gelecektir. Ailelerin sakin ve tutarlı olması oldukça önemlidir” ifadelerini kullandı.

MEHMET AKİF SÜTÇÜ merhabahaber.com

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum