Pekiyle Dolu Hep Karnem, Beni Bekler Babam Annem
Evet, dönem bitti. Çocuklar karnelerini aldı. Kimisi sevinçle ellerinde karneleri sallaya sallaya göğüsleri kabara kabara koşar adımlarla evlerinin yolunu tutacaklar. Anne ve babalarına en büyük hediyelerini sunacaklar. Anne ve babaları da onlara en büyük hediyeleri olan sevgilerini göstercek kucaklayacaklar, yanaklarına öpücükler konduracaklar. Aferin sözleriyle onları onurlandıracaklardır.
Okullu çocuklar, bir dönemi geride bırakmışlar, emek harcamışlar, planlı çalışmanın mükafatını takdir ve teşekkürle hak etmişlerdir. Sevgiyi, takdiri hak etmişlerdir. Lakin notları düşük çocuklar. Bu kadar şanslı olmayacaklar eve nasıl gideceğini hatta karnesini göstermemek için her yolu deneyeceklerdir. Bu çocukları da anlamak gerekir. Çocuk belki de ebeveynden sürekli suçlamayı öğrendiği için öğretmenleri suçlayacak kendine göre bahaneler üretecek, savunma mekanizmaları oluşturacak. Burada aslında suçlu ebeveyndir. Neden ebeveyn; harçlığını mı vermemiş? Kitabını mı almamış? Çocuk için gereken her şeyi yaptığına inanmış, hatta çocukluğunda baba ve annesin ona yaptıklarından kat kat daha fazlasını yapmıştır. Kendine göre her şeyi yapmıştır. Çocuk çalışmamaktadır. Suçlu çocuktur.
Lakin; öyle veliler var ki; bir dönem geride kalmış, okula gelip çocuğun durumunu sormamış. “Saldım çayıra mevlam kayıra” Hatta dönem içinde yapılan toplantıya dahi gelmemiş. Akşamları eve geldiğinde çocuk bir şey sormaya kalktığında: “Odana git, ders çalış, ödevlerini yap. Yorgunum zaten şurada biraz dinleneyim, televizyon seyredeyim” diyen babaların yanında birde kahvede gecesini tüketen babalara ne demeli, onlar zaten çocuklarına hiç zaman ayırmayı dahi düşünmemişler. Böyle velilerin çocuklara hiç mi hiç şakayet ve çocuğa kızma hakkı yoktur. Çocuğu sevmek ve ona gösterilen sevgi her zaman söylediğim gibi: “çocuğa zaman ayırma ile ölçülür”
Birde çocuğun zayıf dersleriyle değerlendirilmesi yanlıştır. Her insanın başarısı çalışmanın yanında kabiliyeti, istidadı ve yetenekleri yaratılış ile gelen özelliklerle ilgilidir.. Başarısız olduğu ders içinde çocuğu fazla hırpalamaya hele hele kişiliğine saldırıp rendice etmeye gerek yoktur. Başarılı olduğu derslerle değerlendirmelidir. Başarılı olduğu derslere göre çocuğun değerlendirilmeli ve bu başarıya göre onurlandırmalıdır. Başarılı dersleri ön plana çıkarıp çocuğu bu başarısından dolayı onurladırmalı, çocuk başarının hazzını tadınca diğer derslerde de başarılı olmak için çalışacaktır. Yoksa çocuğun başarısız derslerine göre değerlendirdiğimizde; çocuk kendini işe yaramaz biriymiş duygusuna kapılacak, ailesi için önemsiz biri olduğu düşünecek. Aileden hak ettiği sevgiyi görmediğini düşünecek ve bunun sebebide başarısız dersleri olduğunu düşünecek ve bu derslere karşı daha yılğın daha isteksiz çalışacaktır.
Halbuki ebeveyn çocuğun başarılı olduğu derslerle onu değerlendirmeye yönelirse, çocuk kendini başarılı biri olarak görecektir. Diğer dersleri de başarırım duygusunu yaşayıp. Bu duyguyu düşünceye dönüştürerek, çalışma azmini kendinde bulacaktır. Aile başarılı dersleri ön plana çıkarıp gerekli desteği çocuğa verirse: “Hatta çocuğa başarısız olduğu derse, yeterli zaman ayırırsan, başaracağını ona söylerse” Çocuk, başarısız olduğu derse yeterli zaman ayırarak onlardan da başarılı olacağını düşünecektir.
Ailenin vereceği samimi destekle, çocuğun başarısız olduğu derse karşı olumsuz tavrı olumluya dönüşecek, ben o dersi anlamıyorum, yapamıyorum, ön yargısı kırılmış olacaktır. Başarısız olduğu derse daha fazla zaman ayırmaya ve çalışmaya başlayacak. Çalışmayla beraber başarıda ardından gelecektir.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.