Peygamberi övmek Allahın ihsanıdır

Peygamberi övmek Allahın ihsanıdır
Konya Aydınlar Ocağının Salı Sohbetlerinde Ya Rasulallah Redifli Naatları dile getiren Konya Kültür ve Turizm Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çıpan, Tevhidin önemine değindi

Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde Ya Rasulallah Redifli Naatları dile getiren

Konya Kültür ve Turizm Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çıpan, Tevhid’in önemine değindi.

 

Çıpan “Klasik Şiir ve Musiki Geleneğimizde” yer alan “Ya Rasulallah” redifli naatları anlatmaya Peygamber Efendimiz’in mühürleriyle başlayarak hat levhalarından Tevhid’in önemine değindi. Osmanlı’daki klasik müzik ve şiir geleneğine Selçuklu’nun beşiklik ettiğini ifade eden Dr. Mustafa Çıpan,  “Na’at sadece Peygamber Efendimiz’e methedilenlere olmalıdır” dedi. Sille Kültür Evi’ndeki sohbeti sunumla gerçekleştiren Dr. Çıpan, bir şairimizin “Muhabbetden Muhammed oldu hâsıl/ Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl” dizelerini hatırlatarak Tevhid’in edebiyattaki tanımı hakkında şunları kaydetti:  “Allah’ın varlığını, birliğini ve O’nun yüceliğini konu edinen şiirlere verilen bir tür adıdır. Arapçada “fısıldaşmak, gizlice söyleşmek” anlamına gelen “münacat”, ıstılah olarak “Kulun Mevlasına yalvarması, yakarması, bağlılığını bildirmesi ve O’nu övmesi” şeklinde ifade edilir.”

Çıpan naat ile ilgili de şunları ifade etti:  “ Na’t ise, sözlükte “vasıf, özellik, övmek” anlamlarına gelmekle birlikte; tasavvufta ‘Vasfedilenlerin, vasfedilenin fiil, hüküm ve ahlakından haber vermesidir”  şeklinde değerlendirilirken edebiyatta da “Mükemmel örnek insan Hz. Muhammed’i övmek maksadıyla kaleme alınan şiir olarak’ tarif edilir. Hz. Peygamber’i medhetmek maksadıyla “Na’t-ı Şerif”,  “Na’t-ı Resul”, “Na’t-ı Nebevi” ve “Na’t-ı Peygamberi” gibi isimler verilir.”

Konyalı Şair Şeyyad Hamza’nın “Senin aşkın kamu derde devadır ya Rasulallah/ Senen katında hacetler revadır ya Rasulallah” beytiyle başlayan 13 beyitlik na’tının örnekler sunan Dr. Çıpan, “Şeyyad Hamza mahlas beytinde, Hz. Peygamber’i övmenin, Cenab-ı Hakk’ın bir ihsanı olduğunu söyler: “Şeyyad Hamza ol şahdan diler kim kurtula ahdan/ Seni methetmek Allah’dan atadır ya Rasulallah”  diye konuştu.

Arap Edebiyatında Resul-i Ekrem’i medh sadedinde söylenmiş ilk şiiri Es’ad Ebu Kerib El-Himyeri’ye ait olduğunu belirten Çıpan, daha sonra Hassan bin Sabit,  İbn Abbas ve Abdullah bin Revaha’yı sayarken Fars edebiyatındaki şairleri de şöyle sıraladı: Hakim Sena’i, Feridüddin-i Attar, Şeyh Sadi-i Şirazi, Molla Cami, Türk asıllı Genceli Nizami ile Emir Hüsrev Dihlevi.”

Çıpan, Türk Edebiyatında Anadolu sahası dışında İslami Türk Edebiyatı’na ait ilk eserleri vücuda getiren şair ve ebiyatçıları da şöyle sıraladı: Yusuf Has Hacib, Mevlana Lütfi, Hüseyin Baykara, Ali Şir Neva’i. Peygamber Efendimiz’i öven âşık edebiyatımızı temsilen de şu şairleri sayabiliriz: Âşık Ömer, Gevhari, Kuloğlu, Emrah, Dertli ve Zihni. Tasavvuf edebiyatımız açısından da Yunus Emre, Hacı Bayram Veli, Eşrefoğlu Rumi, Ruşeni, Aziz Mahmud Hüda’i gibi pek çok şair, gönüllerindeki peygamber sevgisini en üst seviyede ifade etme gayreti içinde olmuşlardır.”

Dr. Mustafa Çıpan, Yaman Dede’nin bir Na’t-ı Şerifi’ni izleyenlere dinlettirdikten sonra sözlerine,  Peygamber Efendimiz’in devamlı olarak GÜL ile remzedildiğini belirterek Kul Nesimi’ye ait şu güzel dörtlüğü okuyarak son verdi:

“Gülden terazi tutarlar
Gülü gül ile tartarlar
Gül alır gül satarlar
Çarşı pazarı güldür gül.”

HABER MERKEZİ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.